Çok uzakta biri var sanki beni bekliyor
Günlerin ayların yılların tükendiği bir yerde
Çok uzakta biri var…
Tüylerimin seyirmesinden anlıyorum
Ayaklarımın geri geri gitmesinden
Her şehirde ve nedense biraz soluklanıyorum
Önümde hep ikinci bir kadeh
Sağımda solumda sarmaşıklar zakkumlar
Durup durup ardıma baktığım doğru
Çok uzakta biri var…
Burcumun üstüne iliştiriyor burcunu
Düşünerek uzaklaşıyor benden
Unutarak yakınlaşıyor sanki
Çok uzakta biri var
Kaçarak seviyor beni..
Ahmet Erhan
.....
Bilmem bir yerde durur muyum, durulur muyum
Alnıma dövülürse kara bir yalnızlık gibi ölüm
Arkamdan üç kulfallahi bir enam okunsun
Sonra naaşım Tekel kibritiyle yakılsın
Nasılsa gözyaşları söndürür
Hayır hayır hayır hayır
Ahmet Erhan
.....
Kötü basılmış bir kitap gibiyim
Çamur duygusu veriyorum okuyana
Elimde bir gümüş zincir
Alnımda bir derin leke
Kar mı yağmur mu ne yağdığını bilmediğim bir gecede
Ey hayat, seni sevdiğim için özür diliyorum
Duruyorum önünde, düğmelerim ilikli, aklımın ipleri çözük
......
Ahmet Erhan
......
Güneşi sabah sabah burnunu karıştırırken yakaladım
Ay ağlıyordu ve bilmem kaç milyonuncu kez öldüğünü sanıyordu
Parkta çükünden su fışkıran o tuhaf melek heykelinin önünde yüzümü yıkadım
......
Ahmet Erhan