Hallac'in ene'l Hakk! ( Ben Hakikatin!) bagrışı mistiklerin Tanrısı'nın nesnel bir gerçeklik olmayıp fazlasıyla öznel oluşunu gösterir.
Daha sonra Gazali onun kâfir olmayıp yalnızca sırrı bilmeyenleri yaniltacak ezoterik hakikati ilan etmesinin akıllıca olmadığını ileri sürmüştü. Çünkü kelimeişahadetin belirtti gibi Allah'tan başka gerçeklik yoktu ,bütün insanlar özünde tanrisaldi. Kur'an Tanrı'nin Adem'i ,kendisini aynada yansıtacak biçimde ,kendi suretinde yarattığıni söylüyordu. Meleklere ilk insanın önünde eğilip ona tapinmalarini emretmesi bu nedenleydi.
Fakat sevginin amacı,bir bakıma ,benin yok edilmesidir.Diyalog olsun ,sevgi olsun ,bencillik daimi bir olasılıktır. Dilin kendisi sınırlayıcı bir nitelik olabilir çünkü bizi dünya deneyimimizin kavramları içinde tutar.
Yahudilik ,Hristiyanlık ve İslam özünde etkin dinlerdir, Tanrı'nin iradesinin gökte olduğu kadar yerde de geçerli olmasına bağlılık gösterirler. Bu peygamber dinlerinin temel motifi Tanrı ile insanlık arasındaki yüzleşme veya kişisel bulusmadir. Bu Tanrı eyleme geçme emri olarak yaşanmaktadır; bizi kendisine çağırır ; O'nun sevgi ve düşüncesini reddetme veya kabul etme seçimini bize tanır. Bu Tanrı insan cinsiyle sessiz tefekkürden ziyade diyalog yoluyla ilişki kurar.
Fakat kisilestirilmis Tanrı ciddi sorumluluğu da beraberinde getirir. Kendi imgemizle bicimlenmis, bizim sınırlı gereksinimlerimizin ,korku ve arzularimizin yankısı olan basit bir puta da dönüşebilir.