"Ama hastalık mı suçu doğuruyordu, yoksa suç mu kendi niteliğine göre, hastalığa benzer bir şeyi doğuruyordu, henüz bunu cevaplayamıyordu."
.
Yoksulluktan hukuk eğitimini yarıda bırakan Raskolnikov, artık çalışmamakta, annesi ve kız kardeşinin gönderdiği paralarla geçimini sağlamaktadır. Kız kardeşi, maddi açıdan ailesini rahatlatmak için sevmediği ama varlıklı bir adamla nişanlanır ve kitap, bu durumdan etkilenen Raskolnikov'un para için bir tefeci kadınla hesapta yokken onun kız kardeşini öldürmesiye başlamış olur.
İleride anlıyoruz ki mesele para değil. Mesele Raskolnikov'un felsefesi. Ona göre insanlar ikiye ayrılır: malzeme olanlar ve istisnai kişiler. İstisnai kişiler, bulundukları konum itibariyle hiçbir kanuna bağlı değiller, hatta tam tersine, diğer insanlar için kendileri kanun oluştururlar. İstisnai kişiler, yaptıkları kötülüklere hiç aldırmadan bunların üzerinden, düşünmeksizin atlayıp geçtikleri gerçeği onu sarsar ve kendisinin de istisnai kişi olduğuna inanır. Bunu kendine kanıtlamak için de cinayeti işler.
Teorisine göre vicdan azabı duymayacaktır ama öyle olmaz. Kitabın sonunda bile pişmanlık duymadığını söyler ki bu doğrudur çünkü kendini denemiştir hayal kırıklığına uğrasa da. Pişman olmamakla vicdan azabından kaçamaz, kitap boyunca acı çekmesine şahit oluruz. Sonunda da gidip teslim olur. Polisten kaçacak yeri olmadığından değil, vicdan azabından kaçacak yeri olmadığından.
.
Bu aslında en başta bir kişilik meselesidir. Olmak istediğimiz kişi ve olduğumuz kişi. Peki olmak istediğimiz kişiliğe tabiatımız ulaşamayacak kadar uzaksa?
Raskolnikov da olmak istediği kişi olamayacağını anlar ve bedelini öder.
.
Kitaptaki bazı karakterleri yorumlarda inceleyeyim. Kendimce :)
.
Herkese iyi okumalar. :))