“Kendimizi tanımak... Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. Berhanenin bazen bir, bazen birkaç odası aydınlık. Işık binanın üst katlarında. Kendini tanımak. Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. Rüyaların, hayallerin, dileklerinle bir başkası.”
“Öğrenen, öğrendiklerini, kafasının ve gönlünün süzgecinden geçirerek, öğretmek için çırpınan, her düşünceye açık, her düşünce adamına karşı sevgi ve saygı dolu bağımsız bir fikir adamı.”
Öyle bir adam ki karanlık gözleriyle diğer insanların hayatına ışık oluyor.
İlk sayfalardan itibaren her şeyin altını çizmek ister mi insan? Sanırım ilk defa bir şeylerin altını çizmek bana bu kadar huzur verdi. Devamlı okumak, alıntı yapmak, insanlarla paylaşmak, konuşmak, dinlemek, yine yine aynı yerleri okumak istedim. Herkes okusun, herkes düşünsün, herkes Cemil Meriç’i, Bu Ülke’yi konuşsun istedim. Kelimelere nasıl dökebilirim bilmiyorum ama okurken görünmez gerçekleri yüzüme vurdu sanki ama okudukça hayran bıraktı. Bu duyguyu kelimelerle tarif etmek imkansız. Cemil Meriç gibi düşünmek, Cemil Meriç gibi yaşamak, Cemil Meriç olmak. Bizim ihtiyacımız olan nice Cemil Meriçler...
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma