"Bir rüzgar esti gönül penceremden, bahar geldi sandım, çiçekler açtım
Sonra kırıldım inandığım yerden, hazan vurdu, yaprak döktüm
Bir yalancı sevdaya kandım, kanat takıp semaya daldım
Bu gök benim sandım, kırıldı kanatlarım, yere düştüm, boyun büktüm."
"Dallar çiçeklenmek istese de çiçekler açmak ister mi? Çiçeklerine kuşlar konsun istese de kuşlar konmak ister mi? Ben baharı özledim ama bilmem bahar gelmek ister mi? Belki bir tuzlu meltem getirir baharı. Belki o zaman çiçekler basar kurumuş dalları ve bir kuş en güzel şarkısını söylemek için konar her bir çiçeğe."
"İnsanın yüreğinde zaman dünyadan ağır ilerler. Bazen bu dünyada yıllar geçse insanın yüreğine sanki bir an geçmiş gibi gelir. Ama mutlaka o zaman geçer. Zamanın tik takları, sen istesen de yerinde durmaz. Günler, aylar, mevsimler geçer. En sonunda da kış biter, bahar gelir. İşte o zaman çiçekler açar tüm dallar. Binbir rengini sergiler. İşte o gün geldiğinde en güzel şarkısını söylemek için konar bir kuş o dallara. Ancak hiçbir çiçek vaktinden önce açmaz ve hiçbir kuş vaktinden önce ötmez. Şimdi derin bir nefesle umut doldur yüreğine. Elbet o vakit gelecek, elbet kış bitip mevsim bahara dönecek."
"Geçmiş sinsi bir hayalet gibidir. Nereye kaçarsan kaç peşinden gelir, göğe ulaşan duvarlar da örsen etrafına aşar ve en savunmasız olduğun anda çıkıverir karşına."
"Belki de volkanları söndürürdü gözümden dökülen yaşlar ancak bir içimin yangınını söndüremedi. En sıkı tuttuğum ya da tuttuğumu sandığım yerlerden kırıldı ümitlerim, tam da baharın en güzel zamanında koparıldı çiçeklerim. Ne bir kuş kondu o günden sonra dallarıma ne de bir daha çiçek açtım. Bir fırtınada gibi kıştan kışa savruldum. Birine güvenmemeyi en çok güvendiğimden, birini sevmemeyi en çok sevdiğimden öğrendim."