Her ikiyüzlü dinci, düşmanlarını sevdiğini iddia eder, fakat haksızlığa uğradığında " Tanrı onları cezalandıracak" diye düşünerek kendini avutur. Düşmanlarından nefret edebileceklerini ve onlara hakettikleri şekilde davranabileceklerini kendilerine itiraf etmek yerine, derler ki: "Tanrı'nın lütfu sayesinde burdayım," ve "onlar için dua edelim." Neden böyle yanlış karşılaştırmalar yaparak kendimizi aşağılayıp rezil edelim ki?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevgi, insanın hissettiği en yoğun duygulardan biridir; diğeri de nefrettir. Kendinizi ayrım yapmadan sevmek için zorlamak hiç doğal değildir. Herkesi sevmeye çalışırsanız, sadece, sevginizi hakedenlere karşı olan duygularınızı azaltırsınız. Bastırılmış nefret, birçok fiziksel ve duygusal rahatsızlığa yol açabilir. nefretinizi, hakedenlere göstermeyi öğrenerek kendinizi bu kötü huylu duygulardan arındırabilir ve hapsedilmiş nefretinizi sevdiklerinizen çıkarmak zorunda kalmazsınız.
Eski dinlerin şeytanların her zaman, en azından kısmen hayvan özellikleri vardır. Bu, insanın, kendisinin de bir hayvan olduğunu sürekli inkar etme ihtiyacının bir kanıtıdır, çünkü böyle yapmak, onun güçsüz egosunun güçlü bir şekilde patlamasına yarar.
Ne zaman bir ulus yeni bir tür yönetim biçiminin egemenliği altına girse, geçmişin kahramanları şimdinin kötü karakterleri olur. Dinde de bu böyledir. İlk Hristiyanlar, Pagan ilanlarının şeytan olduğuna ve onları kullanmanın "kara büyü" olduğuna inanırdı. Mucizevi, ilahi olaylara "ak büyü" derlerdi; ikisi arasındaki tek fark buydu. Eski tanrılar ölmedi, Cehennem'e gittiler ve şeytan oldular. Çocukları korkutmak için kullanılan cin, öcü ya da gulyabani kelimeleri, Slavca'da "Bog ve Hintçe'de "Bhaga" kelimelerinden gelir ve ikisi de "tanrı demektir.