Aklın güçlü olduğu yerler vardır; ama aklın konuşmaması gereken alanlar da vardır. Bu ,aklı küçümsemek değil; aklı taşıyamayacağı bir yükten korumaktır.
O ,aklın tanrilasmasina izin vermez. Geleneğin körlesmesine izin vermez. Bilginin sorumluluktan kopmasına izin vermez. Bu da onu hem kendi çağında hem de modern çağda rahatsız edici kılar.
Gazali'nin "tutarsızlık" dediği şey,filozofların her konuda aynı kesinlik dilini kullanmalaridir. Matematikte ya da mantıkta işe yarayan bir yöntemin,metafizikte de aynı güvenle işletilmesi ,onun gözünde metodolojik bir hatadır.
Gazali ilmi terk etmez; ama ilmin merkeze yerleştiği biçimi sorgular. Bilginin insanı otomatik olarak iyiliğe götürdüğü inancını kırar. Aklı reddetmez; ama aklın her alanda hüküm verme iddiasını sınırlar.Bu geri çekiliş dünyayı terk etmek değil ; dünya ile kurulan ilişkinin yeniden düşünülmesidir.