Ne zaman bir tanecik pirinç israf etsem, ne zaman burnumun mendili sümkürsem bir daha pirincin, dağlarca kağıdın israf olma görüntüleri bana musallat olurdu. Büyük bir suç işlemişim gibi moralim bozulurdu.
Fakat bunlar nihayetinde sadece bilimsel yalanlar istatistiksel yalanlar ve matematiksel yalanlardı.
Herkes yanlış anlıyor şu kutsal kelamı
Nasıl kullanacaklar bilmiyorlar bilgeliği ve aklı
Zevklerden Men eder ve şarabı bıraktırırsın
Sen bilirsin, Mustafa. Ben sevmem yasakları.
Ne diye bırakmazsın artık beyhude dualarını
Vazgeçmezsin dertlerden hani akıtan gözyaşlarını
Gel hadi, içelim de analım güzel anıları
Unutalım bir süre daha ihtiyatı, tasaları
Başkalarıyla empati kurmak, ancak onlarla ilgili bütün yerleşik yorum ve önyargilarimizdan arinmayı basardigimizda mümkün olur. Avusturya dogumlu israilli filozof Martin Buber, hayatin bizden bekledigi bu mevcudiyet halini söyle açiklar: "Bütün benzerliklerine ragmen hayatin her durumunun, tıpkı yeni dogmus çocuk gibi, daha önce var olmamis ve bir daha asla var olmayacak yeni bir yüzü vardir. Sizden, önceden hazırlanamayacağınız
bir tepki bekler. Gecmise dair higbir seyi istemez. Sadece mevcut olmanizi, sorumluluk almanizi, kisacasi sizi ister.'