Cem

Cem
"Evrenin en güçlü savaşçıları, sabır ve zamandır." Tolstoy
- Kader de bizi ne yaban yere atmış! En sıkıcı yanı da burada ölecek olmamız. Çok yazık!
Sayfa 24
Reklam
"... Resmi görevleri ya da işleri itibarıyla başkalarının acılarıyla ilgilenmek zorunda olan hâkimler, polisler ve doktorlar zaman içerisinde bu duruma alıştıkları ve bir o kadar hissizleştikleri için çok isteseler de muhataplarına resmiyet sınırlarının dışında davranamazlar. Bu bakımdan onların, arka avlularda koyunları ve danaları kesip de akan kanın farkına varmayan köylülerden hiç farkları yoktur. Suçsuz bir insanı bütün özel haklarından mahrum bırakarak kürek cezasına mahkum etmek için bireyle resmi ve acımasız ilişkisinde hâkimin sadece bir şeye ihtiyacı vardır: O da zamandır. Karşılığı maaş olan birtakım resmi görevleri yerine getirecek kadar zaman; karar verildikten sonra her şey biter. Ondan sonra demiryolundan iki yüz verst uzaklıktaki bu küçük ve çamurlu kasabada adalet ve korunma ara dur! Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?"
Sayfa 8
"... Akşamleyin evin ışığını yakmadı, gece boyu uyumadı ve onu tutuklayabileceklerini, kelepçeleyip hapishaneye götürebileceklerini düşündü durdu. Şimdiye kadar hiç suç işlemediğini biliyordu ve gelecekte de kim. seyi öldürmeyeceğinin, bir yeri kundaklamayacağının ya da bir şey çalmayacağının garantisini verebilirdi. Ancak kazara ve gayriiradi suç işlemek gerçekten zor muydu? Bir karalamaya maruz kalmak ya da adli bir hatanın kurbanı olmak gerçekten mümkün değil miydi? Asırlık halk deneyiminin de öğrettiği gibi: “Asla dilenci olmam, hapse düşmem demeyeceksin.” Günümüz yargı süreçlerinde adli hatalar kolaylıkla yapılabilmektedir. ..."
Sayfa 6
Tanrım! Kaçmanın bir yolu yok mu? Kaçmam gerek! Hem de hemen! Kapılardan, pencerelerden, tavanın tahtasıum arasından! Kollarım bacaklarım kirişlerin arasında parçalansa bile bunu yapmam gerek! İblisler, lanet olsun! Bu duvarı aletle bile delmek aylar alır. Benimse ne bir tırnağım, ne bir saat vaktim var.
Sayfa 35
Avukat bana ne diyordu? Kürek mahkümiyeti! Tabii, evet, ölmeyi bin kez tercih ederim! Kürek mahkumiyeti yerine giyotin sehpasını, cehennem yerine hiçliği, boyunduruk yerine boynumu giyotinin bıçağına teslim etmeyi yeğlerim! Kürek mahkumiyeti, aman Tanrım!
Sayfa 26