*Spoiler içerir*
Benim için okuması zor bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Hermann'ın zihninde gezinti zor doğrusu. Hermann'ın kişilik bozukluğu olduğunu anlamak çok zaman almıyor.
Kendi illüzyonunda hapsolduğunu yavaşça fakedeceğimiz(benim için böyle oldu) Hermann'ın Prag seyahatinde neredeyse kendisinin ikizi olduğunu düşündüğü Felix ile tanışması ile başlıyor. Felix'i öldürüp hayat sigortasından alacağı para ile karısıyla beraber yaşama hayalleri kuruyor. Hikayeyi Hermann'ın ağzından dinlediğimiz için Felix gerçekten ona benziyor mu, bilmiyoruz ama aşırı inandırıcı anlatıldığı için Hermann'a inanma noktasına geliyoruz.
Hermann'ın kendine duyduğu hayranlığı her sayfada hissediliyor. Ve Felix ile olan planını kusursuz bir sanat olarak görüyor. Cinayeti işlemesi onun mükemmel bir şaheseri (!) gibi anlatıyor. Bu anlatımlar rahatsız vericiydi benim için, tedirginlikle okudum diyebilirim.
Bu planı eşine anlattığı bölümde çok güzeldi. Eşinden devamlı olarak küçümseyerek bahsediyor. Eşi Lydia kayıtsız şartsız onu seviyor ve her şeyini onaylayan birisi, ayna gibi. Hermann'a narsist diyebilirsek eğer narsist kurbanı Lydia denilebilir.
Hermann'ın gerçeklikten kopuk zihninde kusursuz sandığı/anlattığı planın başarısızlığa uğradığında bile Hermann hala sanat eseri olarak anlatmaya devam ediyor. Hermann kendi kurduğu illüzyondan çıkamıyor ve hala kendini üstün sanatçı ve planını şaheser olarak görüyor.
Bahsettiğim gibi rahatsız ediciydi benim için ama kendine hayran bir zihin içinde gezinti güzeldi.