Sınırda yaşamaktan, olaylarında anlamdan eser kalmamış ve her biri manasız ritüellere dönüşmüş, yabancı taraflarının ritüeli benden kaçmak olan bir dünyanın sınırlarında yaşamaktan usanmıştım.
Sürekli bir şeyler inşa ediyorsunuz ama tüm bu hummalı arayışlarınız aslında kaybettiğiniz bir başlangıç için; bütün binalarınız, şekilleri hafızanızın karanlık köşelerine inatla işlemiş altın tapınakları ve sarayları yeniden yaratabilmek için bulunduğunuz çaresiz girişimlerden başka bir şey değil.
Varacak bir yerimiz olmadığından, palmiye ağaçlarıyla kaplı beyaz bulvarların gerçek olmadığından korkuyorum. Var olanın yalnızca gece, lambaların ışığında dönüp duran kar taneleri, aydınlık pencerelerde karanlık mobilya görüntüleri ve duvarlarda, ağızları karla dolu gülen maskeler olduğundan korkuyorum.
Bir gün, parlak hayvanlar bizi evlerimizden ettiğinde ve bu karanlık geçitlerde yürümek zorunda bırakıldığımızda bu sessiz boşluklarla yüz yüze gelecek, kibrimizin cezasını ödeyeceğiz.