Giriş Yap

Lolita

Hakkında

364 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 10 sa. 19 dk.
Adı
Lolita
Orijinal adı
Lolita or the Confessions of a White Widowed Male
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınevi · Nisan 2019 (İlk yayınlanma: Eylül 1955) · Karton kapak · 9789754701012
Diğer baskılar
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.

Okurlar

Kadın% 67.0
Erkek% 33.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Puan ve İncelemeler

Tümünü Gör
7.610 üzerinden
678 Puan · 150 İnceleme
364 syf.
·
Puan vermedi
Bu Kitap hakkında inceleme yapabilmek için, yazarın iki eserini daha okuduğumu, sadece Lolita üzerinden bir değerlendirme yapmadığımı itiraf ederek başlayayım. Hassas bir konu olduğunu düşünürsek, objektif olabileceğime dair öz güvenimin çıtası oldukça düşük seviyelerdeydi çünkü. Tahmin edileceği üzere okunması oldukça zor, yorucu bir kitap.. Öyleyse neden okuyoruz böyle bir içeriği? Evet kimse bizi zorlamıyor, okuyalım diye kafamıza silah dayamıyor neyse ki. Ancak gelin görün ki böyle bir konu, "Özendirmeden nasıl anlatılır?" merakı, bizi kitabı okumaya itiveriyor, kendimizi durduramıyoruz. Çünkü bu gerçekleştirilebilirse müthiş başarı olurdu bir yazar için, bir insan için. Klasik bir okur olarak da bu başarıya tanık olma isteği ile başladım Nabokovu okumaya, hatta öyle ki yazarı ilk Lolita ile tanıma cüretini gösterdim. Yazarımız, anlatımdaki ustalığı ve parlak zekası ile sizi hemen yakalayıveriyor, ilk cümleden kiminle dans ettiğinizi anlıyorsunuz. Bu konuda emin ellerde olduğunuza güvenerek Nabokov ile yolculuğa çıkabilirsiniz. Lolita adlı eseri, içerik olarak, kendimce üç aşamaya ayırdım; 1. aşama; karakterin hiçbir savunmaya girmeden, çürümüş bir organizma olduğunun kabulü ile başlıyor, başlangıçta biz bağnaz okurlara kolaylık olsun diye olsa gerek. (yazar gerçek bir insan sarrafı çünkü bunu cebimize koyalım, okuru nasıl kendinden uzaklaştırıp, nasıl tekrar kendine çekeceğini çok iyi biliyor) 2. aşamada karakterin ham tutkusuna tanık oluyorsunuz; 9-12 yaş arasında Lo adlı, supericiği adını verdiği bir kıza nasıl tutku ile bağlandığını, akla hayale gelmez tabirlerle okumaya başladığınızda, yola devam edebilmek için kendinizi teskin etmeniz gerekecek, özellikle bir ebeveyn iseniz işiniz biraz daha zor olabilir. Ama ipleriniz yazarın elinde malum, çağrınıza kulak verip hemen size yardım elini uzatıveriyor, baş karakterin kendiyle dalga geçmesi, kendinden iğrenmesi okuduğumuz satırlardaki çürümüşlüğü azaltmasa da, yazar aklımızdan geçeni okuduğunu, adeta ensemizede olduğunu bize tekrar tekrar ispatlıyor. Sabrınızı zorlayan çoğu paragraftan sonra Nabokov'un alaycı bir tabirle size şöyle seslenişini duyuyorsunuz: “Çok kızdığını anladım, ama burada bırakamazsın, hadi bir yumruk at ve okumaya devam et.” Ya da alaycı yerine keskin mizah yeteneğini kullanarak diyelim en iyisi, yazarı çok sevenler gücenmesin. 3. aşamada da karakterimiz yavaş yavaş kendi acılarına iniyor olsa da, bu kısımda da fazla rahatlamayın, çünkü size bir özür sunmak niyetinde değil. Nihayetinde yazarın özendirici olup olmadığı ile ilgili garanti verircesine bir yorumda bulunmam yanlış olur, ancak o dönemde Amerikan toplumunu çok iyi topa tutmuş, arka planda ebeveynlere de çok iyi eleştiriler de var kabul, ama bunlar öyle zekice ve üstü kapalı iliştirilmiş ki onları yakalayabilmek için tüm dikkatinizi vermelisiniz, aksi halde o sihirli cümleler kaçıp gidebilir ellerinizden. Peki bu eser bana göre ne zaman keskin bir mesaj verebilmiş olurdu; Bu çürümüş beynin içinde bu kadar yüzeceğimize, on iki yaşındaki bu küçük kızın penceresinde daha mı fazla oyalansaydık, o pencerede de sıkıntı büyük çünkü ve bu taraf çok yüzeysel tutulmuş, kitabın sonlarına doğru satır aralarından yakalayabilirsiniz ancak. Bataklığın içine girmeye cesaret etmiş Nabakov, iyi de yapmış, ancak bu cesaret bize neyi anlatmış, size neyi anlatır, sizlerin takdiri... Yani iyi bir okur olduğunuzu kendinize yazarın başka kitaplarıyla ispatlayacaksanız, kendinizi başka bir eserle sınayacaksanız sizi kimse durdurmaz, çok bıçak sırtı bir konuya, herkes tarafından farklı anlaşılabilecek, kimine göre de hiç anlaşılmayacak bir açı ile yaklaşmış. O halde aklın yolu bir değil mi, bu kitabını geçelim diğerlerini okuyayım derseniz, onlarda da sizi bu kitaptaki kadar etkileyen zeka kıvılcımını yakalayamayabilirsiniz. Yazarın akıcı dilini, zekasını ve mizacını çok takdir ettiğimi tekrar tekrar hatırlatıyorum, ancak böyle hassas bir konuda o da çok takdir edilesi görünmeyebilir size ya da laubali gelebilir; gardınızı alarak, yazara bol şans vererek okumaya başlamanız tavsiyedir. Kitabı bitirdiğimde benim aklımda kalan tek şey; “Baba” figürünün bir kız çocuğunun hayatındaki kilit yerini anlamak oldu. Biz geleneksel bir bakış açısıyla Anne her şeydir diye düşünürüz ya hani, evladının ihtiyaçlarını daha o konuşmadan bilir, onu anlar. Belki de çok yanlış bir açıdan değerlendiriyoruz meseleyi. Bir kız çocuğu yetiştirmek ihtiyaçlarını kolay anlamanın çok çok öteside bir şey olmalı. Keyifli okumalar.
·
2 yorumun tümünü gör
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42