DERYA ŞENYER

DERYA ŞENYER
@DERYADESEN

DERYA ŞENYER

, bir kitap okudu
9/10
·40 syf.·
2020 96. kitabı
Hans Christian Andersen
8.5/10 · 5,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Varoluşumun sebebi ben değilim evet. Dünyada olacağım cografyayı günü ve saatini de seçmedim ya da bir daha varolmayacak olmak benim insiyatifimde değil evet. Iç güdümüz yaşa der çünkü hayata rağmen yaşa ya da hayatla yaşa. ( Ruh haline göre işte) Bundandır ki kafamıza bir şey düşüyor oldugunu anladığımız an kenarı çekiliriz. Reflekslerimiz vardır yaşamak için. Yani günü geldi doğdum günü geldi öldüm olur son tahlilde. Bu böyle hepimiz için de... Ama bu varoluşta alelade sevmeyecek olmak böyle sevilmek istememek benim insiyatifimde. Deryadesen
Bir iki üç tıp! Üçe kadar sayıyorum. Man tâ se mishomâram. Farsça bir rüya görüyordu. Filiz yeni sürgün gelmişti düşsüz kentler şehrine.. Gözlerini kapatır kapatmaz gördüğü, bacaklarından daha çarpık ilişkilerin şehrin mimarisine yansımış olduğuydu... Bir basamaktan aşağı adımını attı. Hep yek sokağı... Teklik apartmanının önüne geldiğinde durdu. Türkçede en fazla kullanılan kelimelerden birinin de "bir" olduğunu biliyordu. Peki hani güzel üstat ne diyordu? Aşk çiftleşmek değil tekleşmektir... Bu teklik apartmanın önünde sokaktaki tabelalara baktı. Hemen sağ tarafında Sahte Dostlar Tekel Bayii onun yanında Hürriyet gazetecisi... Öyle ya dostlukların şerefine içilen bir ülkede hürriyet de sadece bir gazete ve gazete bayisinin ismi olabilirdi. Apartmana girdi. 2. kata çıktı sonra. Bir kadın çığlık çığlığa doğuruyordu. Fikirleri doğuruyordu besbelli. Bu dünyada en büyük çığlığı, acıların fikirlere dönüştüğünde atabilirdin. 3. kata geldiğinde gözlerini açtı. Günaydın sabah. Elbisesi terden vücuduna yapışmıştı. Sanki korneasına kadar terlemişti. Ziraa açılan gözleri buğuyla karşılamıştı yeni günü. Deryadesen🕊
SUSTUĞUM YERDE Gül ile kül arasında bir yaşam. Adımları zamanın ötesine geçmiş gibi hızla ilerledi Filiz. Bir üst sokağında cadde boyu gökdelenler bir alt sokağı açlık kokan sokaklar... Hayatın altının üstünden daha iyi olmadığını nerden biliyorsun? Mevlana durağı... Otobüs gelir elbet gelir, Filiz beklemeye başladı ve yine düşünmeye... Doğru durakta beklemenin önemini hep çok düşünmüştür. Savaş çayı demlemiştir ve o entellektüel bıyıklarının altından yudumlamıştır bile... Bu Savaş... Kimsesiz bir adamdı. Filiz ona kendince bir kimlik vermeye çalıştığında ise Filiz'e karşı o her zamanki nezaketli tebessümü bir anda kaybolmuş yıllar içinde çukurlarşacak izler belirivermişti iki çatık kaş arasında Filiz'e dönüp, Filiz ben bu dünyaya kaos icin geldim. Salt mutluluk için değil. Acılar bende isyana, sorgulamaya ve yıkmaya dönüştü. Hayat bana evsiz insanlar gösterdi Filiz. Her gün dayak yiyen çocuklar... 10 yaşında çocukların adam olmuş ifadelerini gösterdi. Ben bu pasajda mutlu çocukluk geçirmedim. Gecirene de rastlamadım. Sen aynı şemaları oluşturmadın zihninde ve biliyorum ben seni mutlu edemem. Mutluluk peşinde olduğunu söylemiyorum ama insansın önünde sonunda mutsuz zamanlar seni hırpalar. Sosyalizm bugün bir trend topic olarak bazılarının dilinde ama bu bir yaşam biçimi ve bu dayanışmaya öyle ha deyince de girilmiyor. Her şey yakıp yıkılmadan seni hanende prenses olarak oturtmamı mı bekliyorsun? Seni iliklerime kadar işledim belki ama sen de benim kavgamdan sonrasın. Benim adım savaş. Belki en güzel şiirler yine de çıkar bir Savaştan kim bilir? O an yutkunamamıştı Umut kötü Filiz. Benim ayarım kaçmasın iyisi mi? Çayı ile ağzını ıslattı. Ben de Nazım Hikmet olmak isterdim. Henüz vakit varken derdim belki sana... Belki Paris yanıp yıkılmadan derdim o zaman... Ama Paris
— Burada güneş ışığı görmüş müydünüz — Güneş sürekli aynı yerde durmaz. EKMEK VE ÇİÇEK