Dâreyn

Dâreyn
@Dareyn__
"Nicedir kavrayamam haller içinde halim"
YL
1852 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Ve insan bir yerlerde mutluluğu aramaya devam eder..
Puan vermedi·392 syf.·
2022 9. kitabı
Bu kitap hakkında inceleme yapmasam içim rahat etmeyecekti. :) . Livaneli'nin Serenad'ından sonra okuduğum ikinci kitabı: Mutluluk. Kitaptaki üç karakter adeta toplumumuzdaki gruplardan bir simge olmuş. Bir üniversitede hocalık yapan Prof. Dr. İrfan Kurudal, aydın kesimi; PKK ile Gabar Dağlarında savaşan bir komando olan Cemal, askeri kesimi; Şeyh amcasının tecavüz edip namussuzluk yaptığını iddia etmesiyle herkesin onun ölümünü istediği ve kendini öldürmeyince kuzeni Cemal'in onu öldüreceği kız, Meryem ise hem çocuk hem kadın. Kitapta bu üç kimlik çatışıyor desem eksik kalır, kitapta ana olarak bu üç kimlik hem kendiyle hem de çevreyle çatışıyor. Arka planda ise toplumun diğer grupları birbirini boğazlıyor diyebiliriz. Üç insan kendince ölümden kaçarken kendilerinin de haberi olmadan içten içe mutluluğu arzuluyor. Yaşamayı arzuluyor. . Bu üç ana karakterin daha derin incelemesini yoruma bırakacağım. :) . Kitapta 3 karakter var dedik ama zamanla diğer ikisinden sıyrılıp daha da öne çıkmış bir karakter oluyor Meryem. Kitap boyunca ona ne olacağını merak ediyorsunuz. Kitabın filmi var ve filmin sonu kitaptaki gibi değil. Filmi yorumda eleştireceğim. Filmi izleyecekseniz yorumumu okumanızı tavsiye ediyorum. . Kitapta geçmişteki problemler ve güncel sorunlara çok kez değinilmiş. Belli bir dönemi anlatan bir kitap olarak çok başarılı buldum, sevdim. Çok yeri çizdim ve en çok çizdiğim kitaplardan biri oldu. Kitabı çok kez yırtıp atasım da geldi çünkü kadına olan bakış açısı damarıma bastı. Meryem gibi hissettim, hissediyorum. Üzülüyorum. Kitabın sonu böyle olmasaydı, filminki gibi olsaydı, Livaneli okumayı bırakırdım ki kitabın bitmesine sayfalar kala kitabın sonunun nasıl olacağının ipucunu vermişti. . Kitabi herkese tavsiye ederim. İyi okumalar. :))
Edebiyat
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
En iyi psikolojik roman :))
10/10
·687 syf.·
Beğendi
·
2021 43. kitabı
"Ama hastalık mı suçu doğuruyordu, yoksa suç mu kendi niteliğine göre, hastalığa benzer bir şeyi doğuruyordu, henüz bunu cevaplayamıyordu." . Yoksulluktan hukuk eğitimini yarıda bırakan Raskolnikov, artık çalışmamakta, annesi ve kız kardeşinin gönderdiği paralarla geçimini sağlamaktadır. Kız kardeşi, maddi açıdan ailesini rahatlatmak için sevmediği ama varlıklı bir adamla nişanlanır ve kitap, bu durumdan etkilenen Raskolnikov'un para için bir tefeci kadınla hesapta yokken onun kız kardeşini öldürmesiye başlamış olur. İleride anlıyoruz ki mesele para değil. Mesele Raskolnikov'un felsefesi. Ona göre insanlar ikiye ayrılır: malzeme olanlar ve istisnai kişiler. İstisnai kişiler, bulundukları konum itibariyle hiçbir kanuna bağlı değiller, hatta tam tersine, diğer insanlar için kendileri kanun oluştururlar. İstisnai kişiler, yaptıkları kötülüklere hiç aldırmadan bunların üzerinden, düşünmeksizin atlayıp geçtikleri gerçeği onu sarsar ve kendisinin de istisnai kişi olduğuna inanır. Bunu kendine kanıtlamak için de cinayeti işler. Teorisine göre vicdan azabı duymayacaktır ama öyle olmaz. Kitabın sonunda bile pişmanlık duymadığını söyler ki bu doğrudur çünkü kendini denemiştir hayal kırıklığına uğrasa da. Pişman olmamakla vicdan azabından kaçamaz, kitap boyunca acı çekmesine şahit oluruz. Sonunda da gidip teslim olur. Polisten kaçacak yeri olmadığından değil, vicdan azabından kaçacak yeri olmadığından. . Bu aslında en başta bir kişilik meselesidir. Olmak istediğimiz kişi ve olduğumuz kişi. Peki olmak istediğimiz kişiliğe tabiatımız ulaşamayacak kadar uzaksa? Raskolnikov da olmak istediği kişi olamayacağını anlar ve bedelini öder. . Kitaptaki bazı karakterleri yorumlarda inceleyeyim. Kendimce :) . Herkese iyi okumalar. :))
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Antik Batı Klasikleri · 2013194,1bin okunma
Puan vermedi·481 syf.·
Beğendi
·
2021 42. kitabı
İnceleme gibi olmayan bir inceleme olacak bu. Ne karakterleri ne de olayları anlatacağım. Kitabı okurken de okuduktan sonra da aklımda Schubert- Serenade çalıyor ve bir şey diyemiyorum. Yalnızca birkaç yer hakkında düşüncemi kısaca belirteceğim. . Her şeyin bir enerjisi, ruhu olduğunu düşünürüm. Kürk Mantolu Madonna'yı ilk kez elimde tutarken beni etkileyecek bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Serenad'da da bunu hissettim. Livaneli'den okuduğum ilk kitap ve gayet akıcı buldum. . Kendiyle beraber üç kadını ve hikayesini taşıyan bir kadının hikayesi... "Sadece Maya değildim; aynı zamanda Ayşe, Nadia ve Mari'ydim." Maya, kitabın son cümlesinde de dediği gibi: "Onların başına gelenleri anlatmaya karar verdim. Çünkü ancak hikayesi anlatılan insanlar var oluyordu." diyerek aile sırlarını ve bir şekilde dahil olduğu aşk hikayesini anlatıyor. Bu roman olmasaydı kaç kişinin aklında kalırdı ki Struma? Kaç kişi bakardı yakın tarihe yakından? . İyi okumalar. :)
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
10/10
·139 syf.·
Beğendi
·
2022 15. kitabı
Kitap din katagorisinde ama benim için daha fazlası... . Sezai Karakoç denince aklıma gelen ilk kelime: Diriliş'tir. Yazarımız, oruçla insanın; ruh, beden, eşya gibi daha birçok alanda, daha doğrusu her alanda dirilişini ifade ediyor. O kadar güzel anlatıyor ki, betimlemeler ve benzetmelere hayran kaldım. Bir yönden edebî diyebilirim. Edebiyat kategorisindeki çoğu kitapta tadılmayan bir lezzette kitap. :) Dönemindeki sosyal olaylar da mevcut, bu olaylar o zamandan beri kanayan bir yara ki dinmiyor. Oruca dair birçok anılarını da anlatmış yazarımız ve bu da son bölümlerde. Bir yönden de anı diyebilirim. . Uzun zamandır böyle güzel bir kitap okumadım. Kitabın isminin anlamı ise çok mükemmel. :)) #115963673 . Tam zamanında okumuşum ve herkesin okumasını tavsiye ederim. :)) İyi okumalar.
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,583 okunma
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
9/10
·159 syf.·
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Nuri Pakdil diyor ki: "Anlamak fiilinden meşaleler yapılmalı: yeryüzünde birbirimizi görebilmek için." Kim kimi ne kadar anlayabilir ki herkes hakikate kendi penceresinden bakarken? Anlayamıyor insanlar birbirini ve uzak düşüyorlar. Kimse kendi penceresinden ayrılmıyor. Bu yüzden herkese göre, herkes kendi haklı. Kitaptaki olaylar; Zehra öğretmenin, babasının ölüm döşeğinde olduğunu öğrenip isteksiz bir şekilde onun son anlarında yanında olmak zorunda olmasını hissettiği için yanına gitmesi ile başlıyor. Babasına baba bile demek istemiyor çünkü ailesinin rızkını dışarıda yiyip ailesini sefalete mahkum ediyordu. Ablası veremden ölünce Zehra'yı yatılı bir okula yollayıp annesini ve anneannesini yalnız bırakarak annesinin bir hastalık ile ölmesine, anneannesine ise inme inmesine sebep vermişti... Zehra öğretmen nihayet babasının yanına vardığında o ölmüştür. Ondan geriye birkaç eşya kalmıştır. Babasının kötülüğünden emindir ve bu eşyaların bunu tasdiklemesi için merak edip bakar. Bir hatıra defteri bulur eşyalar arasından ve okuyunca işler değişir... . "Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!" Erdem Bayazıt ne güzel anlatmış dertlerimizden birini. Biri baba, diğeri anne... Eğer anne ve baba arasındaki bağ ne kadar güzel olursa çocuklar da o kadar faydalı ve ayakları sağlam basan bir birey olur. Babasının alkole zaafı, evle ilgisizliğini küçük yaşta anlamış olan Zehra, kendisi fark etmese de babası gibi zaafları olmasını istemiyor ve bu yüzden zaafa tahammül edemiyor. Zaafa tahammülsüzlük, onda "acımak" duygusunu köreltmiş. Ailesinden eksik kalan sevgi eksikliğinin bile farkında değil, farkında olsa bu da onun için bir zaaf olurdu. . Zehra'nın babası: Mürşit Efendi... Yazdığı hatıra defterinin
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma