Damla

Tüketici bir toplumda değerli olan sadece tüketebilen öznedir. İnsanlar hep daha fazla tüketmeye özendirilir. Modern insan için alışveriş ve tüketim bir "boş vakit" etkinliği ya da eğlence haline çoktan gelmiştir zaten. Duygusal ya da ruhsal ihtiyaçların anlık sahip olmalarla karşılanma çabası da denilebilir buna. Oysa duygusal boşluklar ne alınan bir eşyayla ne de sahip olunan maddi zenginlikle doldurulabilir.
Sayfa 131
Reklam
Mahrem ve uzun erimli bir ilişki, ancak iki insan birbirini tanıyorsa ve birbirlerinin yüzünde o duygusal "güven" ifadesini görebiliyorlarsa mümkündür.
Sayfa 46
Yüz yüze görüşmeden elde edilecek ipuçlarının olmadığı, yani romantik ilişkinin internet üzerinden başladığı durumlarda, kişi karşı tarafı kolaylıkla idealize edebilir. "Aşk bir görme bozukluğudur" şakasını ciddiye alacak olursak, imgeleri cilalayan bir "yalan aynası" olarak internet, bu görme bozukluğunu katmerlendirir.
Sayfa 46
Yalnız ve sevilmeye aç ruhların, "beni sev!" diye haykırdığı bir ruhlar panayırına dönüyor sosyal medya ağları. Sevilmeye değer taraflarımızı öne çıkarıyor ve kendimizi sadece olumlu özelliklerimizle takdim ederek kişisel imgelerimizi tüketime sunuyoruz. İnternette herkes kendi kendisinin reklamcısı.
Sayfa 26
Günümüzde ilginç bir durum yaşıyoruz, dijital ortama bağlanmadığımızda huzursuz oluyoruz. Bağlantısızlık endişesi. İnsanlar zamanın içinde, zamanla tek başlarına ne yapacaklarını bilemeyebiliyor. Yoğunlaşamıyor, sıkılıyor, hemen akıllı telefonları açıyor, mesaj yazıyor veya oyun oynuyorlar. Bir şeyin parçası olmak, birinin kapsama alanında olmak istiyoruz. Oysa sıkıntıdan kaçarak değil ancak ona katlanabilmekle içe döner ve ruhsal manada gelişiriz.
Sayfa 20
Reklam