Kübra

9/10
·314 syf.·
2026 2. kitabı
Spoiler Verity, daha ilk sayfadan itibaren beni içine çeken ve bir an bile elimden bırakmama izin vermeyen bir kitap oldu. Ben de o kadar güçlü bir merak uyandırdı ki soluksuz okuyup bitirdim. Colleen Hoover gerçekten çok başarılı bir atmosfer kurmuş; sürekli bir huzursuzluk, tedirginlik ve “bir şeyler yolunda değil” hissi okudukça fazlasıyla okuyucuya geçiyor. Karakterlerin hiçbirinin tamamen masum ya da tamamen iyi olmaması kitabı daha da etkileyici kılıyor sanırım. Hepsi bir şekilde “sıkıntılıydı”. Lowen’a çoğu zaman gıcık oldum. Jeremy’i sevdiğimi düşündüğüm anlar oldu ama başından beri üzerinde sanki “iyi karakter” maskesi varmış gibi bir his de hiç kaybolmadı içimden. Belki Verity’nin yazdıklarını okudukça Lowen gibi her şeyin altında başka bir anlam aramaya başladığımdan biraz paranoyaklaştım, emin değilim. Verity’nin otobiyografik taslağı kitabın en çarpıcı ve en kan dondurucu kısmıydı. Okuması zor, sindirmesi daha da zor ama aynı zamanda en merak uyandıran ve en sürükleyici bölümlerdi kesinlikle. Rahatsız edici olmasına rağmen okumaktan en çok keyif aldığım kısımlar da bu bölümler oldu. Final konusunda ise tam anlamıyla ikilemde kaldım. Mektuba inanmak istedim ama bir yandan da içime asla tam olarak sinmedi. Hangisi gerçekti, hangisi kurgu, neye inanmalıyım hâlâ bilmiyorum. Hatta bir noktada her şeyin aslında Jeremy tarafından yapıldığı ve Verity’ye yıkıldığı gibi daha büyük bir ters köşe bile bekledim ama hikâye çok daha gri ve rahatsız edici bir yerde kaldı, ki bence bu kitabı daha da başarılı kılıyor. Belki de kitabın en güçlü yanı sana net bir doğru vermemesidir. Ayrıca gerilim tarafı gerçekten çok başarılıydı. Bazı sahnelerde fiziksel olarak gerildiğimi hissettim. Lowen’ın yavaş yavaş paranoyaklaşmasını okurken onu çok net anladım, hatta kendimi onun
VerityColleen Hoover · Independently Published · 20186,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·481 syf.·
2022 44. kitabı
Öncelikle hayatımda ilk defa bir kitap eleştirisi yazdığım için tam olarak nereden başlasam anlatmaya bilemiyorum. Her ne kadar kitabı pek sevmesem de bu kitap bende güçlü bir yazma isteği uyandırdı, bunun da nedeni sanırım herkesten duyduğum olağanüstü yorumlardan sonra büyük bir beklenti içerisine girmem ve sonunda da büyük bir hüsrana, hayal kırıklığına uğramam. Daha önce bu kitapla ilgili en ufak bir olumsuz yorum okuduğumu hatırlamıyorum, bu yüzden olacak ki kitabı bitirdiğimde ilk tepkim “bu muydu yani?” oldu. İlk olarak Zülfü Livaneli’nin kaleminden bahsedecek olursam her ne kadar kitabın sonunda bilinçli bir şekilde amatör bir yazarın kaleminden çıkmasını istediğini belirtiyor olsa da (kitaptaki karakterin ilk yazma girişiminden ve edebi bi eserden çok yaşanılanları bütün duruluğuyla sadece anlatma gayesinde olmasından kaynaklı olarak), ki bu yönden oldukça da başarılı olduğunu düşünsem de, kitabın anlatımı maalesef beni etkilemeyi başaramadı. Aslında herkesin de belirttiği gibi oldukça acıklı ve yürek burkan bir hikayenin bu anlatım şeklinden ötürü okuyucuya bütün duygularını geçiremediğini bu sebeple de bu hikayenin heba edildiğini düşünüyorum. Ortada oldukça duygu yüklü bir hikaye olmasına karşın okurken bu hikayenin hiçbir duygusu bana geçmedi maalesef. Bana göre kitap bir arkadaşınızla kahve içmeye çıkıp da arkadaşınızın size bir hikaye anlatması gibiydi, bu yönden oldukça samimi bulmuş olanlar olabilir tabii ama sanırım anlatıcı karakterle de bir bağ kuramadığımdan olacak ki karşımdaki kişi bunları bana niye anlatıyor şimdi demek geldi içimden. Bunun dışında hikayenin hiç detaylı olduğunu da düşünmüyorum tam aksine oldukça yüzeysel aktarılmış bence. Her ne kadar asıl hikaye Max ve Nadia’nın başından geçenler şeklindeymiş gibi anlatılsa da kitabın bu
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma