Dindar yüksel

Dindar yüksel
@Darav
Ben dino ! Tüm tarikatlardan kovulmus caresiz aklimi sizin ellerinizden kurtardim.
Seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.
Reklam
Ben acılarımdan beslenen biriyim...
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım! Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin Allahını bilirim bayım! Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmay Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım! Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım! Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey
Şiir
Sonra farkettim ki  Su akıyor rüzgar esiyor Yağmur yağıyor. Herşey yine ve aynı şekilde oluyor. Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret, savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme. Gitsem ayrılık oluyor. Kalsam çöl gidersen bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler ama anladım ki özlemden de hiç kimse ölmüyor ama ben ölüyorum. Nefes alıyorum önemsiyorum ve gitmek istiyorum . Anladım ki hasret yeni bir aşka kadar sürüyor sevdiklerim ve beni sevenler bağışlayın su akıyor ve ben gidiyorum. -Tuncay Akdoğan
Şiir
Kürt Tarihi
Iraklı Kürt sosyolog Waide Jwaideh “Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi” adlı eserinde 17. yüzyılda Dengbêj okulları olduğunu, bu okullarda Dengbêjlerin anlattığı hikayelerin öğretildiğini ve ses eğitimi verildiğini belirtmektedir. Waide Jwaideh’nin sözleri. Dengbêjlik Tarihini 17. yüzyıla kadar götürüyor ve Kürtler’in o dönemde Dengbêjlik Geleneğine ne kadar önem verdiğini öğretiyor. Ermenistan’da yaşayan Kürdolog Qanatê Kurdo, Kürtlerin iki büyük şairi Melayê Cizîrî ve Feqîyê Teyran'ın aynı zamanda birer dengbêj olduğunu bizlere söylüyor. 16. yüzyılda yaşamış olan şairlerimiz şiirlerini kilam halinde insanlara aktarıyorlardı. Bildiğimiz gibi büyük dengêjimiz Dengbêj Reso, Feqîyê Teyran’ın “Sinem" kilamını söylemişti. Ermeni tarihçi Moses Von Khoren, Ermenistan Tarihi isimli kitabında büyük bir Kürt krallığı olan Med Kralı, Kral Astiages zamanında yaşayan ve Med ülkesinde tanınan Dengbêj Angares’den bahseder. Dengbêj Angares, Kral Astiages’in sarayında düzenlediği eğlenceye katılır, kilamlar Söyler. Moses Von Khoren'a göre Dengbêjlik Med Kralı Kral Astiages’e kadar dayanıyor. Kral Astiages MÖ 589-549 yılları arasında hüküm sürmüştür. Yani günümüzden 2500 yıl öncesine dayanmaktadır. Ve son olarak diyebiliriz ki yazının bulunduğu MÖ 3500 yılından önce de varolmuştur. Daha da eskiye dayanır. Ve bu bir hakikattir ki; “Ve Yazıdan Evvel Söz Yaratıldı...”
Tarih