“Ve sen evime bir kış kedisinin yumuşacık patileriyle geldin, siyah elbisenin fısıltısı topuklarında dolanıyordu ve yine kalbime de işte bu sessizlikte geldin. O halde neden elimi bırakıp ayrıldığında bunca gürültüye neden oldun, son sesiyle bağıran kornalar ve son sesiyle gümleyen davullar? Evimizi her daim en tatlı sessizlikte tutardık biz, bu sessizlik ancak kızıl bir makaranın yere düşmesiyle ya da sabah erken saatte dudaklarından çıkan yumuşak bir çığlıkla bozulurdu. Şimdi gidişin bir yıldırım gibi çarpıyor ve evin keresteleri ardında bıraktığın boşluğun gücüyle sarsılıyor.”