Çoğu Batılı Hristiyanin İslam kültürüne ilişkin çok sınırlı bilgisi vardır ve İbni Rüşd sonrasının felsefi gelismeleri hakkında bilgisizdirler. Böylece İbni Rüşd 'den sonrası İslam Felsefesi'nin sona erdiğini kabul ederler.
İslam dünyasında mistisizm o kadar önemliydi ki İbni Rüşd'ün Tanrı kavramı kati akılcı ilahiyata dayanmasina karşın ,hiç de etkili olmamıştı. İbni Rüşd saygı gören fakat ikinci derece kalan bir kişilikti oysa Batı 'da gerçekten de çok önemliydi ve Batı,Aristoteles'i onun aracılığıyla keşfetmiş ve daha akılcı bir Tanrı kavramı geliştirmişti.
Aristoteles,Tanrı saf Akıl, akıl yürütme eylemi olduğu kadar ,düşüncenin öznesi ve nesnesi olduğuna göre,yalnızca kendisini düşünebilir ve olumsal bir gercekligi bilemez sonucuna varmıştır.
İyiliğin var olduğunu bildiğimize göre,Tanrı özünde veya zorunlu olarak "iyilik" olmalıdır; yaşam ,iktidar ve bilginin varlığını bildiğimize göre,Tanrı en gerçek ve bütünlüklü anlamda canlı,güçlü ve bilgili olmalıdır.