Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 43 dk.
Sayfa Sayısı:
96
Basım Tarihi:
Ağustos 2025
İlk Yayın Tarihi:
1984
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789750812729
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bazı duvarlar sebepsiz örülmez..
10/10
·96 syf.·
2026 64. kitabı
Rudolf, seni o kadar çok sevdim ki, insanlardan nefret etmene rağmen seni sevmekten vazgeçemedim. Sanırım seni anlayabiliyorum. İnsanlardan neden uzaklaştığını, neden etrafına duvarlar ördüğünü ve bu kitabın adının neden Beton olduğunu anlayabiliyorum. İnsan yaş aldıkça çevresindeki samimiyetsiz ve çıkarcı insanları daha net görmeye başlıyor. Bunun sonucunda da farkında olmadan kendine duvarlar örüyor. Ne gariptir ki bazen bu duvarların tuğlalarını en yakınlarımız koyuyor. Tıpkı Rudolf’un ablası gibi… Her fırsatta kardeşini aşağı çeken, yaptığı hiçbir şeyden memnun olmayan ve bunu alay konusu hâline getiren bir abla. Oysa kardeşlik böyle olmamalıydı. Kardeşlik, en zor zamanlarda yanında olmak değil miydi? Mutlu anlarında sevincini paylaşmak değil miydi? Yeni bir işe başladığında cesaret vermek, destek olmak değil miydi? Kitap boyunca Rudolf’un insanlara karşı ördüğü duvarlara değil, o duvarları örmek zorunda bırakılmasına öfkelendim. Çünkü kimse sebepsiz yere insanlardan uzaklaşmaz. Kimse durup dururken kalbinin etrafına beton dökmez. İnsanları kendinden uzaklaştıran şey çoğu zaman nefret değil, tekrar tekrar hayal kırıklığına uğramaktır. Bazen insan, kalbini taşa çevirdiği için değil; daha fazla kırılmamak için etrafına beton duvarlar örer. Bu kitap tam olarak bana bunu hissettirdi .. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın :)
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
Bu Yazarı Herkes Okumalı!
10/10
·100 syf.··
2023 35. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2023 23:03
YouTube kitap kanalımda Beton'u ve diğer Thomas Bernhard kitaplarını nasıl okumanız gerektiğinden bahsettim: ytbe.one/5bKKeH6c3Tw Sizi son zamanlarda okuduğum en çarpıcı yazarla tanıştırmak istiyorum. Onun adı Thomas Bernhard. Adına yakışır biçimde, insanı betona çarpmış kadar etkileyen bu kitabı okurken aklıma Nuri Bilge Ceylan'ın dediği bir söz geldi. Son filmi Kuru Otlar Üstüne için Cannes'da düzenlediği bir basın konferansında şöyle bir cümle söylemişti: "Hayatımızdan memnun değilsek, nerede olursak olalım başka bir yerde mutlu olabileceğimiz avuntusu bize iyi gelir." Bu cümleyi duyduğumdan beri hiç unutmuyorum, kelimesi kelimesine aklımda... Çünkü çok doğru. Stefan Zweig , II. Dünya Savaşı psikolojisinin ona yaşattığı baskıdan dolayı Brezilya'ya gitmişti. Ama aklındakilerden uzaklaşamadığı için orada karısıyla birlikte intihar etmişti. Demek ki biz bu dünyada nereye gidersek gidelim, bizimle birlikte kaçınılmaz olarak gelen bazı şeyler var. İşte bu kitaptaki Rudolf da "başka bir yerde mutlu olabileceğinin avuntusuyla" yaşayan ama yine en çok kendisinden kaçamayan bir karakter. Bulunduğumuz şehirlerde arayıp bulamadığımız aidiyetler bizi buna mecbur kılıyor. Aslında hayat bitmeyen bir aidiyet arama döngüsü gibi —bir türlü girdabından çıkamadığımız. Laurence Sterne'nin Tristram Shandy kitabının önsözünde Orhan Pamuk'un bahsettiği bir konuyu hatırlıyorum ve ben bu konuya çok önem veriyorum. İnsanoğlu, "küçük hikayeler"le oyalanmaktan "büyük hikaye"ye geçemiyor. Çünkü insanın dikkatini dağıtan, algısını kendisine çekmesini talep eden ve sorun üreten pek çok şey arasında yaşıyoruz. Bütün bunların yanı sıra ilk kez bir Bernhard kitabına böyle uzunca bir inceleme yazıyorum burada. Türkiye'deki okunma sayısının çok az olduğunu biliyorum. Bu yüzden bugüne kadar yaptığım gibi bu
Edebiyat
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
"Her Şey Bir Betonda Bitecek."
9/10
·100 syf.·
Beğendi
·
2023 38. kitabı
"Öyle bir ülkeden gideceğim ki, orada en aydınlık günde bile karanlık gece hüküm sürüyor ve orada esasen sadece bağırıp çağıran cahiller iktidarda." Rudolf, Mendelssohn Bartholdy üzerine, tasarladığı kitabı on yıldır yazamaz. Akciğer hastalığı yüzünden çektiği nefes darlığı ile Peiskam’da yaşadığı eve kendini kapatmıştır. Ablasının yanında olması ya da olmaması onun en büyük sorunu haline gelir. Ablasının varlığı bile onun için felakettir. Ablasının onu ele geçirdiğini ve ona karşı yenildiğini düşünür hayatı boyunca. Rudolf 'un yazamadığı yazısına can simidi olacağını sanıp yaptığı Mallorca yolculuğu da kitabın tüm gizemli kısmıdır. "Kendi kendimle bile nerdeyse artık uğraşacak durumda değilim." Thomas Bernhard 1931'de gayrimeşru bir çocuk olarak Hollanda'da dünyaya gelmiş, çocukluğunu Avusturya'da geçirmiştir. Bu dönemde yazar olan dedesi Johannes Freumbichler sayesinde edebiyat ve müzikle ilgilenmiştir. Akciğer hastalığı yüzünden 2 yılı aşkın bir süre sanatoryumda yatmıştır. Annesinin ölüm zamanına kadar kötü bir anne-çocuk ilişkileri olmuştur. Annesi tarafından şiddet gören bir çocukluk geçirmiştir Bernhard. Okurları tüm kitaplarının böyle olduğunu söyleseler de Beton'un yoğun otobiyografik ögeler taşıdığını söylemek mümkün hayatına göz atınca. Kadın düşmanlığı, babasını tanımamasından ve annesiyle kötü bir ilişkisi olduğundan; hasta karakter yaratması da yine kendi hayatını saran akciğer hastalığının etkisinden kaynaklanıyor diyebiliriz. İlişkileri iyi olmayan annesinin, Bernhard'a: "Baban sana bir kuruş bile vermiyor. Onun karşılığında devletin sana layık gördüğünden anla değerini." sözü de bu görüşü kanıtlayabilir. Yaşam bana zevk veriyor, acılarım olduğu halde Paragraf başları yok. Hikaye olay anlatımından ziyade üsluba dayanan tek paragraflık
Edebiyat
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2022 130. kitabı
DİPÇE : Çağdaş Avrupa edebiyatının hiddetli yazarlarından biri olan Bernhard, eserlerinde modern dünyanın kapılarını taşlar. Bernhard'ın bu kitaptaki sesi de Rudolf adlı bir müzikologdur. Varlıklı bir ailenin mirasçısı olan Rudolf, besteci Mendelssohn üzerine bir kitap yazmayı tasarlar,  bunun için uzun yıllar boyunca teferruatlı bir çalışma yapar ne var ki bu çalışmaları tertipleyip kitabı oluşturamaz. Rudolf'u bu sancılı süreçte bulur okur. Onu harekete geçiremeyen olgular esasında herkesi rahatsız edecek türdendir. Toplumun kokuşmuşluğu, toplumu yönetenlerin çıkarcı eylemleri, gösteriş ve kültür çatışması, ekonomik dengesizlikler...İnsanların tepki göstermesi gerektiği durumlarda çarkın işlenişini menfaatleri doğrultusunda desteklemeleri... Rudolf bu manzara karşısında donakalır. Sağlık sorunlarıyla yeterince cebelleşen Rudolf,  içinde bulunduğu toplum ile bir türlü uzlaşamaz. Dışarıya kendini kapatır, bu kez de kendi zihninin duvarlarına çarpar. Hayatında çok az insan vardır bunlardan biri ve en önemlisi olan ablası, kendisine tezat yaşam biçimi ve karakter yapısıyla Rudolf'a aşılmaz duvarlar örer. Abla toplumun mikro temsilcisidir. Kiliseyi, politikayı, kültürel snobluğu ablası üzerinden aktarır. Basitliğin ve bilgisizliğin rağbet gördüğü bu düzeni en yakını üzerinden gözlemlemek Rudolf'un kaldıramayacağı bir durumdur, üstelik ablasının zaman zaman haklı olması, onun gücünü iyice tüketir. Bu nedenle son bir hamleye karar verir. Çıkacağı yolculuk ona umut ışığı gibi görünür. Rudolf'un belleği modern dünyanın tükettiği insanın fotoğrafıdır. Tüm karamsarlığına rağmen okurun Bernhard'a tutkusu,  fotoğrafa her açıdan baktırmaktaki başarısında yatmaktadır. Bernhard'ı yeni okuyacaklar için,  yazarın yaşam öyküsüne bakmalarını öneririm. Eserlerindeki  serzenişlerin
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 00:39
Özel bir yazarla karşı karşıya olduğumu daha ilk kitabını okurken anlamıştım. Kesintisiz düşünce akışı, tekrarlar, uzun, soluk kesici cümleler, iç monologlar, döngüsel düşünceler, tekrar eden kelimeler, karakterlerin zihinsel çıkmazları… falan filan daha bir sürü şey. Ben de yazara uyuyorum ve onun tarzına az çok benzer bir yazıyı deneyerek Beton’u anlatmayı deniyorum, tıpkı burada olduğu gibi(#54477267). Roman yazmak istiyorsunuz, yıllardır yazmayı düşündüğünüz, en ince ayrıntısına kadar zihninizde şekillendirdiğiniz, her bir detayını titizlikle araştırdığınız o büyük eseri tamamlamak istiyorsunuz, Felix Mendelssohn Bartholdy hakkında yazmanız gerektiğini, yıllardır onu düşündüğünüzü, bu konu üzerine çalıştığınızı, bu çalışmanın hayatınızdaki en önemli şey olduğunu biliyorsunuz, ancak bir türlü yazmaya başlayamıyorsunuz, yazmanın mümkün olmadığını, sürekli ertelediğinizi, hiçbir zaman tam olarak hazır olmadığınıza inandığınızı hissediyorsunuz, her şeyin yazmanıza engel olduğunu, en başta kendinizin, sonra bu evin, bu şehrin, bu hayatın ama en çok da kardeşiniz Elisabeth’in önünüzü tıkadığını fark ediyorsunuz, onun gelişiyle her şeyin mahvolduğunu, her şeyin altüst olduğunu, onun burada olduğu sürece çalışamayacağınızı, yazamayacağınızı, varlığının her şeyi mahvettiğini, her sözüyle, her tavrıyla sizi yargıladığını, küçümsediğini, onun başarısının sizin başarısızlığınızı daha da belirgin hale getirdiğini düşünüyorsunuz, onun olmadığı zamanlarda bile yazamamanın asıl nedeninin kardeşiniz değil, sizin erteleme alışkanlığınız, sizin kaçışınız, sizin bitmek bilmeyen bahaneleriniz olduğunu biliyorsunuz, yazmaya başladığınız anda her şeyin çökeceğini, aslında yazacak hiçbir şeyiniz olmadığını göreceğinizi seziyorsunuz, yıllardır zihninizde
1000Kitap
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
8/10
·98 syf.··
2019 29. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2019 23:49
Uzun zaman sonra tekrar Bernhard okumak beni iyi hissettirdi. Tıpkı henüz iyi tanımadığınız insanların arasında bir süre durup, daha sonra yıllarca tanışık olduğunuz bir insanın yanına gitmeniz gibi. Aşinalığın, alışılmışlığın verdiği rahatlığı ve sevinci duydum. Bernhard'la hayatta her karşılaşmamda (ki bu da yalnızca kitaplarla) o Bernhard'vari düşüncelere tekrardan şahit olmak hayat üzerine düşünsel anlamda kısılıp kalmama değil aksine daha da derin düşünmeme yol açıyor. Örneğin bir insanla yıllarca konuşursunuz ve o insanın yalnızca belirli konular üzerinde belirli noktalarda durduğunu anlarsınız. Bu yüzden düşünsel faaliyetiniz yalnızca o insanla iletişim kurduğunuz sürece perspektif olarak artmaz. Ama bu durum Bernhard'da tuhaf bir şekilde geçersiz kalıyor. Her eserinde o Bernhard'vari düşüncelere rastlasam da bu düşünceler beni kısıtlamıyor, tam tersine farklı konular üzerine daha da derin düşünmemi sağlıyor. Beton'da Rudolf isimli ruhu çoktan yaşlılıktan çürümüş, bedeni de bu çürümenin orta evrelerinde yani orta yaşlarında olan karakterimize tanık oluyoruz. Rudolf aslında bir düşün insanıdır, bilimsel çalışma, felsefi değerlendirme gibi şeylerde oldukça başarılı biridir. Bana göre bu ayrım herhangi bir konuda yapılan gözlemlerin ne kadar eleştirel olup olmadığına bağlıdır. En basit bir konuda bile insan eleştirel ve sorgulayıcı bakabilirse ancak hayatta derin bir felsefi gözlem yeteneğine sahip olabilir. Günlük hayatta kurduğumuz basit diyaloglardan tutun da bir trafik lambasında yeşil ışığın yanış süresine bile felsefi açıdan yaklaşabilmek bizi asıl bakılması gereken ciddi konulara da hazırladığından aslında bu bize sağlam bir temel oluşturur. Spora başlamadan önce yapılan ısınmalar gibidir bunlar. Karakterimiz Rudolf da bu ısınmaların adeta bir ustası haline
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
#1001kitap~~~
10/10
·100 syf.··
2021 193. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 03:13
Thomas Bernhard dan okuduğum 3.kitap olup ilk okuduğum kitabı Ungenach yazara başlangıç için uygun değildi ama 2.okudugum kitap olan Wittgenstein'ın Yeğeni ya da bu kitap yazara başlangıç için ideal bence, Ayfer Tunç un önerdiği yazarlar arasındadır, Thomas Bernhard için der ki otobiyografik öğeler bulundursa da, hep aynı konular etrafında yazsa da her okuduğumuzda başka 1anlam çıkaracağımız 1yazardir der ve gerçekten aslında öfkesini okurken 1önceki kitapta da kızmıştı diyor insan ama 1 bakmışız ki burdaki o kızdığı yer başka 1duruma bağlanmış :-))))) sevdiğim yazarı 1başka sevdiğim yazar önerince ozaman benim için o yazar daha da kıymetli oluyor... Thomas Bernhard okumayı çok seviyorum içindeki öfke durumunun dışa yansıması daha sevimli olamazdı sanırım okurken hem çok eğleniyor bu ofkesiyle insan, hem de epeyce düşünüyor, mesela öyle 1cümle ile başlıyor ki söylediği söz yok artık daha neler derken 1bakmışsiniz yazar gibi düşünüyorsunuz çünkü hemen söylediğine ikna olmuşsunuz :-))))) "Beton" kavramı başka 1kitapta daha güzel anlatılıp, anlamlandırılamazdı heralde bağladığı sonla unutulmazlarım arasına girmiştir kitap, konusu itibari ile Thomas Bernhard Beton’da, yazmak istediği yazısına, kendine özgü kesintisiz, kitap boyu tek paragrafta, otobiyografik öğeleri de dâhil ederek, Rudolf’un 1türlü başlayamadığı Felix Mendelssohn Bartholdy çalışması yani müzik yazısı, aslında zihinsel çalışmasının varlığıyla en büyük engel olarak gördüğü ablası onun felaketi gibidir, kitapta abla düşünceleri okadar toplumsal gerçek ki kendisi ile Rudolf u kıyaslandığında ne kadar ters karakterler olduğu hemen anlaşılıyor, Rudolf’un akciğer hastalığıyla yaşadığı nefes darlığını (yazar da gerçekten akciğerlerinden
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
“Kendimizi biz yapmadık.”
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2024 121. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2024 13:54
Modern dünyanın içine sıkışmış insanı, ha bugün ha yarın yapacağız diye ertelediğimiz, bizi tamamlayacağını sandığımız şeylerin ruhumuzda açtığı delikleri, kendimize biçtiğimiz rollerin içinde öyle gülünç öyle zavallı kalışımızı nefis anlatan bir kitap bu, nefis. Avusturyalı bir müzikolog, Rudolf, yıllardır kusursuz olmasını hayal ettiği bir çalışmayla uğraşıyor. Besteci Bartholdy hakkında yazmak istediği bir kitap var, on yıldır uğraştığı halde ilk cümlesini bile bulamadığı. İronik, tüm kitap gibi bu da ironik, tüm birikimiyle ve tüm kalbiyle yapmak istediği şeyi bulmuş ama ilk cümleyi bir türlü bulamamış. Akciğer hastalığından muzdarip, bir de ablasından. Aşağılamayla, manipülasyonla hayatı ona zehir eden ablasının evine, ömrüne sinen kokusundan kurtulmaya çalışıyor. Pencereleri, kapıları açıyor, ama nafile, koku gitmiyor. O kokudan, tiksinti veren siyasetten, dinden, gülünç bulduğu insan ilişkilerinden, içine sıkıştığı kısırdöngüden, evin içinde kendisini takip eden gölgesinden, gölgesinin ona fısıldadıklarından kaçıp gitmek istiyor. Palma’ya, o güneşli şehre, gurbete, o lacivert ülkeye. Kaçıyor sonra. Betona çarpacağı yere,“Kendimizi biz yapmadık.” diyeceği yere. Uf.
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
Bir Yazamayışın Hikâyesi
7/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2024 94. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 15:56
Saplantılarımızı zihnimize bir beton gibi döktük, bekledik sonra donsun diye. Artık sökmesi de imkânsızlaştı. Ne yapmalı? Bunu nasıl yerle bir etmeli? Yoksa beton ardında yaşamayı mı öğrenmeli? Ama gün gelir sıkışıp kalırsak, acılı acılı çıkmamız gerekecek oradan. Beton gibi kalırsak öleceğiz çünkü. Beton gibi kalmak durmaktır. Eylemsizliktir, hiçbir işe girişememektir. Girişememeyi sürdürdükçe kurur o beton. Atmalıyız şu ölü toprağını üzerimizden! "Mendelssohn Bartholdy" adlı bir eseri kafasında tasarlayan ama bir türlü yazmaya başlayamayan Rudolf'un sancılı zihnini okuduğumuz bir hikâye bu. Rudolf, nevrotik bir Oblomov gibi canlandı zihnimde. Yani Oblomov'a göre çok daha kaygılı ve panik atak eğilimleri olan bir karakter. Ablasının geçmişinden bugününe onun ruh dünyasını derinden sarsması, her başarısızlığında onu küçümsemesi, aşağılaması, işe yaramaz hissettirmesi ve pasif bir kişilik haline getirmesi sonucunda Rudolf'un ne kadar endişeli, obsesif, içe dönük ve öfkeli bir karaktere dönüştüğü iyi aktarılmıştı. Özellikle de karakterin kendisini obsesif biçimde eseri yazarken hayal ettiğini ama bir türlü başlayamadığını anlattığı şu bölüm çok güzeldi, Oblomov'u hatırlatmaması mümkün değil: #254716036 Var olmak için saplanmak değil devam etmek gerekir: #254726467 Rudolf'un ablasıyla olan ilişkisindeki takılmalar da onun saplantısıydı. Eserine başlayamamasının en önemli sebeplerinden biri buydu. Ablasının ona bu eseri yazamayacağını düşündürmesi, onu küçük görmesi ve onun başarısız olduğuna inandırması... Bu yüzden ablası varken var olduğu için yokken de yok olduğu için kendisine motivasyon üretemiyordu. Bunu biz de kendi psikolojimize benzer işleyen bir süreç olarak görebiliriz: Harekete geçmek için, bir
Dünya Edebiyatı
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 21:35
Beton karakterimiz Rudolf’un besteci Felix Mendelsshon Bartholdy hakkında 10 sene boyunca bir kitap yazmaya uğraşımasını anlatıyor.Bu süre içerisinde ablası ile beraber yaşayan Rudolf, ablasının devamlı baskısına maruz kalması, yazmasını eleştirilmesine karşı isyanını dile getirirken bir yandan da aslında kendini ve uğraşını kabul ettirme çabasını ele alıyor. Kitap yazarın bir otobiyografisi aslında ve karakterde kendinden çok yansımalar var. Örneğin aynı kendi gibi akciğer rahatsızlığı yaşıyor karakter.Kitabın teması topluma bir şey beğendirmek ya da toplum tarafından kabul görülmek ama bir yandan da herkesin bir şeylere fikri olmasını yetkin olsun olmasın eleştirmek. Beton gerçekten bir çok okurun yorumunda olduğu gibi kitap bittikten sonra insana duvara toslamış hissi veren bir kitap.Kız kardeşiyle arasındaki bağı, iletişimi, çatışmayı tasvir ettiği her cümle aslında yazarın karakter üzerinden kendi hakkında çok şey anlatıyor.
1000Kitap
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,406 okunma

Yazar Hakkında

Thomas BernhardYazar · 37 kitap
9 Şubat 1931'de Avusturyalı bir annebabanın evlilikdışı oğlu olarak Hollanda'da doğdu. Büyükannesiyle büyükbabasının yanında geçen çocukluk yılları sırasında (1932-42) Avusturya'nın çeşitli yerlerini dolaştı. İlk ve orta öğrenimini Salzburg'da yaptı. Ardından müzikoloji ve ticaret öğrenimi gördü. İlk yazısını 1950'de yayımladı. 1952-55 yılları arasında, Salzburg'daki Mozarteum'da müzik öğrenimine kaldığı yerden devam ederken Demokratisches Volksblatt gazetesinin adliye muhabirliğini yaptı. İtalya, Yugoslavya, İngiltere ve Polonya'da dolaştıktan sonra 1965'te Yukarı Avusturya'ya yerleşti. Aldığı birçok önemli ödül arasında 1970'teki Georg Büchner ödülü, 1971'deki Grillparzer ödülü, 1988'deki Prix de Medicis sayılabilir. Çok sayıda anlatı ve tiyatro eseri yazmış olan Thomas Bernhard'ın ilk anlatısı 1963'te çıkan Frost (Kırağı), son anlatısı ise 1988 tarihini taşıyan Auslöschung'dur (Sönüş). Türkçede yayımlanmış yapıtları arasında Odun Kesmek (YKY, 1999); Tiyatrocu (Mitos Boyut, 1999); Bir Çocuk (Mitos, 1997); Soluk Bir Karar (Mitos, 1997); Mahzen (Mitos Boyut, 1994); Neden (Mitos Boyut, 1993) ve Kahramanlar Alanı (Can, 1992) sayılabilir.