Bundan 4 yıl önce bir panelde kendisini, bilgisini ve derinliğini tanıdığım edebiyat alanında ünlü bir hoca olmuştu ve panelde tam anlamıyla büyülenmiştim. O andan sonra zihnimde, acaba onu tekrar dinleyebilir miyim diye düşünceler vardı. Sadece dinlemek üzere düşüncelerim vardı çünkü hayalimde bile onunla konuşabileceğimi düşünmedim. Bu öyleydi ki kurgu olamayacak kadar kurguydu benim için. Ve o günden sonra da elime geçen tüm fırsatları değerlendirip hocayı dinledim, her biri bana çok şey kattı. Her salonda veya sınıfta bir silüettim.
Şimdi çok bir hocamla çok önemli bir araştırma yapıyoruz ve bu araştırma bağlamında 4 yıl önce o hoca ile sohbet etme hayali bile kuramayan ben geçen cumartesi hoca ile proje bağlamında tanışma imkanı buldum. Mülakat yaptık ve çok güzeldi. Bugün ise ikinci kez mülakat yaptık. Ve daha sonra hiçbir hocamla sohbet edemediğim gibi sohbet ettim. Ego, statü olmadan ve derin bir sohbetti. O kadar güzel bir sohbetti ki bunu kelimelerle ifade edemiyorum. Daha sonra panelde konuşmacıydı ve panelde de çok kez benden adımı vererek bahsetti. Bunlar da çok güzeldi.
.
Son zamanlarda geleceğim hakkında düşüncelere daldıgımda içimde bir durgunluk başlıyor. Ki bu öyle bir durgunluk ki koca bir dehliz sanki beni yutuveriyor.
Büsbütün umutsuzum. Hep de böyleyim. Hayatım hakkında düşünürken neden yaşadığım hakkında ciddi sorgulamalardaydım. Mutlu isem, iş bitiyordu, bu kadardı. Kendimden memnun isem tamamdı. Kendimi tüketmeden kendimle yaşamak istiyordum. Hoca ile konuşmalarımız da tam da bunlardı. İçimde tekrar bir şeyler yeşerdi.
Evet, yaşamayı beceremediğim bir hayatı yaşıyorum. En azından yaşamayı beceremediğim tüm vakitler bir çizik atıp mutlu olabildiğim anların birleşiminden olsun. Çünkü olmalı.