Kendimizi tepeden tırnağa bildiğimizi sanırız, sonra birden bakarız ki, kılıfımız sıyrılır, içini doldurandan tamamen yabancı bir hale gelir. Tam kendine bakmaktan bıktığını sandığı bir anda, insan karşısındaki görüntünün kendisi olmadığını görür.
Sık sık, "Uçmak için kanatlarım varken niye yürümek için ayaklar isteyeyim ki?" demiş, hatta bunu yazmışımdır. İşte, umutsuzluğun kardeşi bir yanılgı.
Artık ne kanadım ne de ayaklarım var.