Kendinden vaz geçmek zordur Umut; ama dünyayı değiştirmenin kolay olduğunu zaten kim söylüyor... Önemli olan, gerçekten önemli olan ne uğruna kendinden vaz geçtiğin değil midir ?
Ülkenin yarısı düşman çizmesi altındaydı. Orada, gölün karşı kıyısında koca bir kent ölüme terk edilmişti. Baiseitov’un, Çepelkin’in, Kabankov’un ve Rasokhin’in ölümü… İntikam mı ? Hayır, bu bir intikam sorunu değildi. Hiç bir intikam yeterli olamazdı. İhtiyaçları olan şey intikam değildi. Dünyayı değiştirmeliydiler. İnsanların yaşayabilecekleri bir dünya yaratmalıydılar.
1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılması, sosyalizmin sadece reel anlamda çözülüşünü ifade etmiyordu. “Tarihin sonu” tartışmaları kapitalizmin nihai zaferi ile beraber bir tarihin unutuluşunu, unutturuluşunu da temsil ediyordu. Bu, sosyalizmin tüm dünyada büyük zorluklarla yazılmış tarihidir. 1848 devrimlerinden Paris Komünü’ne, şanlı Ekim Devrimi’nden Vietnam’a, İkinci Paylaşım Savaşı’ndan dünya devrimcisi CHE’ye kadar her şey buna dahil edildi ya da içeriği tümüyle değiştirilerek bir akıl tutulması eşliğinde pazara sunuldu - ki bu unutturmanın başki bir türüdür. NOT : Sosyalizm dünya halklarına UMUT olmaya devam edecek…