Sən mənim köksümdə çarpan ürəksən,
Mən sənin köksündə - kiçik bir zərrə.
Mənə qanad verən odlu diləksən,
Adına, özünə Vətən deyirəm,
Çölünə, düzünə Vətən deyirəm...
İngilizce öğretmeni
Lisans (English teacher) Yüksek linans ( English linguistics ) TESOL
"Bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi sizi herhalde şaşırtacak, Olga Sergeyevna. Fakat sonuna kadar okuyunca göreceksiniz ki başka türlü yapamazdım. Bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımz bir çok vicdan azabından kurtulmuş olurduk. Ama gene de geç kalmış değilim. Birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızım hastalanmış gibi olduk. Bu yüzden kendime daha erken gelemedim. Zaten sizi bir süre görüp dinledikten sonra kim kendi isteğiyle büyünüzden kurtulmaya çalışabilir? Kim sizinle yürürken kendini inişe bırakacak yerde adım başında durup geriye bakmak iradesini gösterebilir? Her gün kendi kendime diyordum: Daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde:' Ama gene de sürükleniyordum... Şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki sizin de yardımınıza muhtacım. Ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; ancak bu gece, içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim..."
Olga'yı görmemeliyim artık... Tanrım! Benim gözlerimi açtın, bana yolumu gösterdin, ama bu gücü nereden alacağım? Başımı alıp gitmeliyim. Şimdi acı da çeksem bunu yapabilirim. Sonradan yapmadım diye kendi kendime lanet etmem...
İçimde neler olduğunu hissetmiyor musunuz? Anlamıyor musunuz? Konuşmakta bile güçlük çekiyorum. Tam şuramda...verin elinizi, tam şuramda bir şey, taş gibi ağır bir şey duruyor, derin bir acı duyuyormuşum gibi.