Tuvalet eğitimi sırasında işemenin, dışkılamanın ve dışkı ile çişin "pis" şeyler olduğunun çocuğun zihnine yavaş yavaş yerleşmesi, cinsel konuda da benzer düşünceler geliştirmesine yol açar. Çünkü üreme organları, aynı zamanda cinsel organlardır ve bu organlar, "pis" şeylerin vücuttan atılmasına yararlar. Böylece, dışkılama ve işeme konu sunda uyandırılan tiksinti, cinsellik konusunda da tiksintinin uyanmasına yol açar.
Cinsel sapmanın ortaya çıkışındaki en önemli etmen suçluluk duygusu olduğu için, bu duygunun kökenini araştırmak çok önemlidir. Ana-babasının cinselliğe karşı aldığı tavrın, çocuğun gelişmekte olan erotik duygularını kabul ya da reddetme yönelimini güçlü biçimde belirlediği yargısı biraz kuşkulu olabilir; dahası, bu suçluluk duygusunun insanda, aslında kaçınılmaz olarak var olduğu da söylenebilir. Ama, toplumun, bir bütün olarak bireye karşı davranış biçimi, suçluluk duygusunun ortaya çıkaran güçlü etmendir.
Konumuz açısından eksiksiz bir ruh hastalıkları bilimine, henüz yeterli biçimde gelişme sağlanamadığı için, sahip değiliz. Ama bilgimiz sınırlı da olsa hiç olmamasından iyidir; çünkü, yetersiz bilgide hiç değilse tartışılması gereken kimi konular var demektir ve karşıtlıkların olmadığı yerde, ilerleme de olmaz.
Önemli olan, yargılamaktan çok anlamaya çalışmaktır. Cinsel sapmalar, bu konuda tutucu olanlara tiksindirici, anlaşılmaz ya da gülünç görünebilir. Onlar, cinsel sapmanların acı çekmelerine karşın bu eğilimlerinde neden böyle ısrarlı olduklarına bir türlü akıl erdiremezler; böyle kabul edilemeyecek ve benimsenemeyecek eğilimlerin bir insan tarafından benimsenebileceğine inanamazlar.