Lolita (Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.953
Gösterim
Adı:
Lolita
Alt başlık:
Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701012
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lolita, Or The Confessions Of A White Widowed Male
Çeviri:
Fatih Özgüven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.
Lolita, bir dönemin yasaklı kitabı, adı ve konusu itibariyle az çok neden bahsettiği tahmin edilebilir ve bu nedenle kaçınılan, tiksinti verebileceği düşünülen bir kitap. Orta yaşlı bir adamın 11-12 yaşlarında küçük bir kıza olan saplantısı ve küçük kızın ona olan mecburi bağlılığı üzerine kurulan sağlıksız ilişkiyi anlatan bir kitap ne kadar güzel olabilir ki diyebilirsiniz. İşte edebiyatın güzelliği, naifligi de burada ortaya çıkıyor. Bir pedofiliyi, aklımızın hayalimizin almayacağı korkunç bir çocuk istismarını, arkasında yatan sebepleri dantel gibi işleyen, bu sağlıksız ilişki üzerinden Amerikan toplumunu, aile yapısını, kurumların umursamazligini taşlayan, ebeveynlik ve eğitim konusunda büyük dersler veren, okudukça hayretler içinde bırakan müthiş bir eser. Anne baba ve eğitimcilerin okuması gerektiği salık veriliyor. Nabokov'un bu eseri, yazıldığı yüzyılın en iyi romanlarından seçilmiş. 1960lar ve 90larda çekilmiş iki farklı oyuncu kadrosuyla denenmiş iki filmi de var. Filmi izlemeye yürek dayanır mı bilmem ama kitabı edebiyat sever herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Bataille edebiyat üzerine kaleme aldığı kitabında, edebiyatın artık suçunu itiraf etmesi gerektiğini çünkü onun masumiyetten çok günahtan beslendiğini söylemiştir. İçerisinde büyük gerilimler barındırmayan, tutku ve pişmanlık ekseninde örülmeyen birçok edebi eserin samanımsı tadının hala ağzımda kalmasından hareketle Bataille'e katılmadan edemiyorum. Bir tarafta karşı koyulamayacak, insanı büyük günahlara sürükleyecek derecede güçlü tutkular, öbür tarafta tutkunun tatmininden sonra gelen o baş döndürücü pişmanlık ve aşağılanmışlık hissi, birçok büyük eserin bel kemiğini oluşturmuştur. Lakin edebiyatçıyı bir “duygu dünyası kâşifi” olarak ele alırsak, çağımızda birçok ırmağa isim verilmiş, birçok dağın yüzölçümü saptanmıştır. Geriye çoğu kâşifin korkusundan ya da tiksintisinden yaklaşamadığı iğrenç bataklıklar ve derin okyanus tabanları kalmıştır. Nabokov da bu eserinde birçok kâşifin gördüğü anda burnunu kapatarak yanından geçtiği o iğrenç kokulu bataklığın içerisine dalıyor: pedofilinin.

Nabokov ‘un 20. yy’ın en büyük edebiyatçılarından birisi olmasında onun aynı zamanda bir sinestetik olmasının büyük bir etkisi var diye düşünüyorum. Yani renklerin tadını alır, müziğin görüntüsünü görür Nabokov. Edebiyat için bundan daha uygun bir hastalık (?) olamaz muhtemelen. Lolita’da da akla hayale gelmez müthiş betimlemelerin ve saptamaların eşliğinde bataklığın yüzölçümünü alma imkânına erişiyorsunuz. Çocuk gibi masum ve temiz bir şeye karşı tutkulu cinsel duygular beslemek, çoğu pedofili vakasında görüldüğü üzere, duyguyu besleyenin bile kaldıramayacağı derecede bir iğrençlik olarak nüksetmiştir bünyemize. İşte günahın gerilimi konusunda çıtayı epey yukarıya taşıyan Nabokov, belki de 21. yy insanını şaşırtacak bir şey kalmadığı için bu derece hassas bir konuyu kalemine malzeme etmiştir. Roman didaktik bir roman değil, size pedofili olmanız gerektiğini söylemiyor ya da pedofiliyi övmüyor. Sadece o iğrenç olduğu derecede güçlü tutkuyu ve onun ardından gelen acılı ve sert aşağılanmayı betimleyerek ilerliyor. Bataklığın kokusuna tahammül edemiyorsanız, yakınında dolaşmayın. Bu kitabı okumayın…
“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta”
Muhteşem bir giriş.Roman,kahramanın kendisinden yaşca cok küçük olan bir kız çocuğuna karşı duydugu platonik aşkı konu ediniyor.Bazı bölümleri okurken roman kahramanindan iğrendim.Ahlaksız bir kitap gibi görünse de aslında almamız gereken bir ahlak dersi de var.Küçük kız Doleres in dramı göz yaşartacak cinsten.Romanın sonunda kahramanımız Humbert e acımadım da degil.Eser bir başyapıt okunması gereken bir kitap.
Bu kitap ile ilgili ne yazacağımı uzun müddet düşündüm ama yine de doğru kelimeleri seçemeyebilirim mazur görün. Aldığım andan itibaren içimin ısınmadığı, ilk 120 sayfayı okuyup yarım bıraktığım, sonra ha gayret diyerek bitirdiğim Lolita.. Kitabı anlamak için Nabokov’u ve postmodernizmi anlamak gerektiğini öğrendim. Kitap yalın ve akıcı bir anlatıma sahip merak uyandıran yer yer içinize oturan ögeler mevcut. Üzerine basa basa ‘ahlaki bir kitap’ olduğunu vurgulayan Nabokov; “Takdire değer okur kendisini okuduğu kitaptaki erkek ya da kadınla değil, o kitabı yaratan, kurgulayan akılla özdeşleştirir.” Diyor. Sanırım kitabını okuyan her okuru takdire değer okur olarak gördüğü ve onu anlayacağını umduğu için böyle bir konu seçmiş ya da daha yüksek ihtimal ne düşündüğünüz umrumda değil havasında olabilir. Tüm bunları anlamak, özdeşleştirmek, sindirmek bana biraz ağır geldiği için ben kitabı beğenmedim. Belki sonraki zamanlarda (hiç sanmıyorum ama) Nabokov’u anlayabilirim. Kitabın konusu bana göre fazlasıyla ahlak dışı olduğu için üsluptaki sanatsallığı, yazarın o arada yaptığı eleştirileri değindiği noktaları hiç anlamadığımı kitabı bitirdikten sonra okuduğum bir yazıda gördüm ve meğer neler neler varmış dedim. Velhasıl kelam ben bu kitabı beğenmedim arkadaşlar okumanızı tavsiye etmiyorum. İyi günler dilerim.
Okuduğunuzda şehvet ve sapkınlık sadece aklınızda kalıyorsa kitabı okumuşunuz demektir. Şehvet ve sapkınlık dışında; hisleri, duyguları, tasvirleri, acıları, hastalıkları, mutlulukları, evin arkasındaki bahçeyi, yaz kampını, gölde yüzmeyi, heyecanı ve daha nicelerini hatırlıyorsanız kitabı gerçekten okumuşunuz demektir. Zamanın da çok tartışılmış, yasaklanmış ve ahlaki olarak elbette kabul görülemeyecek bir konu. Daha da ilginci yazarın kendi kitabı için söyledikleri : "Edebiyat öğretimiyle uğraşanlar, 'Yazarın amacı nedir?' ya da daha kötüsü 'Bu herif ne söylemek istiyor?' gibi sorunlar yaratmaya pek yatkındırlar. Doğrusu, ben, bir kitap üzerinde çalışmaya başladığında o kitaptan bir an önce kurtulmaktan başka amacı olmayan yazarlardan biri olmak durumundayım... ''
'' Lolita'nın başında yararlandığım kimi teknikler ( Humbert'ın güncesi örneğin ) ilk okuyucularımdan kimilerini bunun açık saçık bir kitap olduğunu düşünme yanlışına götürdü. Erotik sahnelerin gitgide yoğunlaşarak art arda dizilmesini beklediler. Bu sahnelerin arkası kesildiğinde, okuyucu da kesildi, sıkıldı, kendini aldatılmış hissetti...''
'' Kimi sevgili okuyucular da kendilerine öğretmediği için Lolita'yı anlamsız bulacaklardır. Ben ne didaktik edebiyat yazarıyım, ne de edebiyatın okuruyum; kaldı ki John Ray'ın öne sürdüğünün aksine, Lolita yedeğinde ahlaki ders getiren bir kitap değildir. Benim için bir sanat eseri, kabaca 'estetik mutluluk' diyebileceğim şeyi sağladığı sürece varolur. ''
'' Öte yandan, yarattığım Humbert bir yabancı ve anarşisttir, supericikleri bir yana, daha birçok konuda onunla aynı düşünceleri paylaşmıyorum. ''
Karar sizin :)
Evet, Lolita filmi beni çok etkilediği için kitabını da okumayalım diyerek, okumaya başladığım bir eserdir. Kitapla film neredeyse aynı tabii kitapta ayrıntı çok daha fazla olayları derinlemesine ele alıyor sonuçta. Ama kitabı okurken ilerleyemiyorsunuz, neden derseniz o kadar küçücük ayrıntı ve benzetme yapılmış ki konuya gelene kadar resmen kitabı yarılamış oluyorsunuz bu durum da sıktığı için kitapla boğuşuyorsunuz resmen.. Neyse kısaca beğendim ama tabii ki sonra durumlar yavaş yavaş hızlanmaya başlayınca ve kişinin içsel hesapları, kendini sorgulaması okuyucuyla konuşması ve empati yapması gözüme çarptı.. Adamın neden o yaşta bir kızı çekici bulduğu zaten konunun başında belli ediyor kendini.. Çocukluk aşkı yüzünden, bu durum onda bir tür hastalık gibi bir takıntı yaratıyor.. Hep o geçmişteki aşkı "Lolita'yı" arıyor.
Kitabı okumadan önce sanatın bir şeyler öğretmek gibi bi gayesinin olmadığını aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor. Kitabımızın karakteri pedofili bir sapık. Kitapta hem enseste hem de küçük çocuklara olan şehvetten bolca bahsediliyor. Okurken çok rahatsız olduğumu söyleyebilirim ama farklı bi bakış açısını okumak güzel bir deneyimdi. Kitabın pedofiliyi akladığını ise düşünmüyorum. En başında küçük kızın rızası olsa dahi en sonunda böyle bi ilişkinin istismar olduğunu ve kalıcı hasarlara yol açtığını gösteren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarın anlatımını beğensem de aralarda okurken sıkıldığımı söyleyebilirim. Zaman geçirmek için okunabilir.
Evet büyük bir hevesle aldığım, okuma listelerinde hep hitlerde gördüğüm bu kitabı maalesef ( beklentimi çok yüksek tuttuğum için ) beğenemedim. Yazarın dili çok akıcı, kelimeler mükemmel, yormadan okutuyor yazar. Ama konu olarak gelirsek ensest bir ilişkiyi anlatmış. Çok fazla olaylar olaylar var sanmayın. Tek bir ilişki, şehvet, tutku.... Ama bu tutkuyu, şehveti öyle anlatmış ki maşallah. Bu kadar sayfaya bunu nasıl sığdırmış gerçekten muazzam. Olay ise üvey anneden olan çocuğa duyulan aşk. Annenin ölümü sonrası yaşanan olaylar ve büyük son. -Erotizm baya var kitapta.
-Zamanında yasaklanmış ve büyük eleştiri almış.
-Günlük şeklinde yazılmış.
-Superisi ne demek çok güzel anlatılmış.
-Soğukkanlılık çok iyi anlatılmış.
-Ana tema aşk, tutku, şehvet.
Ülkemizdeki olan olaylara bakarsak bununla çok büyük bir ilgisi yok. Daha doğrusu şöyle diyebilirim. Bazısı sapık olur şiddet uygular, ne bileyim bir sürü eziyet; bu romanda tam tersi büyük tutku, sevgi ve aşk. Ha onaylıyor muyum asla. Övüldüğü kadar bir roman mı ? Beklentiyi yüksek tutmayın. Aralarda sıkılabilirsiniz. Tavsiye eder misiniz derseniz ? Orta yaşlardaki bireylerin okumasını tavsiye ederim.

Yazarın kendi kitabını şu satırlarla anlatmış. Metni okumanızı tavsiye ediyorum.

Kimi sevgili okuyucular da kendilerine bir şey öğretmediği için Lolita'yı anlamsız bulacaklardır. Ben ne didaktik edebiyat yazarıyım, ne de edebiyatın okuruyum, kaldı ki John Ray'in öne sürdüğünün aksine, Lolita yedeğinde ahlâkî ders getiren bir kitap değildir. Benim için bir sanat eseri, kabaca 'estetik mutluluk' diyebileceğim şeyi sağladığı sürece varolur. Bu da, temel ölçüt olarak alman sanatın (merak, sevecenlik, yufka yüreklilik, haz) bir yerde herhangi bir biçimde öbür varoluş biçimleriyle kesiştiği bir varoluş durumudur. Geri kalanların hepsi ya güncel süprüntü ya da bazılarının Tezli Edebiyat dediği, çoğunlukla koca koca alçı kalıplar halinde dikkatle çağdan çağa aktarılan güncel süprüntüdür ki sonunda elinde çekiçle birinin gelip Balzac'ın , Gorki'nin, Mann'ın kafasını iyice bir yarmasını bekler.
Öncelikle bilmeyenler için şunu belirtmeliyim ki, "Lolita" erotik ya da pornografik bir kitap değil. Hani "Grinin Elli Tonu" ayarında bir sapkınlık hikayesi bekliyorsanız, yanılırsınız. Evet, baş karakterimiz Bay Humbert bir sapık, bunu kibarlaştırarak söylemenin anlamı yok. Ama kitaba konu olan, Bay Humbert'in Dolores'e (nam-ı diğer Lolita'ya) duyduğu büyük aşk. Kitabı genel olarak beğendim. Tek olumsuz kısmı, bazı yerlerin gereğinden fazla uzatılmasıydı. Uzun yıllardır listemde olduğu için bitirmenin hazzını daha yoğun yaşıyorum. "Lolita", Nabokov'dan okuduğum ikinci kitaptı, üçüncüyü okumak için sabırsızlanıyorum. Tavsiye ederim. =)
Günümüz turkiye sınırları içinde hem okunması; hem de okunmamasi gereken bir yazar. Kritik esiklerde cümle kesimlerini öyle güzel noktalarda yapıyor ki tamamen kitabin, yazarin ve okuyanin (yani sizin) ahlakı anlayisimizda bas basa bırakıyor.

Sanirim bir ara da ülkemizde yasaklı kitaplar listesinde kaldığını biliyorum. Zor bir kitap, sevebilirsiniz ya da hic sevmeyebilirsiniz de...

Ben açıkçası diğer kitaplarını merak ettim, bir göz gezdirmeye düşünüyorum.
Yorumumun bazı yerleri spoiler içerebilir. Her kitabı büyük umutlarla alırım, bazen bir kitabı almadan önce saatlerce araştırma yapar, kitap hakkındakı tüm kritikleri okumaya çalışırım. Yorumlarının çoğu şaşırtıcı bir şekilde olumlu olan bu kitabı da heyecanlı bir şekilde aldım, okumaya başladım ve beynimden vurulmuşa döndüm. Ben mezhebi geniş hatta gereğinden fazla geniş biri olarak kitabı okurken rahatsızlık duydum. Belki de orta sınıf ahlakım devreye girdi. Gündemde bu kadar çok çocuk tacizleri ve istismar haberleri varken okumam hataydı belki de bilemiyorum ama ne kadar zorlarsam zorlayayım kitabın yarısına bile gelemeden bıraktım. Çocuk tacizi, ne olursa olsun haklı ve mazur gösterilemez.
Sürükleyici ve yalın bir üslupla yazılmış bir kitap. Tek begendigim de dili oldu. Konusu beş para etmez. Hasta ruhlu sapık tiplere tahammül edemiyorum. Bu kitaba da tahammül edemedim.
Kendisiyle oyun oynamaktan vazgeçtiğimizde bir köpeğin kalbinin nasıl kırıldığını hangimiz bilebilir?
“Belki de bir gün, bir yerde, daha az rezil bir zamanda yine karşılaşırız.”
Vladimir Nabokov
Sayfa 121 - İletişim Yayınları, 16. Baskı, 2014, Çeviri: Fatih Özgüven
... ona baktım, baktım, şu an, öleceğimi nasıl biliyorsam, o anda da onu bu dünyada görüp göreceğim, ya da başka bir dünyada bulmayı umut edebileceğim her şeyden çok daha fazla sevdiğimi biliyordum.
Vladimir Nabokov
Sayfa 319 - İletişim Yayınları, 16. Baskı, 2014, Çeviri: Fatih Özgüven
Ne gariptir hayat! Peşine düştüğümüz kaderden kaçınmak isteriz bir yandan da!
Vladimir Nabokov
Sayfa 65 - İletişim Yayınları
Baktım uykusunda gülümsüyordu, alnından öptüm, onu geri dönmemek üzere terk ettim.
Vladimir Nabokov
Sayfa 308 - İletişim Yayınları, 16. Baskı, 2014, Çeviri: Fatih Özgüven
Gülünçlüğün, zavallılığın acılarıyla ıstıraplarının üstünde, kınamaların, azarların ötesindeydim.
Vladimir Nabokov
Sayfa 70 - İletişim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lolita
Alt başlık:
Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701012
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lolita, Or The Confessions Of A White Widowed Male
Çeviri:
Fatih Özgüven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 462 okur

  • Lettie Hepmstock
  • Gülan kandemir
  • Melek
  • Zennure Karaaslan
  • Hatice Akyol
  • merve
  • Zafer Çimen
  • Furkan Güreci
  • Serdal Şimşek
  • Kkk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.7
Erkek
%34.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.4 (35)
9
%19.2 (30)
8
%23.1 (36)
7
%13.5 (21)
6
%11.5 (18)
5
%5.1 (8)
4
%1.3 (2)
3
%2.6 (4)
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları