Adı:
Lolita
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701012
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lolita or the Confessions of a White Widowed Male
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Lolita
Lolita
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.
364 syf.
·Beğendi·10/10
Lolita, bir dönemin yasaklı kitabı, adı ve konusu itibariyle az çok neden bahsettiği tahmin edilebilir ve bu nedenle kaçınılan, tiksinti verebileceği düşünülen bir kitap. Orta yaşlı bir adamın 11-12 yaşlarında küçük bir kıza olan saplantısı ve küçük kızın ona olan mecburi bağlılığı üzerine kurulan sağlıksız ilişkiyi anlatan bir kitap ne kadar güzel olabilir ki diyebilirsiniz. İşte edebiyatın güzelliği, naifligi de burada ortaya çıkıyor. Bir pedofiliyi, aklımızın hayalimizin almayacağı korkunç bir çocuk istismarını, arkasında yatan sebepleri dantel gibi işleyen, bu sağlıksız ilişki üzerinden Amerikan toplumunu, aile yapısını, kurumların umursamazligini taşlayan, ebeveynlik ve eğitim konusunda büyük dersler veren, okudukça hayretler içinde bırakan müthiş bir eser. Anne baba ve eğitimcilerin okuması gerektiği salık veriliyor. Nabokov'un bu eseri, yazıldığı yüzyılın en iyi romanlarından seçilmiş. 1960lar ve 90larda çekilmiş iki farklı oyuncu kadrosuyla denenmiş iki filmi de var. Filmi izlemeye yürek dayanır mı bilmem ama kitabı edebiyat sever herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
364 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Bataille edebiyat üzerine kaleme aldığı kitabında, edebiyatın artık suçunu itiraf etmesi gerektiğini çünkü onun masumiyetten çok günahtan beslendiğini söylemiştir. İçerisinde büyük gerilimler barındırmayan, tutku ve pişmanlık ekseninde örülmeyen birçok edebi eserin samanımsı tadının hala ağzımda kalmasından hareketle Bataille'e katılmadan edemiyorum. Bir tarafta karşı koyulamayacak, insanı büyük günahlara sürükleyecek derecede güçlü tutkular, öbür tarafta tutkunun tatmininden sonra gelen o baş döndürücü pişmanlık ve aşağılanmışlık hissi, birçok büyük eserin bel kemiğini oluşturmuştur. Lakin edebiyatçıyı bir “duygu dünyası kâşifi” olarak ele alırsak, çağımızda birçok ırmağa isim verilmiş, birçok dağın yüzölçümü saptanmıştır. Geriye çoğu kâşifin korkusundan ya da tiksintisinden yaklaşamadığı iğrenç bataklıklar ve derin okyanus tabanları kalmıştır. Nabokov da bu eserinde birçok kâşifin gördüğü anda burnunu kapatarak yanından geçtiği o iğrenç kokulu bataklığın içerisine dalıyor: pedofilinin.

Nabokov ‘un 20. yy’ın en büyük edebiyatçılarından birisi olmasında onun aynı zamanda bir sinestetik olmasının büyük bir etkisi var diye düşünüyorum. Yani renklerin tadını alır, müziğin görüntüsünü görür Nabokov. Edebiyat için bundan daha uygun bir hastalık (?) olamaz muhtemelen. Lolita’da da akla hayale gelmez müthiş betimlemelerin ve saptamaların eşliğinde bataklığın yüzölçümünü alma imkânına erişiyorsunuz. Çocuk gibi masum ve temiz bir şeye karşı tutkulu cinsel duygular beslemek, çoğu pedofili vakasında görüldüğü üzere, duyguyu besleyenin bile kaldıramayacağı derecede bir iğrençlik olarak nüksetmiştir bünyemize. İşte günahın gerilimi konusunda çıtayı epey yukarıya taşıyan Nabokov, belki de 21. yy insanını şaşırtacak bir şey kalmadığı için bu derece hassas bir konuyu kalemine malzeme etmiştir. Roman didaktik bir roman değil, size pedofili olmanız gerektiğini söylemiyor ya da pedofiliyi övmüyor. Sadece o iğrenç olduğu derecede güçlü tutkuyu ve onun ardından gelen acılı ve sert aşağılanmayı betimleyerek ilerliyor. Bataklığın kokusuna tahammül edemiyorsanız, yakınında dolaşmayın. Bu kitabı okumayın…
364 syf.
·5 günde·4/10
Bu kitap ile ilgili ne yazacağımı uzun müddet düşündüm ama yine de doğru kelimeleri seçemeyebilirim mazur görün. Aldığım andan itibaren içimin ısınmadığı, ilk 120 sayfayı okuyup yarım bıraktığım, sonra ha gayret diyerek bitirdiğim Lolita.. Kitabı anlamak için Nabokov’u ve postmodernizmi anlamak gerektiğini öğrendim. Kitap yalın ve akıcı bir anlatıma sahip merak uyandıran yer yer içinize oturan ögeler mevcut. Üzerine basa basa ‘ahlaki bir kitap’ olduğunu vurgulayan Nabokov; “Takdire değer okur kendisini okuduğu kitaptaki erkek ya da kadınla değil, o kitabı yaratan, kurgulayan akılla özdeşleştirir.” Diyor. Sanırım kitabını okuyan her okuru takdire değer okur olarak gördüğü ve onu anlayacağını umduğu için böyle bir konu seçmiş ya da daha yüksek ihtimal ne düşündüğünüz umrumda değil havasında olabilir. Tüm bunları anlamak, özdeşleştirmek, sindirmek bana biraz ağır geldiği için ben kitabı beğenmedim. Belki sonraki zamanlarda (hiç sanmıyorum ama) Nabokov’u anlayabilirim. Kitabın konusu bana göre fazlasıyla ahlak dışı olduğu için üsluptaki sanatsallığı, yazarın o arada yaptığı eleştirileri değindiği noktaları hiç anlamadığımı kitabı bitirdikten sonra okuduğum bir yazıda gördüm ve meğer neler neler varmış dedim. Velhasıl kelam ben bu kitabı beğenmedim arkadaşlar okumanızı tavsiye etmiyorum. İyi günler dilerim.
364 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitabı bitirmek üzereyim. Kitaptan esinlenerek yapılmış iki filmi de seyrettim. Özellikle çocuk sahibi olanların, çocuk istismarı potansiyeli olan kişilikler hakkında fikir edinmeleri ve gerekli önlemleri almaları açısından okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Not: Yazar, romanı gerçek bir öyküden uyarlamıştır. Bakınız: https://www.google.com/...n-acikli-oykusu/amp/
Konunun gerçek hikayeye dayanması, durumun vahametini daha da arttırmaktadır.
364 syf.
·Puan vermedi
“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta”
Muhteşem bir giriş.Roman,kahramanın kendisinden yaşca cok küçük olan bir kız çocuğuna karşı duydugu platonik aşkı konu ediniyor.Bazı bölümleri okurken roman kahramanindan iğrendim.Ahlaksız bir kitap gibi görünse de aslında almamız gereken bir ahlak dersi de var.Küçük kız Doleres in dramı göz yaşartacak cinsten.Romanın sonunda kahramanımız Humbert e acımadım da degil.Eser bir başyapıt okunması gereken bir kitap.
364 syf.
·4 günde
Okuduğunuzda şehvet ve sapkınlık sadece aklınızda kalıyorsa kitabı okumuşunuz demektir. Şehvet ve sapkınlık dışında; hisleri, duyguları, tasvirleri, acıları, hastalıkları, mutlulukları, evin arkasındaki bahçeyi, yaz kampını, gölde yüzmeyi, heyecanı ve daha nicelerini hatırlıyorsanız kitabı gerçekten okumuşunuz demektir. Zamanın da çok tartışılmış, yasaklanmış ve ahlaki olarak elbette kabul görülemeyecek bir konu. Daha da ilginci yazarın kendi kitabı için söyledikleri : "Edebiyat öğretimiyle uğraşanlar, 'Yazarın amacı nedir?' ya da daha kötüsü 'Bu herif ne söylemek istiyor?' gibi sorunlar yaratmaya pek yatkındırlar. Doğrusu, ben, bir kitap üzerinde çalışmaya başladığında o kitaptan bir an önce kurtulmaktan başka amacı olmayan yazarlardan biri olmak durumundayım... ''
'' Lolita'nın başında yararlandığım kimi teknikler ( Humbert'ın güncesi örneğin ) ilk okuyucularımdan kimilerini bunun açık saçık bir kitap olduğunu düşünme yanlışına götürdü. Erotik sahnelerin gitgide yoğunlaşarak art arda dizilmesini beklediler. Bu sahnelerin arkası kesildiğinde, okuyucu da kesildi, sıkıldı, kendini aldatılmış hissetti...''
'' Kimi sevgili okuyucular da kendilerine öğretmediği için Lolita'yı anlamsız bulacaklardır. Ben ne didaktik edebiyat yazarıyım, ne de edebiyatın okuruyum; kaldı ki John Ray'ın öne sürdüğünün aksine, Lolita yedeğinde ahlaki ders getiren bir kitap değildir. Benim için bir sanat eseri, kabaca 'estetik mutluluk' diyebileceğim şeyi sağladığı sürece varolur. ''
'' Öte yandan, yarattığım Humbert bir yabancı ve anarşisttir, supericikleri bir yana, daha birçok konuda onunla aynı düşünceleri paylaşmıyorum. ''
Karar sizin :)
364 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Evet, Lolita filmi beni çok etkilediği için kitabını da okumayalım diyerek, okumaya başladığım bir eserdir. Kitapla film neredeyse aynı tabii kitap da ayrıntı çok daha fazla olayları derinlemesine ele alıyor sonuçta. Ama kitabı okurken ilerleyemiyorsunuz, neden derseniz o kadar küçücük ayrıntı ve benzetme yapılmış ki konuya gelene kadar resmen kitabı yarılamış oluyorsunuz bu durum da sıktığı için kitapla boğuşuyorsunuz resmen.. Neyse kısaca beğendim ama tabii ki sonra durumlar yavaş yavaş hızlanmaya başlayınca ve kişinin içsel hesapları, kendini sorgulaması okuyucuyla konuşması ve empati yapması gözüme çarptı.. Adamın neden o yaşta bir kızı çekici bulduğu zaten konunun başında belli ediyor kendini.. Çocukluk aşkı yüzünden, bu durum onda bir tür hastalık gibi bir takıntı yaratıyor.. Hep o geçmişteki aşkı "Lolita'yı" arıyor.
364 syf.
Kitabı okumadan önce sanatın bir şeyler öğretmek gibi bi gayesinin olmadığını aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor. Kitabımızın karakteri pedofili bir sapık. Kitapta hem enseste hem de küçük çocuklara olan şehvetten bolca bahsediliyor. Okurken çok rahatsız olduğumu söyleyebilirim ama farklı bi bakış açısını okumak güzel bir deneyimdi. Kitabın pedofiliyi akladığını ise düşünmüyorum. En başında küçük kızın rızası olsa dahi en sonunda böyle bi ilişkinin istismar olduğunu ve kalıcı hasarlara yol açtığını gösteren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarın anlatımını beğensem de aralarda okurken sıkıldığımı söyleyebilirim. Zaman geçirmek için okunabilir.
364 syf.
·3 günde·8/10
Öncelikle bilmeyenler için şunu belirtmeliyim ki, "Lolita" erotik ya da pornografik bir kitap değil. Hani "Grinin Elli Tonu" ayarında bir sapkınlık hikayesi bekliyorsanız, yanılırsınız. Evet, baş karakterimiz Bay Humbert bir sapık, bunu kibarlaştırarak söylemenin anlamı yok. Ama kitaba konu olan, Bay Humbert'in Dolores'e (nam-ı diğer Lolita'ya) duyduğu büyük aşk. Kitabı genel olarak beğendim. Tek olumsuz kısmı, bazı yerlerin gereğinden fazla uzatılmasıydı. Uzun yıllardır listemde olduğu için bitirmenin hazzını daha yoğun yaşıyorum. "Lolita", Nabokov'dan okuduğum ikinci kitaptı, üçüncüyü okumak için sabırsızlanıyorum. Tavsiye ederim. =)
364 syf.
Bu yazın sonuna kadar yıllardır ilgilendiğim, bildiğim ve sürekli karşıma çıkan ama kaderin cilvesi bir türlü okumadığım 20 yy klasiklerini, baba kitaplarını okuma harekatımın ilk adımı olarak okudum Lolita’yı. Nabokov’u, kitabı zaten iyi biliyorum. Kitabın sinemadaki Kubrick ve A. Lyne uyarlamalarını da izlemiş ve okuyucu olarak beni neyin beklediğini bilerek elime aldım kitabı. Beklediğimi fazlasıyla buldum.

Dönemine göre bu kadar cesur ve açık bir dil beklemiyordum. Nabokov anlatmak istediği duyguyu/tutkuyu yazarken hiç ket vurmamış kalemine. Resmen bombalamış. Yıllar sonraki Kubrick uyarlamasında bile kitaba göre çok daha muhafazar bir anlatım vardır.

Baş karakterimiz Humbert'In 12 yaşındaki bir kız çocuğuna duyduğu hastalıklı tutkunun ötesinde keşifler barındıran bir eser. Humbert’ın karakterinin katmanlarını romanda geçen aralara gizlenmiş ufak ipuçlarından hareketle çözüp anlayabilmek, olanın kendisinin bize anlattığından nasıl da farklı olduğunu görüp şaşırmak… Romanı okurken fark ediyorsunuz ki aslında anlatılanların birden çok gerçeklik düzlemi var.

Kitabı bitirip kapağını kapattığınızda elde kalanın pornografik bir bayağılıkla ilgisi yok. Has bir edebiyat lezzeti, usta işi bir dil kullanımı ve hayran olunacak anlatım teknikleri…

Büyük bir yazarın güzel bir romanı.
364 syf.
·3 günde
"İşte o anda anladım ki, umarsızlığı en belirgin olan şey Lolita'nın benim yanımda bulunmayışı değil, sesinin aşağıdaki o çocuk sesleri arasında olmayışıdır."

Bu güne kadar okuduğum kitaplar içerisinde konusu en rahatsız edici olanı bu oldu. Okurken birçok bölümde dişlerimi sıktığımı farkettim. Her ne kadar anlatımı, dili mükemmel olsa da ve olayı dinlediğimiz H.H. sebeplerini anlatsa da, bu kendisinin bir pedofil olduğunu ve Lolita'nın istismar edilmiş bir çocuk olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yani malesef anlatılanlar, ne açıdan bakarsanız bakın çok acı.
364 syf.
·5/10
Kitap anlatım dili ve akıcılığı yani edebi yönden iyiydi. Tabi ki konusunu saymazsak.
Konusuna ve karakterlere gelince;
Humbert her şeyden kaçıp bir kasabaya yerleşiyor ve kaldığı pansiyonun sahibinin küçük kızı Dolores'e bir görüşte çarpılıyor. Sırf Dolores ile daha yakın temasta bulunabilmek için Doloresin annesi Mrs. Haze denen ve midesinin bile kaldırmadığı bu kadın ile evlenmek zorunda kalıyor. Kızına olan ilgisinin öğrenilmesi ile çılgına dönen kart kadının (Humbert’in ifadesi ile) ölümü ile aradaki bütün engeller ortadan kalkıyor. 12 yaşında oturmayı kalkmayı bilmeyen, kalıbına sığmayan ve yaptığı hareketler ne kadar yaşı küçük olsa da bir erkeği baştan çıkarmak için zekice yapılan tahrik edici hareketlerde bulunan küçük bir kız..
Bence iğrenç bir konu ama maalesef böyleleri var değil mi?
Rabbim tüm cümlemizin evlatlarını böyle insanlardan korusun....
“Hayal et beni; sen hayal etmezsen var olamam ben; içimde, kendi günahımın ormanında titreyen ceylanı sezinlemeye çalış; hatta biraz da gülümseyelim. Ne de olsa, gülümsemekten bir zarar gelmez.”
Vladimir Nabokov
İletişim Yayınları 15 Baskı 2013 Çeviren: Fatih Özgüven
“Belki de bir gün, bir yerde, daha az rezil bir zamanda yine karşılaşırız.”
Vladimir Nabokov
Sayfa 121 - İletişim Yayınları, 16. Baskı, 2014, Çeviri: Fatih Özgüven
... ona baktım, baktım, şu an, öleceğimi nasıl biliyorsam, o anda da onu bu dünyada görüp göreceğim, ya da başka bir dünyada bulmayı umut edebileceğim her şeyden çok daha fazla sevdiğimi biliyordum.
Vladimir Nabokov
Sayfa 319 - İletişim Yayınları, 16. Baskı, 2014, Çeviri: Fatih Özgüven
“Hayat kısa. Buradan şu çok iyi bildiğin eski arabaya kadar yirmi yirmi beş adımlık bir mesafe var. Çok kısa bir yürüyüş. O yirmi beş adımı at. Şimdi. Hemen şimdi. Olduğun gibi gel. Ondan sonra sonsuza kadar mutlu olacağız.”
Vladimir Nabokov
İletişim Yayınları 15 Baskı 2013 Çeviren: Fatih Özgüven
"Jürinin duyarlı üyeleri, bayanlar baylar onun ilk sevgilisi bile değildim ki."
Vladimir Nabokov
İletişim Yayınları 15 Baskı 2013 Çeviren: Fatih Özgüven

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lolita
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
364
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701012
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lolita or the Confessions of a White Widowed Male
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Lolita
Lolita
Soylu bir Rus ailesinin oğlu olan Nabokov'un Lolita'sı için özetle cinsel tutkunun dünya çapında en önemli klasiklerinden biri denebilir. Okurların yabancısı olmadığı Nabokov yine dili ustalıkla kullandığı romanında, "beyaz ırktan dul bir erkeğin" küçük "su pericikleri"ne tutkusunu anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 1.041 okur

  • Atlas Kağan
  • Zeynep Eker
  • Semra Y.
  • Activist
  • Esra Özbek
  • Fırat Koç
  • Dlrch
  • A.
  • Ali Fazıl Karasu
  • Damla karayel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.7
Erkek
%34.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (61)
9
%21.8 (73)
8
%22.1 (74)
7
%16.4 (55)
6
%8.4 (28)
5
%4.5 (15)
4
%2.4 (8)
3
%1.8 (6)
2
%1.2 (4)
1
%2.7 (9)

Kitabın sıralamaları