Dadriante

Dadriante
@Dadrian
Yaşamı çocuklara ve hayvanlara yaşam sunmak için yaşayan bir gezginim. Bana kendi lazım, yazıları okuruna; “Yazar da yazarın” yani bir yazarın kardeşiyim. Yazılanı okumaya, bana iz bırakanı aktarmaya geldim. Sevgiyle, emekle…
traveling doctor
Florida
İstanbul
12 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
VAKİT ÖYLE BİR VAKİT Kİ Güneş’in tepemizi deldiği, beynimizi cılk yumurtaya çevirdiği; “cehennem ateşini görmek için, öte dünyaya ne hacet bre?” diyerek, sıcağa sitem edenlerin, güneş tepeye çıktığında; “bu sıcak öyle bir sıcak ki” deyip de, yumurtayı asfalt üzerine kırıp; “aha vallaa görüyonuz, yumurta pişti, biz nasıl pişmeyek” diye, isyan edenlerin, isyan etseler de; “dünyadan vazgeçerim, Adana’mdan tövbeler olsun geçmem” diyenlerin memleketidir Adana’m... “Ama yollar uzak!” Ağustos sıcağında; “beni yaktın, ben de seni yakarım” diye, güneşe kurşun sıkanların; “yağ, yağ, yağmur, teknede hamur ver Allah’ım sulu sulu yağmur” diyenlerin, harman yeridir Adana’m... “Ama mesele derin, gamdır bu içerim!” Hiç bir memlekette eşi bulunmayan, büyülü baharın yağmurlarında, toprağın gebe kaldığı,
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ÖLDÜ DEDİLER Bir cenaze vardı ortada gömülmeyi bekleyen, o bir umut demişti. Biraz sabır diyordu sezdirmeden! Bekledi, bekledi ne gelen vardı, ne çoktu giden... Gidenler umudu götürmüş, sevgiyi götürmüş, saygıyı götürmüş, acı onlardan miras, ağıt onlardan! Ne hayır gelsin içinde barındırdığı umuttan? Bugün gömmüşler cenazeyi! O öldü dediler. Ne demek öldü dedim. Az ötede yazı yaban demeden bir kara taşın üstüne uzanmıştı gördüm! Öldü dediler, öldü! Düşünceleri pejmürde, umudu öldü, sevgisi öldü, saygısı öldü, emekleri öldü, gözündeki ışık öldü. Ne kaldı ki geriye?
GÖÇÜN KERVANI Varıp gidek doru atım Kozan Dağına, Sözüm var benim bey toprağına Avşar ocağında yatan aslana Dadaloğlu’m gelip ağıt yakmaz mı? Bize emanetmiş bir bey hanımı Gözüm yolda der söyler ağıdı Bekler seni der ana kucağı Dertler dile gelip yürek yanmaz mı? Horantasız giderken göçün kervanı Emmi dayı olmuş bana yabancı İçimden çıkmıyor binlerce acı Kervanın başını tutan olmaz mı? Geldi geçti zaman bir su misali Kötü söz kendini helak eyledi
Şiir
“Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında Bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak… Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!”
KABUS GÖRDÜM ANILARIM, SARILIN BANA! “Gözlerim o an, benden insanlar var mı diye etrafı aradı. Tanıdık insanlar… Hepsi tanıdıktı. Çünkü hepsi bana benziyordu. Hepsi benden biriydi, hepsi insandı…” Birden koca bir kasırganın tozu dumana katarak, karara karara üzerime doğru geldiğini gördüm. Kasırga durdu ve kararan toz bulutu siyahlar içinde barut kokulu, ayakları ters adama dönüştü. Ölüm defterini çıkardı ve hükmü verdi. Kıyafetinin altında saklanan uzun kuyruğuna dolanmış soğuk bir namlu gördüm. Gerisini hatırlayamıyorum. Hatırladığım tek şey, her yer kan gölüydü ve yerde yatan insanların rengi çekilmiş, sararmış hazan yapraklarına dönmüşlerdi. Bir ben yaşıyordum! Acı çekmek için yaşıyordum, yas tutmak için yaşıyordum. Belki de gördüklerimi anlatmak için yaşıyordum. Kime anlatacağım? Herkes ölü... Herkes ölü... Herkes ölü... Uzaktan sesler geldiğini duydum. Sese doğru yöneldim. Güzeller güzeli çocuklar gördüm. Güvercine benziyorlardı. Kalp atışlarını duydum her birinin. Her bir parçası havada yaylım ateşine tutulan ve kanlar içinde yere çakılan ölü kalp atışları... Acı dolu çığlıklar girdap olmuş beni zifiri bir karanlığa çekmişti. Artık yalnızdım. Derin, sağır bir sessizlik başlamıştı. Herkes ölmüş, benden kimse kalmamıştı. İnsanlar kan deryasının içinde… Yaşlılar sıra sıra sonsuzluğa yatırıyorlar. Anılar boy boy olmuş onlarla birlikte toprağa karışmak için sıra bekliyorlar. Dokunmak yasak! Veda yasak! Hoşçakal yarına kaldı. Yarın da yasak! Hayat susmuştu. Umutlar susmuştu. Artık insan yoktu…