Sözünde durmak, sözü hiç unutmamak erdemli insanların tavrıydı ve unutulmayan söz, elbette sahibini devamlı hatırda tutar, ona karşı sevgiyi çoğaltırdı.
Sultanlar ve şahlar birbirleriyle savaşırken harcayacakları kuvvet ve mesaiyi üretmeye harcasalardı eğer, elbette tabiat onlara her nimeti sunar, Allah da geçimlerini bereketlendirirdi. İnsanları, geçinmek için ganimete muhtaç edenlere lanetler olsun!.. Ekip biçseler, güdüp kesseler elbette doyarlar, gül gibi de geçinirlerdi. Bu sahiplenme hırsı neydi? Toprağı, insanı, varlığı bunca sahiplenmek için savaş neydi? Toprak herkese yeterdi; ama sahiplenmek isteyenler işi bozuyordu. Şu dünyada her millet, her insan bu yüzden hayatını savaşarak kazanmak zorunda kalıyordu. Hatta bazen bunun adı gaza da oluyordu.
' Hamiş: Mektubunla birlikte bize bir tas içinde at pisliği göndermişsin. Buna karşılık sana bir kavanoz bal gönderdim. Ne de olsa herkes karşısındakine kendi yediğinden ikram eder!'
' Oğul, sen şahsın. Artık en kıymetli, en güzel elbiselerin başkalarına giydirdiklerin olacaktır. En ziyade cezalandırma yetkisine sahip olana en fazla affetmek düşer. İnsanlar arasında en aklı kit kişi, kendinden daha zayıf ve çaresiz olana zulmedendir. İyilik yap ve affet ki bir dediğin iki edilmesin, fermanın tutulsun. Yeryüzünde merhametin kaldıramayacağı bir suç, affedilmeyecek bir günah, ihsan ile kapatılmayacak bir ihtiyaç yoktur. Şaha yaraşan, sütliman olanı kışkırtmamak, bilakis karışık olanı sakinleştirmektir. Halkını sömürüp onlardan gasp ettiği mallar ve canlar ile devletini yaşatmaya çalışan bir devlet reisi, evinin temelinden söktüğü malzeme ile duvarlarını onarmaya çalışan ahmak dülgere benzer! İnsan olmanın ayırt edici özelliği
Allah' ı seven olmaktan çok, Allah'ın sevdiği olmaktır.'