Nahide Dikel

Nahide Dikel

Tasarımcı
8.2/10
318 Kişi
·
1.193
Okunma
·
0
Beğeni
·
3
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Öncelikle Amin Maalouf 1993’te yazdığı Tanios Kayası ile Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Goncourt Ödülü’nü kazanmıştır ve bu ödül her yazara bir kere verilmekteymiş.
Osmanlı’nın artık iyiden iyiye çatırdadığı bir dönemde, Mehmet Ali Paşa’lı Mısır’ın şeyhler, derebeylikler, emirler arasındaki mücadelelerini, Fransız ihtilalinin Mısır’daki yansımalarını ele alıyor yazar. Ve tabii ki yaşananların Dağlılar üzerindeki etkileri.
Ve tarih yine gözler önüne öyle bir seriyor ki, yaşananlara sebep olan yine piyonlar değil, düzenin değişmesini sağlayıp, insanlığı sömürmeyi bekleyen dış güçler. Ama gerçekten bu bir sadakat ve serüven romanı (Yapı Kredi Yayınları – Tanios Kayası, arka kapak cümlesi). Henüz 16 yaşında aşık olup, kendini aşkında kaybeden bir oğul; oğlunun aşkı uğruna, yapılan haksızlıklara karşı ilk defa tavrını ortaya koyan, cinayet işleyen bir baba (ama gözümde asla katil değil). Baba oğulun Mısır’dan Kıbrıs’a kaçışı. Bu Dağ’ın emirinden, ölümden kaçışken, sürgün bir aşk içinken, henüz 18 yaşında Tanios’un kendini Dağ’ın kurtuluşundaki kilit adam olarak bulması, emirin hayatının Tanios’un iki dudağının arasında oluşunun hikayesi.
Olaylar öyle güzel anlatılıyor ki, hiç görmediğiniz Dağlılar arasında, şeyhin şatosunda, Lamia’nın bakışında, Tanios’un asi ruhunda, Papaz’ın evinde, kütüphanesinin raflarında, Katırcı Nadir’in gülüşünde, çeşme başında oyun oynayan çocukların yanında, kaçış yolunda gemide, Kıbrıs’ta Rum kahvesinde olabiliyorsunuz. Burnunuzda portakalın kokusu kalıyor. Ben oradaydım diyebilirim. Maalouf yalın ama büyülü bir dille sadece anlatmıyor, yaşatıyor da size olanları.
Semerkant hiç bitmesin isteyip, yarıya gelince başa dönüp kitabı tekrar okumuştum. Tanios Kayasıysa sabır gerektiren bir başlangıçla iyiki bırakmamışım dedirten harika bir eser. Ama çevirisine ayrıca bir hayran oldum: Işık Ergüden. Bu kitap çeviri değil, Türkçe yazılmış dedirtecek ustalıkta. Emeğine sağlık.
" Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı kentlerin yüzü ışırdı " der, Platon.

Kitabı okuyunca, Platonun ne kadar çok yerinde bir cümle kurduğuna şahit oldum. Düşünün ki, 2000 yıl önce yaşamış olan bir kişi var karşımızda ve hala ismini dilimizden düşürmeyiz. Yaptıklarını, söylevlerini mümkün olduğunca kendi dünyamızda uygulamaya çalışırız.

Neden mi! Çünkü, Marcus Aurelius 2000 yıl önce görmüş insanlığın doğa ve insan üzerindeki yıkımını... Gördüklerini de gün gün günlükler tutarak insanın ahlaklı ve erdemli olmasını kısaca, insan olmanın felsefesini hem kendisine hem de derleyen kişiler sayesinde biz okurlara anlatmış yazar.

Bazı düşünceler bir yada iki satıra sığacak kadar kısa, bazıları ise uzundur. Düşünceler alıntılardan ve stoacı ( " İnsan olmanın amacı mutluluktur. " sloganını benimsemiş kişilerin oluşturduğu felsefe okulu.) öğretilerden çağrışımlar taşımaktadır.

Ara sıra yazarın kendi düşüncelerine de rastladığımız düşünceleri, mutlaka okumalısınız. Asla pişman olmazsınız...
Amin Maalouf sizi alıp bir Ortadoğu kasabasında yaşayan insanların itaat, isyan, gelenek ve ihanet hikayelerinin birbirine karıştığı dünyaya götürüyor.
Romanlarını okuduğum zaman bu coğrafyanın imkan vermesede bireyselleşmenin ve hürriyetin ne denli önemli kavramlar olduğunu anlıyorum.
Kitabı üçüncü şahıs ağzından dinler gibi okumak beni rahatsız etmedi bilakis sonunu daha da merak etmeme yol açtı be heyecan kattı. Modern zamanımızın büyük yazarı Maalouf'un kitaplarını kaliteli baskılar ile bizlere ulaştıran YapıKredi Yayınları'na teşekkürler.
Bir Amin Maalouf kitabı daha biter. "Doğu'nun Limanları" ve "Semerkant" kadar etkileyici olmasa da güzel bir kitaptı ama şunu da belirtmem gerekir ki bazı yerlerinde çok sıkıldım. Kitap Tanios Kayası efsanesinin arkasındaki olayları ve bu efsanenin ana karakteri olan Tanios'un hayatını anlatıyor. Amin Maalouf'un tarihe olan ilgisini bu kitabında da - neredeyse her kitabında olduğu gibi - görüyoruz. :)
Yazarın her kitabı gibi oldukça sürükleyici bir hikaye. Dönemin Osmanlı hayatına (Taraflı da olsa) bir giriş.
Amin Maalouf'un ilginç bir şekilde Türk düşmanı olduğunu ispatlayabileceğim kitaplarından biri. Evet Türklerde sistem iyi değildi ancak bütün hataların adamın kitap konularını oluşturuyor. Nitekim kitapta da ortadoğu coğrafyasında sıkışmış bir köyün başından geçenlerde ciddi bir Türk yönetimi eleştirisi var.
Yaklaşık 2.000 yıl önce yaşamış bir düşünürün, bireysel ve toplumsal ahlak ve mutlu yaşam önerilerini okuyunca hayret ediyor insan. Kitabın giriş kısmı akıcı gelmeyebilir fakat sabırla ve dikkatle okunmasını öneririm.
Hele ki bu tür düşünce ürünlerine:
"Felsefe insanı inanç ve ahlak yönünden saptırıyor" formunda düşünenlerin, bu kalıbı aşmaları için ilaç gibi bir kitap.
Yky yayınları 169 sayfa, yaklaşık 9 tl değerindeki bu kitabı kütüphanenize kazandırmanızda fayda var.
Ali Rıza Malkoç
Yazarın Semerkant, Doğu'nun Limanları, Doğu'dan Uzakta, Ölümcül Kimlikler gibi kitaplarını okumamış olsaydım gerek kurgusuyla gerekse içeriğiyle şimdikinden daha çok beğenmiş olabilirdim. Ama bu kitabın diğerlerinden sonraya kalmış olması kitap için de benim için de bir talihsizlik oldu. Hiç Maalouf okumamış olanlara, akıcılığı sebebiyle çok keyifle okuyabilecekleri bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Mısır'da geçen hikaye yazarın diğer romanları gibi insanı hemencecik içine çekiveriyor.Sıkılmadan zevkle okuyabileceğiniz bir kitap.Yine de bana göre yazarın en iyi romanı Semerkant'tır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Anlatımını ve hikayenin kurgusunu oldukça başarılı buldum. Kolay okunan hatta ''su gibi'' akıp giden bir kitap.
Romanın kasvetli bir havası var. Belirsizlik ve gerilim içinde yaşanan, huzura hasret kalınan bir dönem anlatılmakta bu kitapta. Bir yanda iktidar savaşı sürdüren ''büyükler'', diğer tarafta ise bu savaşta mağdur olan ''küçükler''- yerli halk. Bol, bol siyaset içeren bir eser. Bundan dolayı ben okurken bazı yerlerinde sıkıldım.
Genel olarak bakıldığında güzel bir kitap ama her ne kadar masalımsı bir anlatım söz konusu olsa da büyüleyici değil. Özetle okumasanız da olur.
Amin Maalouf bu sefer de köklerinin olduğu coğrafyayı anlatmış. Ancak bu kez kahramanlar hristiyan Araplar. Açıkçası okurken bazen sıkıldığım yerler oldu. Asla bir Semerkant değilse de tipik bir Maalouf romanı.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1.193 okur okudu.
  • 52 okur okuyor.
  • 702 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.