Kaplan Kaplan (The Stars My Destination), hayal gücünün gücü üzerine kurulu, son derece beklenmedik bir ana karakterin maceralarını anlatan bir hikâyedir. Hikâye, amaçsız bir mülteci olarak başlayan, intikam arayışıyla avlanan ve damgalanmış bir adam olarak ayakta kalan, sonunda ise insanlığı varoluşunun bir sonraki aşamasına taşıyabilecek mesiyanik bir figüre, evrimsel bir mucizeye dönüşen bir karakterin yolculuğuyla sona erer.
Gully Foyle bir kahraman değildir. Bir anti-kahraman da değildir. Gully Foyle; eğitimsiz, beceriksiz, sıradan bir ticaret gemisi denizcisidir ve harap olmuş Nomad gemisinin içinde, uzayın havasız boşluğunda tam 170 gün hayatta kalır. Sevilesi bir adam ya da karakter değildir; ancak çıplak hayatta kalma mücadelesinin acımasızlığı, okuru bambaşka bir dünyanın içine çeken son derece etkileyici bir başlangıç sunar.
Bester’ın geleceğinde insanlar, yalnızca bir düşünceyle binlerce kilometre “jaunte” edebilir. Mekanik ulaşım tarihe karışmıştır; insanlar 5, 10, 20 hatta 200 kilometreyi tek bir düşünceyle kat edebilir. Ancak bunun bir bedeli vardır: Kişi gideceği yeri çok iyi bilmek zorundadır ve hiç kimse uzayın engin boşluğunda jaunte edemez. Gully Foyle’un gemisi, neredeyse hiç hatırlayamadığı bir saldırıda harap olur. Uyandığında, gemide hâlâ bir miktar hava bulunan tek dolabın içindedir.
Gemi hakkındaki bilgisini kullanarak uzay giysisine girer ve yalnızca beş dakikalık hava ile dışarı çıkarak birkaç günde bir yeni hava tankları toplamaya çalışır. Bu büyük bir kumardır; çünkü her seferinde beş dakika içinde gidip geri dönebilecek mi, ya da bulduğu tank gerçekten gerekli oksijeni sağlayacak mı asla bilemez.
Birçok açıdan Kaplan Kaplan, Alexandre Dumas’nın Monte Kristo Kontu’nun bilimkurgu uyarlaması gibidir. Gully Foyle’un büyük bir hırsı ya da