Hüsran içindeyken bulanık sularda ilerleriz ya da hüsranımızı bulandırıp arapsaçına çeviririz (sanki hüsran konusunda berraklık mümkündür ama bizim için değil).
Tragedyalar hüsrana uğramanın eşiğinde olan, bir şeye ihtiyaç duymaya başlayan bir kişiyle başlar ve ilk etapta anakarakterin gözünde henüz tragedya değildirler.
Tragedyaların açılış sahnesi, önce tanımlanması sonra da çözülmesi beklenen ivedi bir gerilimin dramatize edilmesini içerir. Tragedyanın başlarında herkes pragmatiktir; herkesin bir cevabı ve sorunun büyük ihtimalle çözüleceğine dair inancı vardır.
Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzuları kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.