İncognito bilimsel bir yaklaşım ile, beynin her zaman müthiş, muazzam bir organ olduğu yanılgısından, duyularınıza neden güvenmemeniz gerektiği, gelen dataları yorumlama,veri akışını kodlamada, beynin kendi karanlık dünyasındaki keşif yolculuğunu bir kurgu programcısı gibi kendi sahnesini nasıl pixel pixel şekillendirdiğini anlatır. Kısacası kontrolün sizde olduğu yanılgısı... Fakat sadece beyin ile de sınırlı kalıp sığ bir anlatım söz konusu değildir.
Bir örnek üzerinden gidelim. Beyin, istatistik deki gibi fayda maliyet analizi üzerinden yaklaşım gösterir. Beyniniz açısından kim olduğunun, hiçbir önemi yoktur. Çünkü dopamini en kısa en zahmetsiz yoldan ulaşmak için doğuştan programlıdır. ilişkilerdeki yaklaşımın temelinde beynin dopamine ulaşma içgüdüsü yatar. Dopamin ihtiyacı karşılandığı süre boyunca ilişkisinde doğruculuk politikası rolünü oynamaya devam eder. Her iki taraf ne zamanki, farkinda veya olmadan, kendi zihniniz ile pazarlık yapmanın sonucu, zarar maliyeti faydacılığın önüne geçer, işte o'zaman kendine yeni dopamin kaynakları bulmak için çatışmacı rekabet ortamına hazırlar. Örneği birçok konuya uyarlayabilirsiniz. Çünkü bizler güdülerin kontrolündeki canlılarız ve sonsuz bir yaşam döngüsüdür. Neden kendi kendimize konuştuğumuz, neden kendimize küfrettiğimiz, neden durduk yere güldüğümüz, neden kendi kendimize anlaşmalar yaptığımız.. Çevrenize bakın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Neden kişiliğinizin ve gösterdiğiniz karakteristik özelliklerinin çoğu size ait değil? İnançsal, duygusal, bulunduğunuz toplumun normları, dürtülerin oluşturduğu reflexlerin ve öğrenilmiş çaresizliğin bir toplamıyız...
Tesadüf, bir önceki okuduğum kitap ‘’Bir Sanatçı Gibi Araklayın, Austin Kleon ‘’ örnek