Tanrisallik temelde insanlıktan farklı değildi. Bu yüzden ,tanrıların yukarıdan aşağıya indirdiği özel bir vahye ya da tanrısal bir yasaya gerek yoktu. Tanrılar ve insanoğlu aynı kaygıyı taşıyorlardı; tek fark, tanrıların daha güçlü ve ölümsüz olmalarıydı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların kutsal güçlerle yakın ilişki içinde olduğu,bütün varoluşun ve etkinliğin kaynağı olan bir kutsal kent düşüncesi bizim tanrımizin içinde şekillendiği her üç tek tanrılı dinde de merkezi bir öneme sahip olacaktır.
Sonunda tanrılar yeni dünyanin merkezinde,Babil'de toplandılar; göksel ayinlerin icra edildiği bir tapınak inşa ettiler.Böylece Marduk'un onuruna yapılmış yeryüzü tapınağı ,sonsuz gökyüzünün sembolü büyük Ziggurat ortaya çıktı.
Tanrılar insanogluna kendilerinin tanrısal alemdeki evlerinin birer kopyası olan kentler ve tapınakları nasıl yapacaklarını gösterdiler.
Mitosta dile getirildigi gibi ,tanrıların kutsal dünyası yalnızca insanoğlunun peşinde koşması gereken bir ideal değil aynı zamanda insan varlığının ilk modeliydi .