Sanal Aşk (İnternet Çağında Aşk ve Istırap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.850
Gösterim
Adı:
Sanal Aşk
Alt başlık:
İnternet Çağında Aşk ve Istırap
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147655
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Artık insanlar birbirine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizleri uzaklardakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür, "arkadaşlık listesinden silerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor.

Bu kitap sanal aşkları ve gerçek duyguları her yönüyle ele alarak, bir "internet profili"nden fazlası olan bizlere anlatan ilk kapsamlı eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak.

Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir "tık"la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir "tık"la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?
360 syf.
·6 günde
Sayar'ın bu kitabı modern zamanda her anımıza nüfuz etmiş siberalem ve kişiler arasındaki ilişkileri  konu ediniyor. Diğer birçok kitabını da okumuş biri olarak doktor kimliğini burada da görebiliyoruz. Saptamalar, araştırmalar ve bulgular kitaba eşlik etmiş. Kitaba dönecek olursak:
İnternet, duygusal ilişkileri olumlu ve olumsuz olarak etkileyebilir. Dış dünyada aradığını bulamayan bireylerin ruhlarını ve gözlerini sanal aleme çevirdiklerini, internet kullanımının da giderek bir bağımlılık türü haline geldiğini, internette çok vakit geçiren ve ilişkilerini burada yürüten insanların çoğunlukla ruhlarındaki bir tür boşluktan kaçtıklarını söylüyor. Çevrimiçi ilişkiler adını verdiği modern zaman aşklarında kolayca vazgeçme, kimlik gizleyebilme, hiçbir zaman gerçeğe dönememe ihtimalleri aslında bireyi rahatlatıyor. Sözgelimi evli bir insanın sanalda konuşmalarını aldatma olarak adlandırılabilir miyiz, sorusu zihinleri kurcalıyor. Birey sanal dünyada kendine yeni benlik ve kimlik yontabilmektedir. Kendisini ne kadar gösterirse o olabilme hakkını sanallıktan almaktadır. Öte yandan ilişkilerin hızla tüketilmesi "Gerçek aşk bir başkasını herkesten söküp alır. Bütün aşklar insan yiyici bir açlık çekerler. Bütün aşıklar kendilerini sevdikleri varlıktan ayıran sıkıcı ve sinirlendirici başkalığı boğmak, kökünü kazımak ve ayıklamak isterler. Aşığın en dehşet verici kaygısı ayrılıktır." diyen Bauman'ı haksız mı çıkarmaktadır?
Artık reel dünyada ruh ruha çok nadir temas ettiği için, idealize ettiğimiz sevgili kanlı canlı bir şekilde sosyal medyada durmaktadır. Bizim gizli arzu dolu heveslerimiz, sanki bize verilmiş gibidir. Ama bu durum çok sürmez.
"Sosyal medyanın aşkları sanal olsa da bıraktığı hayal kırıklığı son derece sahicidir"
Kaybettiğimiz ve bizi insan kılan her şeyi adeta sanal dünyada arıyoruz diyor Sayar. Genellikle olumsuz yönlerine değinilmiş olmakla birlikte sosyal medya ilişkileri bireylerin  ruhsal ve zihinsel gelişimlerine katkı yapabilir; entelektüel düzlemde yapılan paylaşımlar iki insanı birbirine en yakın kılabilir. "Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez..."
Sabır ve sevgi ile içten dışa doğru bir değişim gerçekleştirebilir. Hayal kırıklığı depresyona davetiye çıkarırken, depresif bir birey sosyal medyada tanıştığı bir insan sayesinde hayata yeniden tutunabilir. Bu çok boyutlu ilişkiler sarmalında ego ve benlik savaşlarına görünürlük de eklendiğinde bireyler için nevrotik bir süreç başlar. Birey artık gerçek ve hayal dünyasını birbirine karıştırmış vaziyettedir.
Ibn-i Hazm Güvercin Gerdanlığı isimli eserinde şöyle demektedir: "Ruh güzel olan her şeye tutulur güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemen ona bağlanır. Biçimin ötesinde kendisi ile uyuşan bir çizgi ayrımsarsa işte o zaman birleşme meydana gelir"
Aziz ve Celil Allah ruha, Hz. Adem henüz balçık iken Adem'in bedeni içerisine girmesini buyurdu. Ama ruh bundan ürktü, tedirgin oldu, yıkıldı adeta. O zaman Allah ona: 'Oraya zorla gir ve oradan zorlukla çık!'. dedi.
Kırılgan, savrulmuş, sevgi dolu ruhun soluklanma mekanı sanal alem olmaya başlamıştır. Bu mekan mekansızlıktır. Bireylere lamekan bir düzlemde istedikleri kimlikler ile kendilerini tanıtma hürriyeti vermiştir. Tükettikçe tükendiğimizi unutmadan sosyal medya kullanmalıyız. Çünkü burada çok fazla seçme şansı vardır. Geçmişin izlerini bir profilden silebilmek oldukça kolaydır. Ama kalp denilen et parçası bunca yükü zor taşır. Yüreğe, ruha şifa insanlarla gerçek hayatlarınızda rastlamanız dileğimle. Sevgiler...
360 syf.
·6 günde·7/10
İlk olarak Kemal Sayar' dan okuduğum ilk kitap ve doktor kimliğini ilk kitabında bile hissettirdi.
Doğruyu söylemek gerekirse kitap akıcı olduğu kadar bazen bitsin artık da dedirtti , çünkü aynı konuyu defalarca okumuş hissine kapıldım. Ama yazarın asıl anlattığına, düşündüğüne son sayfanın ikinci yarısında rastladım. Hatta bunu küçülterek son sözünde de diyebilirim.
" Bırakalım gerçek incitsin, bir yalan avutacağına."
Kemal Sayar
360 syf.
"Artık insanlar birbirlerine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizi uzaktakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook’ta kurulur, WhatsApp’ta sürdürülür, “arkadaşlık listesinden silerek” de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor.

Bu kitap sanal aşları ve gerçek duyguları her yönüyle ele alarak bir “internet profili”nden fazlası olan bizlere anlatan ilk kapsamlı eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak.

Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir “tık”la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir “tık”la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?"
360 syf.
Tavsiye olunur ki ...

Sanal bir dünya karşısında hakikat bekçiliği yapmak zordur.. insanların artık gerçeklik algısının değiştiği bir zamanda ; asıl gerçekliği hatırlatıcı direnç mekanizması kurmak daha da zordur..

Kemal Sayar , insanların renkli dünyayla yarışına artık bir virgül hatta nokta koymak istiyor kanımca.

Bu kitap insanlara insanlığını hatırlatmak için..
360 syf.
·6 günde·10/10
Kemal Sayar ve Berna Yalaz'ın birlikte kaleme aldığı kitap, çağımızın yeni çözüm ve sorunlarına değiniyor. Değişen dünya ve değişen hayatlarımızda, sanal dünyanın, siberalemin eksi ve artı yönlerini değerlendiren bir kitap. Kitapta sanal dünyanın etkilerini tüm yönleriyle görebilmek mümkün, hayatlarımıza girişi ve hayatlarımızı yeniden şekillendirişi ve henüz netleşmemiş olan hayatlarımızın gittiği yön... Yazarlar bunların her birini artı ve eksi yönleri ile sunmaya çalışmış ve bu esnada da bir çok kaynak ve araştırmadan yararlanarak en net ve en doğru sonuca ulaşmaya çalışmışlar.

Açıkçası kitap beni büyüledi ve hayatımı gerçekten etkiledi. Sanal alemde gereğinden fazla vakit geçirmeye, telefona daha fazla gömülmeye başlamıştım bu beni rahatsız ediyordu ki bu kitaba başladım ve internet bağımlılığımı gözden geçirmeye karar verdim ve kitabı okudukça kendi hayatımı da okumaya çalıştım. Kitaba başladıktan sonra bağımlılığıma dur demem gerektiğine karar verdim ve internet kullanımımı azaltmak için çabalamaya başladım, şimdilik iyi gidiyorum. Önceden bir günde telefonumun şarjı tamamen biterken artık bir günün sonunda %40 kadarı hala bitmemiş oluyor ve zamanla bu durumu daha da iyileştirmek istiyorum.

Kitabın kendi hayatıma etkisini biraz uzunca anlattım çünkü boş bir kitap değil, size şunu yapan, bunu yapın diyen kitaplardan değil. Soru sormanıza, yapmanız gerekeni kendinizin bulmasına olanak sağlayan bir kitap. İşte bu yüzden uzunca yazmak ve belirmek istedim. Kitap size bilgiyi veriyor ne yapmak istediğiniz size kalmış, ben bağımlılığımla baş etmeye karar verdim *her ne kadar bağımlı olduğumu kabul etmek istemesem de öyleyim*, bence sizde kitabı okumalı ve ne yapacağınıza karar vermelisiniz. Sanal Aşk'ı okumasanız bile lütfen sanal dünya ile olan ilişkinize bir göz atın ve bağımlı olmadan onu yönetebilir hale gelin.

"Yalnızlık, yalnız kalmanın sancısı iken; tek başınalık, yalnız olmayı seçmenin zaferidir. Yalnızlık fiziksel ve duygusal olarak acı verir, onu en çok istediğimiz anda bizden uzak kalan bir yakınlığın yokluğunu belirtir. Tek başınalık ise bilinçli ve iradi bir biçimde yalnızlığı yeğlemektir. Tek başınalığın ruha verdiği tatmin hissini yaşamayan kişi, yalnızlığın verdiği ıstırabı tadar. Tek başınalık lazım geldiğinde o yalnızlıktan çıkabilmektir de."syf.20-21.

Tek başına kalamıyoruz, çünkü her yalnız kaldığımızda kafamızı ekranlara gömüyor düşüncelerimizden, kendimizden kaçıyoruz. Hadi başımızı kaldıralım ve biraz tek başımıza kalalım. Ruhumuzun derinliklerinde yolculuğa çıkalım, kendimizden kaçmak yerine kendimizle yüzleşelim.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/10/sanal-ask.html
360 syf.
·4 günde·Puan vermedi
| Artık insanlar birbirine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizleri uzaklardakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür, "arkadaşlık listesinden silerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor.
Karşımda ağlamaktan bitap düşmüş genç kadın moder zaman Leyla'sından başkası değil. Mecnun'unu siber âlemin kum fırtınaları için de bulduğunu sanan ama yaşadığı hayal kırıklığıyla gördüğünün bir serap olduğunu fark eden onlarca genç kadından sadece birtanesi.
Bir Delinin Hatıra Defteri'nde Gogol'ün ''yalnızlık'' tarifi enfestir:''Yalnızlık diye bir şey yoktur.Yalnızlık,senin yokluğundur!..''
Bırakalım gerçek incitsin, bir yalan avutacağına.
| Kemal SAYAR~
***
Günümüzde yaşanan, sosyal ağ bağımlılıkları, bu bağımlılıkların artık sadece internet bağımlılığı olmaktan çıkıp, orada bulunan adminlere kadar bağlanılmaya gidilmesine değinilmiş.
🧐Ayrıca; artık misafirlik, karşılıklı konuşma, birbirini dinleme, ailecek bir şeyler yapma, sosyal aktiviteler, yerini, telefonlu~wifili~sosyal ağdaki insanlarla bağ kurulan bir hale bıraktı.Bunun ilerisi daha da yalnızlaşmış, beyniyle değil elindeki farketmediği pimi çekilmiş bomba ile gezen insandır.
Bir an evvel, insan olduğumuz, çevremizdeki insanlara önem verdiğimiz günlere dönmemiz gerek.Yoksa sonuç ciddi hasarlara sebep oluyor.Aile yıkımları, gençlerin kopup gitmesi, sevgisizlik ve ilgisizlik, o ilgiyi başka yerlerde arama, huzursuzluk..vs
Güzel öğütler veren, GERÇEKlere değinen bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
|Aişe BOZDEMİR~
•••
#kemalsayar
#sanalaşk
#kitapistkadınınnotları
#kitapist*
360 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sanal Aşk...

Aşkın sanalı da mı olurmuş demeyin,modern çağda insanın en ulvi duygusunu sömürmekten çekinecek kadar da merhamet yok.
Zira insanın ne kadar samimi duygusu varsa hız ve hazza teslim edilmiş,hürriyeti vaat edici bir istibdat olmuştur bugün modern çağ üzerimizde.
Artık insanlar sahici ve duygu seviyesi daha yüksek görüşmelerde bulunacağına sanal dünyayı kendisine kâfi görüyor.
Neden mi?
Cevabı çok basit,çünkü ne sorumluluk,ne dokunmanın ve yoğun duygunun getirdiği ıstırab sanal dünyada yok!
Tek tıkla canınızı sıkan bir kimseyi hayatınızdan çıkarabilirsiniz bu alemde.
Peki sonuçları ne olur bu çıkarışın derseniz; sizin karşı tarafı nasıl hayal edip nasıl bir profile oturttuğunuza bağlı bu sebep.
Televizyon,internet ve kısaca teknoloji ne yaptığını bilmeyen,durması gerektiği noktada durmaktan imtina eden insanoğlunu sömürdü,sömürüyor ve bir şeyler yapılmazsa sömürecek!
Yapaylaşmış,ruhu elinden alınmış bir insan düşünün,tek elinden gelen yeni bir hesap açmak ve bunu yapmakla da vicdanını rahatlatmakla içine düşdüğü bataklıkta debelenip durmak. Halbuki ölümün soğukluğuna saatlerce yerinden kalkmadığı için vücüdünu saran sıcaklığın direneceğini zannediyor.
Ne de Acı!
Halbuki ben yağmurlu bir gece vakti ağaçların sallanan yapraklarının ahenginden hayatıma çıkarımlar yapmak,kimim sorusunu kendime defalarca sormak,içlenmek ve daha çok içlenmeyi,şu etrafımızı kuşatmış tüm teknikaya tercih ederim...
360 syf.
·Puan vermedi
Bir psikiyatristin kaleminden sanal dünyanin ilişkilerimize ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilemesinin analizini içeriyor kitap. Tanık olduğumuz dijital devrim, toplumsal dinamikler üzerinde sanayi devrimi kadar, hatta belki daha da fazla etkili olacağa benziyor. Dijital devrimin yol açtığı değişimler çok hızlı ve genişleyen bir biçimde küresel nüfusun yaşam tarzlarına ve iş hayatına etki ediyor. İnternet, mobil teknoloji ve üzerinde geliştirilen uygulamalar gibi hızlı teknolojik gelişme bizim kuşağın insanlarının yetişmekte zorlandığı bir hızda gerçekleşiyor. Daha şimdiden, birçok alanda çocuklarımızın gerisine düştük. Çocuklarımızı bizim gibi yetiştiremeyeceğimiz aşikar. Sokak oyunlarının ortadan kalktığı modern şehir yaşamında, çocukları bilgisayar ve telefonlardan uzak tutmak hayli zor olacağa benziyor.
Benlik, artık bir sanal benlk haline geldi. Sanal aleme iltica etmiş milyonlarca gezgin ruh, sesine bir yankı, derdine derman arıyor. Bir şifahane olarak sanal alem... Yaratılan şatafatlı ve rengarenk imgenin aksine, özünde ürkek, hüzünlü ve sessiz bir arayış bu. Sosyal medya ve sanal alemdeki tüm narsist paylaşımların altında hep bir onaylama ve şefkat özlemi var. Tıpkı yaptığı resmi, sevgi dolu dünyanın varlığını tekrar tekrar deneyimlemek isteyen küçük bir çocuğun savunmasız hali gibi.
Moderniteden aldığımız azıkla evlerimizden ayrıldık. Bu yol bizi nereye götürecek, yolda ne kadar değişeceğiz? Aslına bakarsanız bu yoldan dönmek isteyip istemeyeceğimizi de bilmiyoruz. Dileyelim de bu yolculuğun iyiliğe varan bir dönüşü olsun. Bu yolculuk bizi mahcup ve yaralı bırakmasın. diyor yazar.
İnşallah diyelim bu teminnilere.Yüzyüze konuşmalar insanı iyileştirimiş çünkü, daha çok saygı duymamızı,başkalarıyla daha güzel bir biçimde ilgilenmemizi mümkün kılarmış. Konuşmak birbirimizi işitmek ve birbirimizle ilişki kurmak için elimizdeki en büyük imkan. Gözler kalbin aynasıdır. Yüzde gördüğümüz şeyi hissederiz. Ahlak yüzde başlar, çünkü yüz " beni öldüremeyeceksin" der.
Bu sanal dünya da sahici insanlar olarak kalabilmenizi temenni ediyorum. Yalanlar bizi avutacağına bırakalım gerçekler bizi incitsin...
Çünkü insanları kendi özel yaşamlarını internette "gönüllü" olarak paylaşmaya iten şey, yanlızlık ve kederden başka bir şey değildir.
Kemal Sayar
Sayfa 33 - Kapı
Artık insanlar birbirine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizleri uzaklardakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür, "arkadaşlık listesinden silerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor...
Yanlız ve sevilmeye aç ruhların, "Beni sev" diye haykırdığı bir ruhlar panayırına dönüyor sosyal medya ağları.Sevilmeye değer taraflarımızı öne çıkarıyor ve kendimizi sadece olumlu özelliklerimizle takdim ederek kişisel imgelerimizi tüketime sunuyoruz. İnternette herkes kendi kendisinin reklamcısı.
Kemal Sayar
Sayfa 26 - Kapı
.. oysa sıkıntıdan kaçarak değil ancak ona katlanabilmekle içe döner ve ruhsal manada gelişiriz..
Kemal Sayar
Sayfa 20 - Kapı
Bu hızlı dönüşüm çağında, iyiliğimiz için esas ve hayati olan birşeyi kaçırıp kaçırmadığımız sorusunu daha çok sormalıyız.
!
Dijital hayatlarımız asıl hayatımızı örtmemeli.
Kemal Sayar
Sayfa 10 - Kapı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanal Aşk
Alt başlık:
İnternet Çağında Aşk ve Istırap
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147655
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Artık insanlar birbirine değil telefonlarına bakıyorlar. İnternet bizleri uzaklardakilere yakın ederken, yanı başımızdakilerden de uzaklaştırmaya başladı. İlişkiler Facebook'ta kurulur, WhatsApp'ta sürdürülür, "arkadaşlık listesinden silerek" de bitirilir oldu. Oysa aşkın ve ayrılığın acısı her çağda can yakıyor. Teknoloji değişse de insan yüreği aynı kalıyor.

Bu kitap sanal aşkları ve gerçek duyguları her yönüyle ele alarak, bir "internet profili"nden fazlası olan bizlere anlatan ilk kapsamlı eser. Okurken kendinize dair ilk kez fark edeceğiniz çok şey olacak.

Kesin olan bir şey var ki o da sanal dünyanın ilişkilerimizi ve ilişki sürdürme biçimlerimizi derinden etkilediği. Her şeyin bir "tık"la değiştiği bir zamanda aşk da uçuculuktan nasipleniyor, bir "tık"la buharlaşıyor. Geride kalan duygular ne kadar gerçek ve uzun ömürlü peki?

Kitabı okuyanlar 50 okur

  • Güntülü
  • Burcu
  • Ayşenur
  • Aslıhan Ertaş
  • M.
  • Laf- ı Güzaf
  • Hatice TOZ
  • Hatice Kübra İpek
  • Nazenin
  • meryem aka

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (4)
9
%6.3 (1)
8
%12.5 (2)
7
%43.8 (7)
6
%12.5 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0