Korkunç bir yabancılık duygusu, ansızın yükseliyor içimde. Eskiyi bulamam kayıp, ben dışındayım buranın. Yalvarsam da, çırpınsam da hiçbir şeyin kıpırdadığı bile yok; soğuk, üzgün, bir mahkûm gibi oturuyorum işte. Eski günler yüz çevirmiş benden.
Biz artık o eski tasasızlar değiliz; biz şimdi müthiş vurdumduymaz olduk. Ölmeyeceğiz ama, yaşayacak mıyız?
Kimsesiz çocuklar gibi bırakılmış, yaşlı insanlar gibi görmüş geçirmişiz; kabayız, üzgünüz, satıhtayız... galiba mahvolmuşuz.
Albert haklı. Biz genç değiliz artık. Biz dünyayı fethetmek istemiyoruz artık. Kaçağız biz. Kendimizden kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık.