Okuyalı uzun zaman oldu. Çok bir şey hatırlamıyorum o yüzden. Ama en çok aklımda kalan şey kitabı bitirdikten sonra ana karaktere ne kadar çok kızdığımdı ve ayriyeten gıcıkta kapmıştım. Werther, kötü bir karakter değildi. Hatta, onun "Mutsuzluğumla başkalarını üzmek bencillik olur." düşüncesine aynı şekilde, eskiden (kitabı okuduğum zamanlarda), bende katılıyordum. Ama böyle bir düşüncesi olmasına rağmen aşk sandığı bir his yüzünden (belki aşktır) kızın ismini hatırlamıyorum, yakınlaşmaları hiç hoş değildi. Tamam, kızın nişanlısıyla arasındaki duygu, belki Wertherle aralarında olan duygu kadar güçlü veya saf değildi. Fakat, bazen
saygı ve sevgi, can yakıcı sonuçlar doğurabilecek ve ürkünç derecede kontrolü altında kaldığımız aşk yerine daha tercih edilebilir bir seçenek haline gelir. Werther'in kendi hayatına son vermesini anlıyorum. Ne de olsa, yaşasaydı asla olmayacak bir ilişkinin olabilme umudunu kafasından çıkaramayacak ve bu umut onu hep rahatsız edicekti.
Aslında, Werther karakterini kötülememin sebeblerim arasında bazı durumlarda onun gibi düşüncelere sahip olmam yatıyor, diyebilirim.
Kitabı okuduğum zaman onun gibi vazgeçebilme potansiyelim yoktu. Ama şuan, üzerinden çok zaman geçtiğinden belki, onun gibi düşünmekten, düşüncelerimden alıkoyamıyorum kendimi.
"Kitabın farklı bir sonu olabilir miydi?" düşüncesi hep kafamda dönüp durur. Ama muhtemel tüm sonlar insanın bağrında rahatsızlık/ağırlık bırakan türden olurdu.