Madame Mireille

Övünecek kadar değerli bir şeyi olmayanlar, en çok övünenlerdi. Sessiz kalmak ve gevezelik eden kalabalığı görmezden gelmek: Gerçekten gurur duyulacak bir şeye sahip olduğunuzun kanıtı buydu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gurur neydi? Augustinus'a göre ilk günahtı, Papa Gregorius'a göre tüm kötülüklerin kaynağıydı. Platon'a göre Birinci Kat, timokratip ruha sahip olanları cezalandırırdı; adaleti, onuru ve güzelliği sevdiğini iddia eden ancak bu değerleri hayata geçirmek için gerekli fedakarlıkları yapmaktan ziyade vitrini korumaya daha çok özen verenleri. Konfüçyus'a göre Gurur Katı, nesnelerin öznelerini değil isimlerini kovalamakla meşgul olan xiaoren'leri, küçük insanları barındırırdı. İsim ile nesne arasındaki uyumsuzluk; işte bu, bu tüm teorilerin ortak noktasıydı. Peki, tüm bunların iyiliği tanımlamakla ne ilgisi vardı? İnsan iyiyi nasıl tanımlardı?
Gurur, büyüklenme, kibir. Güç zehirlenmesi, tanrılara meydan okuma; üstünlük kompleksi, büyüklenen zihin.
Herkes bilir ki bir kütüphane ne kadar güzel olursa, içinde yapılan çalışmalar da o kadar iyi olurdu. Güzel kütüphane demek de bağış demekti, destek demekti, en iyi koleksiyonları toplamak için zaman ve kaynak demekti. Daha da önemlisi, güzel kütüphaneler insana belli bir bakış açısı kazandırırdı. : Ortam önemliydi. Kişi, kütüphanenin kendisinden olmasını beklediği düşünüre dönüşürdü. Güzel kütüphaneler şöyle fısıldardı; 𝐵𝑢𝑟𝑎𝑑𝑎𝑛 𝑔𝑒𝑐̧𝑒𝑛 ℎ𝑒𝑟𝑘𝑒𝑠 𝑐̧𝑜𝑘 𝑜̈𝑛𝑒𝑚𝑙𝑖𝑑𝑖𝑟 𝑣𝑒 𝑠𝑒𝑛 𝑑𝑒 𝑜̈𝑛𝑒𝑚𝑙𝑖𝑠𝑖𝑛.
İnsan hayalperest olunca her şeyi yapabilirdi.