Adı:
Cinnet
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501432
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Despair
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Cinnet
Despair
Yazma gücümden ve fikirleri en yüksek zerafet ve canlılıkla ifade etmekteki harikulade yeteneğimden kesinkes emin olmasam hikâyeme, aşağı yukarı, böyle başlamayı kararlaştırmıştım. Dahası, okuyucunun dikkatini şu gerçeğe çekmeliydim; eğer bu güçten, bu yetenekten, vesaire, yoksun olsa idim, sadece kısa süre önce olup biten kimi olaylar anlatmamış olmazdım, anlatacak bir şey de olmamış olurdu, çünkü, mülayim okuyucu, zaten hiçbir şey olmamış olurdu...
(Cinnet, Sayfa 7)

"Cinnet, cinayet ve delilik hakkındadır; sarsan, kahkahalar attıran inanılmaz cüretkâr bir roman."
-Martin Amis-

"Nabokov'un köksüzlüğü, Hermann Karloviç'inki gibi, mutlaktır. O, karşı çıkmak için bile olsa, herhangi bir toplumla ilgilenmez, çünkü herhangi bir topluma ait değildir."
-Jean-Paul Sartre-
215 syf.
***Başlarken şu sözü şiar edinelim:"Edebiyat Aşktır. "Şimdi devam edebiliriz.

Bana dünya edebiyatının en usta üç ismini sorsalar, cevaplarım hep aynı olacak ve Nabokov bu üçlünün içinde her daim yer alacaktır. Diğerleri ise William Faulkner ve Paul Auster 'dir. Bu üç isim nezdimde tartışmaya kapalı yazarlardır.

Evet Nabokov, duyulduğu ve bilindiği gibi zor bir yazar. Ancak, onun etki alanına girip, eteklerinden yakalayınca, okuması da anlaması da kolaylaşıyor, okuru şaşırtıp, şöyle bir sarstığı ayırdına varılınca bir Nabokov müptelası olmanız kaçınılmaz hale geliyor.

Okuduğum diğer Nabokov kitaplarından farklı bir üslup ve içerikteydi Cinnet. Zaten yazar da bunu ilk satırlarda belirtiyor:

"Cinnet diğer kitaplarımın akrabasıdır ve onlar gibi ne bir toplumsal eleştiri içerir, ne de koşa koşa getirdiği ağzına sıkıştırılmış bir mesajı vardır. Ne insanın ruhsal organını uyarır ne de insanlığa doğru çıkış kapısını gösterir. Heyecanlı propagandayla yuhalanma arasındaki kısa yankı koridorunda öylesine kendinden geçerek alkışlanan ağır, kaba romanlardan daha az fikir içerir...”

Orijinal Rusça metni, - son derece hoş tınılı bir çığlık- anlamına gelen "Oçayaniye" ismini taşıyan, İngilizce'ye yazarın bizzat kendisi tarafından "Despair"(Uyumsuzluk) olarak çevrilen bu eseri Nabokov 1932 yılında Berlin'de kaleme alıyor. Paris'e yayımlanan Sovremenye Zapiski adlı göçmen dergisi, 1934 yılında bu metinleri tefrika ediyor ve yine göçmen bir yayınevi olan Petropolis ise eseri kitaplaştırarak 1926 yılında basıyor. Zira Nabokov, o dönemin yasaklı yazarlarının başında geliyor. Nabokov'un anadili ile yazdığı Rusça'dan direkt Türkçeye çevrilmiş bir kitabı henüz yok. Türkçe olarak yayımlanan tüm kitapları İngilizce çeviriler üzerinden yapılmış durumda. Çünkü yazarın dili, üslubu ve kullanmış olduğu kelimeler, Rus çevirmenlerimizin boyunu aşıcı nitelikte imiş. Bana kalırsa sırf Nabokov'un hakkıyla özümseyebilmek için bile olsa insan Rusça öğrenmeli :-)
Eserin orijinal isimleri ile Türkçesi arasındaki bu farklılığın ve alakasızlığın nedeni ise yıllardır tartışma konusu imiş. Çevirmenimiz Nazım Dikbaş'ın , Nabokov'un bu eser dahilinde yarattığı Hermann'ın yazdığı romandaki bir pasajdan yola çıkarak bu ismi seçtiğini gönül rahatlığı ile söyleyebilirim:

"Her şeyden kuşkulanmaya başladım, temel şeylerden kuşkulanmaya ve geriye kalan az biraz hayatımın tamamının bu kuşkuyu dağıtmak üzere beyhude bir mücadeleyle geçeceğini anladım, lanetlenmişlerin acı tebessümüyle gülümsedim ve acıyla çığlık atan küt bir kalemle hızla ve koca harflerle eserimin ilk sayfasına "CİNNET" yazdım; daha iyi bir başlık aramaya gerek yok."

Çikolata imalatı ile uğraşan ana karakterimiz Hermann Karloviç, Kuşbeyinli diye hitap ettiği karısı ve karısının kuzeni ile birlikte yaşayan, sıradan hayat süren bir kişidir. İş için günün birinde Prag'a giden Hermann, fizik olarak kendisine ikiz olabilecek derecede benzeyen Felix ile tanışır. Bu tanışıklık, tekdüze bir yaşamdan sıkılan ve yaşamında köklü bir değişiklik arzulayan Hermann için bulunmaz bir nimetti ve pek tabii ki o da bunu fırsata çevirecekti... İçeriğinde yoğun bir şekilde edebi atıflar barındıran kitap aslında biraz da polisiye bir içeriğe sahip ve bunu biz kitabın sonunda anlıyoruz. Nabokov'un bu cinayeti sonda vermesinin sebebi ise, o ana kadar yazdığı şeylere, olay örgüsünün akışına ve emeğine saygı beklentisiymiş.

Oldukça sıradan ve vasat bir konuyu, ustalık ile yoğurup sunmuş bizlere yazar. Her kitabını bitirdiğimde olduğu gibi, yine Nabokov'un bir kelime cambazı olduğunu düşünmeden edemedim.
Nabokov'un ince zekası, harikulade kelime oyunları ve aralara serpiştirdiği novellalar sayesinde, sıradan polisiyeler arasından sıyrılarak, literatürlerde kendine farklı ve sağlam bir yer edinmiş CİNNET. Emsallerinin aksine, katilin cinayet anında ve sonrasında yaşadıklarından ziyade, cinayete sebebiyet veren olaylar irdeleniyor.
Bu cinayet ekseninde din, Tanrı, felsefe, Marksizm, kadercilik, komünizm ve dönemin SSCB'i hakkında da bizlere bilgiler aktarılıyor.

Yer yer modern yer yer de Postmodern ögelerden yararlanan yazar, eserin bütününe hakim olan bilinç akışı tekniğini de yerli yerinde ve kararında kullanmış. Eserin 1978 yapımı, ödüllü bir de sinema uyarlaması mevcut.

**1914'ün sonundan 1919'un ortasına kadar tam 1018 kitap okudum... hesabını tutuyordum.

**Bazen kendi kendime sorardım, neyini sevdim diye. Belki süzgün gözlerinin sıcak ela gözbebeklerini, belki ne olursa olsun yaptırmaktan geri durmadığı kumral saçlarındaki kendiliğinden yana giden dalgayı ya da dolgun omuzlarının o kendine özgü hareketini. Ama zannederim işin doğrusu, beni sevdiği için seviyordum onu.

**Sanat, sanat için çünkü etrafta kimse yoktu.

**Dinliyordu, bu kesin. Beni dinlemesini dinledim. Benim onun beni dinlemesini dinlememi dinledi. Bir şey koptu. Hiç de düşündüğümü zannettiğim şeyi düşünmediğimi fark ettim; bilincimin tökezleyişini yakalamaya çalıştım, ama yolumu şaşırıverdim.

**İşte, sorun tam burada zaten:bir mesleki hile, edebiyat düşkünü yazarlık meraklılarının giye giye paçavrasını çıkardıkları sefil bir urba bu, bana yakışmıyor, çünkü ben artık kendimi tamamıyla gerçeğe adadım.
215 syf.
·2 günde·1/10 puan
bu kitap hakkında ne yazsam bilmiyorum ya. Koğuşta bir arkadaştan almıştım. Okumaya başladım. Yüzüncü sayfaya geldim baktım hala bir şey olmuyor. yanımdakilere dedim ki ya bu kitabı elimden alın ya da kendinizi kollayın. Çünkü cidden cinnet geçirecektim. Başlarında çok yoğun betimlemeler vardı sayfalarca süren. sonra dedim neyse heralde ortalarda olay vardır. Fakat yoktu. tüm olayı kitabın son dört beş sayfasına sıkıştırmış yazarımız. bu kitabı görünce kaçın millet. Benim yaptığımı yapmayın. Hala psikolojik tedavi görüyorum
215 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Kimi eleştirmenlere göre, “Cinnet” Nabokov’un diğer eserlerine oranla en yavan kalan eseri.. Eleştirmenler “Ada ya da Arzu” kitabıyla kıyaslamış olmalı ( ki kitap dünya klasikleri arasında okunması en zor kitaplardan biri).. Ben hiç kıyaslamaya girmeden Cinnet’i tavsiye listeme alıyorum çünkü kitabın ilk yarısını ikinci kez okuyor olmama rağmen bir an bile sıkmadı, su gibi akıp gitti.. Nabokov sizi deliliğin sınırlarında gezdirirken;bol mizah ve tadında ince mesajlar da baş başa bırakıyor.. Ben çok sevdim okuyacak olan on kişiden en az sekizinin de beğeneceğine eminim..Nabokov’la güzel bir tanışma kitabı olur diye düşünüyorum..
215 syf.
·Puan vermedi
“ Sık ağaçlıklı bir yolda size yönünüzü gösterecek bir pusula ya da harita olmadan gecenin kör karanlığında yürüyebilirsiniz isterseniz. Daha önce hiç gitmediğiniz, sokaklarına aşina olmadığınız, konuşulan dili dahi bilmediğiniz devasa bir şehirde başıboş, amaçsızca dolaşabilirsiniz. Tipinin gözleri kör ettiği, kar soğuğunun insanın hevesini yerle yeksan ettiği, aklınızdan geçen düşüncelerin bile donayazdığı bir mevsimde gezip tozabilirsiniz. Ya da bunları yapmaya üşenerek elinize bir Nabokov kitabı alır ve aşağı yukarı aynı hisleri oturduğunuz yerden deneyimleyebilirsiniz.”
Cinnet benim için okunmasi biraz zor Nabokov ise üslup olarak bana oldukça farkli geldi. Samimi fakat konu olarak biraz dağınık olduğundan beni kitaba baglayamadi yada ben baglanamadim. Başka bi dönemde tekrar okumayi deneyebilirim ..
215 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazarın üslubuna alışık olmayan biri için anlaşılması zor bir kitap. Fakat konunun tersine okurken eğlendim ben. Bunun sebebi de sanırsam dili kullanma şekli. Farklı bir şey okumak isteyenler deneyebilir.
“Dinliyordu, bu kesin. Beni dinlemesini dinledim. Benim onun beni dinlemesini dinlememi dinledi. Bir şey koptu. Hiç de düşündüğümü zannettiğim şeyi düşünmediğimi fark ettim; bilincimin tökezleyişini yakalamaya çalıştım, ama yolumu şaşırıverdim.”
"İnsan okulda ne öğrenir ki? Hiçbir şey. Akıllıysan, dersler ne işe yarar? Esas olan Doğa'dır. Politika mesela, beni cezbetmiyor. Genelinde... dünya, bilirsin rezil bir yer. "
Vladimir Nabokov
Sayfa 84 - İletişim
"..Başlarken, şu sözü şiar edinelim (sadece bu bölüm için değil, genel olarak):
Edebiyat Aşktır. Şimdi devam edebiliriz.."
"..Dinliyordu, bu kesin. Beni dinlemesini dinledim. Benim onun beni dinlemesini dinlememi dinledi. Bir şey koptu. Hiç de düşündüğümü zannettiğim şeyi düşünmediğimi fark ettim; bilincimin tökezleyişini yakalamaya çalıştım, ama yolumu şaşırıverdim.."
Ona baktıkça, içimdeki her şey parçalara ayrılıyor ve parçalar bir binanın onuncu katından hızla aşağı savruluyordu sanki.
Aylardan haziranın mehtapla buluştuğu gecelerde, en sarsılmaz kanaatleri parmaklarının ucuna basa basa göçerlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinnet
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501432
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Despair
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Cinnet
Despair
Yazma gücümden ve fikirleri en yüksek zerafet ve canlılıkla ifade etmekteki harikulade yeteneğimden kesinkes emin olmasam hikâyeme, aşağı yukarı, böyle başlamayı kararlaştırmıştım. Dahası, okuyucunun dikkatini şu gerçeğe çekmeliydim; eğer bu güçten, bu yetenekten, vesaire, yoksun olsa idim, sadece kısa süre önce olup biten kimi olaylar anlatmamış olmazdım, anlatacak bir şey de olmamış olurdu, çünkü, mülayim okuyucu, zaten hiçbir şey olmamış olurdu...
(Cinnet, Sayfa 7)

"Cinnet, cinayet ve delilik hakkındadır; sarsan, kahkahalar attıran inanılmaz cüretkâr bir roman."
-Martin Amis-

"Nabokov'un köksüzlüğü, Hermann Karloviç'inki gibi, mutlaktır. O, karşı çıkmak için bile olsa, herhangi bir toplumla ilgilenmez, çünkü herhangi bir topluma ait değildir."
-Jean-Paul Sartre-

Kitabı okuyanlar 98 okur

  • “hayretdiyebiri”
  • Kaan
  • Mehmet Ilgaz Büyüktaşkın
  • Seval Yılmaz
  • Nuchnib
  • Meursault
  • pranvera
  • JASCHARR
  • tuğba
  • Embiye TAHİROĞLU ÖZKAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%11.1
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%38.9
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.8
Erkek
%55.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.8 (4)
9
%17.2 (5)
8
%20.7 (6)
7
%17.2 (5)
6
%13.8 (4)
5
%0
4
%6.9 (2)
3
%0
2
%3.4 (1)
1
%3.4 (1)