1000Kitap Logosu
Lolita
Lolita
Lolita

Lolita

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.7
553 Kişi
1.694
Okunma
465
Beğeni
37,5bin
Gösterim
364 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 10 sa. 19 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınevi · Nisan 2019 · Karton kapak · 9789754701012
Orijinal adı
Lolita or the Confessions of a White Widowed Male
Diğer baskılar
Lolita
Lolita
Lolita
Lolita
Lolita
Lolita
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.
4 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺38,24
7.7
10 üzerinden
553 Puan · 126 İnceleme
İza
Lolita'yı inceledi.
364 syf.
·
Puan vermedi
Bu Kitap hakkında inceleme yapabilmek için, yazarın iki eserini daha okuduğumu, sadece Lolita üzerinden bir değerlendirme yapmadığımı itiraf ederek başlayayım. Hassas bir konu olduğunu düşünürsek, objektif olabileceğime dair öz güvenimin çıtası oldukça düşük seviyelerdeydi çünkü. Tahmin edileceği üzere okunması oldukça zor, yorucu bir kitap.. Öyleyse neden okuyoruz böyle bir içeriği? Evet kimse bizi zorlamıyor, okuyalım diye kafamıza silah dayamıyor neyse ki. Ancak gelin görün ki böyle bir konu, "Özendirmeden nasıl anlatılır?" merakı, bizi kitabı okumaya itiveriyor, kendimizi durduramıyoruz. Çünkü bu gerçekleştirilebilirse müthiş başarı olurdu bir yazar için, bir insan için. Klasik bir okur olarak da bu başarıya tanık olma isteği ile başladım Nabokovu okumaya, hatta öyle ki yazarı ilk Lolita ile tanıma cüretini gösterdim. Yazarımız, anlatımdaki ustalığı ve parlak zekası ile sizi hemen yakalayıveriyor, ilk cümleden kiminle dans ettiğinizi anlıyorsunuz. Bu konuda emin ellerde olduğunuza güvenerek Nabokov ile yolculuğa çıkabilirsiniz. Lolita adlı eseri, içerik olarak, kendimce üç aşamaya ayırdım; 1. aşama; karakterin hiçbir savunmaya girmeden, çürümüş bir organizma olduğunun kabulü ile başlıyor, başlangıçta biz bağnaz okurlara kolaylık olsun diye olsa gerek. (yazar gerçek bir insan sarrafı çünkü bunu cebimize koyalım, okuru nasıl kendinden uzaklaştırıp, nasıl tekrar kendine çekeceğini çok iyi biliyor) 2. aşamada karakterin ham tutkusuna tanık oluyorsunuz; 9-12 yaş arasında Lo adlı, supericiği adını verdiği bir kıza nasıl tutku ile bağlandığını, akla hayale gelmez tabirlerle okumaya başladığınızda, yola devam edebilmek için kendinizi teskin etmeniz gerekecek, özellikle bir ebeveyn iseniz işiniz biraz daha zor olabilir. Ama ipleriniz yazarın elinde malum, çağrınıza kulak verip hemen size yardım elini uzatıveriyor, baş karakterin kendiyle dalga geçmesi, kendinden iğrenmesi okuduğumuz satırlardaki çürümüşlüğü azaltmasa da, yazar aklımızdan geçeni okuduğunu, adeta ensemizede olduğunu bize tekrar tekrar ispatlıyor. Sabrınızı zorlayan çoğu paragraftan sonra Nabokov'un alaycı bir tabirle size şöyle seslenişini duyuyorsunuz: “Çok kızdığını anladım, ama burada bırakamazsın, hadi bir yumruk at ve okumaya devam et.” Ya da alaycı yerine keskin mizah yeteneğini kullanarak diyelim en iyisi, yazarı çok sevenler gücenmesin. 3. aşamada da karakterimiz yavaş yavaş kendi acılarına iniyor olsa da, bu kısımda da fazla rahatlamayın, çünkü size bir özür sunmak niyetinde değil. Nihayetinde yazarın özendirici olup olmadığı ile ilgili garanti verircesine bir yorumda bulunmam yanlış olur, ancak o dönemde Amerikan toplumunu çok iyi topa tutmuş, arka planda ebeveynlere de çok iyi eleştiriler de var kabul, ama bunlar öyle zekice ve üstü kapalı iliştirilmiş ki onları yakalayabilmek için tüm dikkatinizi vermelisiniz, aksi halde o sihirli cümleler kaçıp gidebilir ellerinizden. Peki bu eser bana göre ne zaman keskin bir mesaj vermiş olurdu; Bu çürümüş beynin içinde bu kadar yüzeceğimize, on iki yaşındaki bu küçük kızın penceresinde daha mı fazla oyalansaydık, o pencerede de sıkıntı büyük çünkü ve bu taraf çok yüzeysel tutulmuş, kitabın sonlarına doğru satır aralarından yakalayabilirsiniz ancak. Bataklığın içine girmeye cesaret etmiş Nabakov, iyi de yapmış, ancak bu cesaret bize neyi anlatmış, size neyi anlatır, sizlerin takdiri... Yani iyi bir okur olduğunuzu kendinize yazarın başka kitaplarıyla ispatlayacaksanız, kendinizi başka bir eserle sınayacaksanız sizi kimse durdurmaz, çok bıçak sırtı bir konuya, herkes tarafından farklı anlaşılabilecek, kimine göre de hiç anlaşılmayacak bir açı ile yaklaşmış. O halde aklın yolu bir değil mi, bu kitabını geçelim diğerlerini okuyayım derseniz, onlarda da sizi bu kitaptaki kadar etkileyen zeka kıvılcımını yakalayamayabilirsiniz. Yazarın akıcı dilini, zekasını ve mizacını çok takdir ettiğimi tekrar tekrar hatırlatıyorum, ancak böyle hassas bir konuda o da çok takdir edilesi görünmeyebilir size ya da laubali gelebilir; gardınızı alarak, yazara bol şans vererek okumaya başlamanız tavsiyedir. Kitabı bitirdiğimde benim aklımda kalan tek şey; “Baba” figürünün bir kız çocuğunun hayatındaki kilit yerini anlamak oldu. Biz geleneksel bir bakış açısıyla Anne her şeydir diye düşünürüz ya hani, evladının ihtiyaçlarını daha o konuşmadan bilir, onu anlar. Belki de çok yanlış bir açıdan değerlendiriyoruz meseleyi. Bir kız çocuğu yetiştirmek ihtiyaçlarını kolay anlamanın çok çok öteside bir şey olmalı. Keyifli okumalar.
Lolita
7.7/10
· 1.694 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
17
Merve E.
Lolita'yı inceledi.
364 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Lolita, bir dönemin yasaklı kitabı, adı ve konusu itibariyle az çok neden bahsettiği tahmin edilebilir ve bu nedenle kaçınılan, tiksinti verebileceği düşünülen bir kitap. Orta yaşlı bir adamın 11-12 yaşlarında küçük bir kıza olan saplantısı ve küçük kızın ona olan mecburi bağlılığı üzerine kurulan sağlıksız ilişkiyi anlatan bir kitap ne kadar güzel olabilir ki diyebilirsiniz. İşte edebiyatın güzelliği, naifligi de burada ortaya çıkıyor. Bir pedofiliyi, aklımızın hayalimizin almayacağı korkunç bir çocuk istismarını, arkasında yatan sebepleri dantel gibi işleyen, bu sağlıksız ilişki üzerinden Amerikan toplumunu, aile yapısını, kurumların umursamazligini taşlayan, ebeveynlik ve eğitim konusunda büyük dersler veren, okudukça hayretler içinde bırakan müthiş bir eser. Anne baba ve eğitimcilerin okuması gerektiği salık veriliyor. Nabokov'un bu eseri, yazıldığı yüzyılın en iyi romanlarından seçilmiş. 1960lar ve 90larda çekilmiş iki farklı oyuncu kadrosuyla denenmiş iki filmi de var. Filmi izlemeye yürek dayanır mı bilmem ama kitabı edebiyat sever herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Lolita
7.7/10
· 1.694 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
117
Tuğba
Lolita'yı inceledi.
364 syf.
·
8 günde
·
6/10 puan
Kitap özelindeki yorumuma girmeden hemen önce -kişisel tecrübemden yola çıkarak- Nabokov okumaya bu eserle başlanmaması gerektiği uyarısını yapmak istiyorum. Çünkü konu itibariyle oldukça hassas, rahatsız edici ve esasında gerçek hayatta asla kabul edilebilir bir yanı olmayan pedofili faili ve mağduru anlatısını içeren bir eser Lolita. Dolayısıyla da yazarı okumaya bu eseriyle başlamak okurda -çok da şaşırtıcı olmayarak- bir önyargı ve uzaklaşma meydana getirebiliyor. Kitabın büyük bir kısmının anlatıcısı olan edebiyat profesörü Humbert Humbert, 10-13 yaşlarındaki çocukları arzulaması ile sapkın bir karakter. Yani pedofili faili. Lolita ise Humbert Humbert'ın türlü düzenbazlıklarla himayesine almayı başardığı, sistematik şekilde istismara uğrattığı 12-13 yaşlarındaki mağdur kız çocuğu. Humbert Humbert çocukluğundan beri yakın çevresindeki kayıplarla büyüyen bir karakter. Bundan yola çıkarak eserin ve karakterin psikolojik alt metni ele alınırsa Humbert Humbert'ın sapkınlığını çocukluk travmalarıyla ilişkilendirmek elbette mümkün. Karakter de tüm bunları ve edebî-sanatsal çağrışımlarını kullanarak okurda bir sempati ve anlayış uyandırmaya çalışıyor. Eser günlük yazım tekniğiyle oluşturulduğu için karakterle hep yüz yüze bir okuma gerçekleştiriyoruz. Humbert Humbert okura hapishane odasından sesleniyor ve okuma boyunca hepimiz mahkeme anını bekliyoruz. Dolayısıyla okurlar olarak yargıç ve jüri rolünü oynuyoruz. Humbert Humbert da bu yüzden türlü manipülasyonlarla okuru kendisine anlayış duyar seviyeye getirmeye çalışıyor. Eserin psikolojik alt metninden ve değerlendirmesinden yola çıkılarak yapılan bir grup yoruma göre Humbert Humbert şizofrenik kişilik bölünmesi yaşayan bir karakter. Eserde de özellikle bir noktadan sonra yaşananlar öyle tuhaf bir karmaşaya ve tutarsızlığa bürünüyor ki hangisi gerçek hangisi Humbert Humbert'ın yaratısı, sanrısı anlaşılmaz hâle geliyor. Bu bölümler düşünüldüğünde karakterin kişilik bölünmesi yaşıyor olduğu gerçeklik kazanıyor. Ben kitaba dair -konusu yüzünden- sevdim ya da sevmedim diyebileceğim cümleler kuramam. Kitapla aramda -iyi veya kötü- o denli bağ kuramadım yani. Maalesef bir grup okurun konusundan bağımsız tutmayı başararak almış olduğu edebî hazzı da hiçbir şekilde almadım. Kitabı hayatımın bir döneminde mutlaka okumak istiyordum, okudum ve rafa kaldırdım.
Lolita
7.7/10
· 1.694 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
364 syf.
·
5 günde
·
7/10 puan
‘‘Belki bir gün, bir yerde, daha az rezil bir zamanda yine karşılaşırız.’’ Sayfa 121 Lolita 1955 yılında Vladimir Nabokov’un kaleme aldığı Lolita eseri aslında bizlere ne anlatıyor? Öncelikle arka kapak yazısındaki bir alıntıyla başlayalım: ‘‘Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma,’’ demişler. Bu oldukça önemli bir cümle. Çünkü romanda sağlanan kurgu bence bunun üzerine kurulu. Lolita on iki, on üç yaşlarında bir kız çocuğu ve ana kahramanımız Humbert adındaki nispeten yaşlı bir adam. Eser boyunca hem Humbert’in aşk anlamında (kaçamak vs.) hem de yaşantı bakımından nelerle karşılaştığını okuyoruz. Tabii daha ön planda olanlar: Küçük Lolita’ya duyduğu aşk ve dahası… Fakat burada bazı okuyucuların kaçırdığı noktalar var. Öncelikle Amerikan ailelerin yaşam düzenleri ve ahlak anlayışı anlatılmış. Lolita’nın en büyük sorunu anne ve baba sevgisizliği gibi duruyor. Bu bağların kopuk olması da bizleri rahatsız edici bir tabloya (yaşanmaması daha iyi olacak) götürüyor. Kitap pedofiliyi anlatsa da bunun teşvik edici veyahut iyi bir şey olduğunu hiçbir satırda vurgulamıyor. Humbert karakterine kızsanız da onun da içinde bulunduğu pek sağlıklı bir durum yok elbette. Eserin bir diğer adı da Beyaz Irktan Dur Bir Erkeğin İtirafları, gerçekten itiraflar şeklinde ilerleyen bir anlatıma sahip. Bu da önemli bir nokta. Kitap iki kez filme de uyarlanmış, özellikle Kubrick uyarlaması eserin popüler olmasında önemli bir etken. Kitabın dili ise yer yer sıksa da bazı paragrafları okumak gerçekten keyifliydi. Nabokov sevdiğim yazarlardan bir tanesi bunu da belirtmem gerekiyor. Lolita benim Nabokov’dan okumuş olduğum üçüncü eser oldu. Belki şaşıracaksınız ama Lujin Savunması ve Cinnet eserlerini ben daha çok beğenmiştim. Lolita üçlü sıralamam da sonda yer alır. Yine her zaman söylediğim gibi eseri siz okuyup kendiniz karar verin…
Lolita
7.7/10
· 1.694 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
13