Qalib

"Burada yemin edin o zaman. Her şeyin değiştiği bir dönemdeyiz. Şövalyelere ihtiyacım var. Sağlam bir iştahınız varmış gibi görünüyor Sör Duncan. Daha ne kadar tavukla beslenebilirsiniz? Donukhendek'te ise midenizi sıcak kızarmış etlerle ve meyveli tatlılar ile doyurabilirsiniz. Yaverinizin de beslenmeye ihtiyacı olduğu belli. O kadar cılızlaşmış ki kafasındaki bütün saçlar dökülmüş. Burada kendi yaşıtları ile kalabileceği bir oda ayarlayabiliriz. Bundan hoşlanacağına eminim. Kalemdeki Savaş Üstadı'm da onu savaş sanatları konusunda eğitebilir." "Onu ben eğitiyorum," dedi Dunk hemen savunmaya geçerek. "Peki ya ondan başka? Bennis de mi? İhtiyar Osgrey'i de mi? Yoksa tavukları da mı?" Egg'e tavukları kovalatmasının üzerinden günler geçmişti. Çocuğun daha çevik olmasına yardım eder, diye düşünmüştü ancak bunu söylese kadının kahkaha atacağını biliyordu. Kadın, kalkık burnu ve çilleri ile Dunk'ın aklını karıştırıyordu. Dunk Sör Eustace'in onu neden buraya gönderdiğini kendine hatırlattı. "Kılıcım Lord Osgrey'e yeminlidir leydim," dedi. "Ve öyle de kalacak." "Öyle olsun sör. O zaman hoş olmayan konuları konuşmaya başlayalım." Leydi Rohanne örgüsünün ucundan çekti. "Donukhendek'e yada Donukhendek'te yaşayanlara zarar gelmesini kabullenmeyiz. Bu yüzden söyleyin bakalım neden sizi bir çuvalın içine koyup hendeğe atmayayım?" "Çünkü buraya konuşmak için geldim," diye hatırlattı ona. "ve ikram ettiğiniz şarabı içtim." Şarabın tatlı ve koyu tadı hala damağındaydı. Eğer şarap zehirliyse de şimdiye kadar tesir etmemişti. Ve belki şarap onun bu kadar gözü pek olmasını sağlamıştı. "Ve beni içine koyabileceğiniz kadar büyük bir çuvalınız yok." Şansına, Egg'in şakası kadını gülümsetti. "Elimde tam da Bennis'i sığdırabileceğim büyüklükte bir çuvalım var. Üstad Cerrick diyor ki Wolmer'in
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Daha çok çamurlu bir aileye mensubum. "Pennytreeli Sör Arlan adlı bir şövalye daha ben küçük bir çocukken beni yanına yaver olarak aldı. Bana şövalyeliği ve savaş sanatlarını öğretti." "Ve aynı Sör Arlan sizi şövalye mi ilan etti?" Dunk gözlerini botlarına dikti ve bağcıklarından birinin çözülmüş olduğunu gördü. "Başka biri yapacak gibi durmuyordu." "Peki Sör Arlan şimdi nerede?" "Öldü." Kafasını kaldırıp tekrar kadına baktı. Bağcıklarını sonra da bağlayabilirdi. "Onu bir dağ eteğine gömdüm." "Bir savaş esnasında cesurca mı hayatını kaybetti?" "Hayır bir yağmurdan sonra. Soğuk algınlığına yakalandı." "Yaşlı insanlar narindir bilirim. Bunu ikinci kocamdan öğrendim. Onunla evlendiğimde daha on üç yaşındaydım. Bir sonraki sene elli beş yaşına girecekti ki kendisi yeni yaşını görebilecek kadar uzun yaşadı. Ölümünden altı ay sonra bir erkek evlat dünyaya getirdim. Ancak Yabancı, kocam gibi evladım için de geldi. Rahipler kocamın, evladının yanında olmasını arzulamış olabileceğini söylediler. Sizce de öyle mi sör?" "Şey," dedi Dunk tereddüt içinde. "bu doğru olabilir leydim." "Saçmalık," diye karşılık verdi kadın. "çocuk çok zayıf doğmuştu, küçücük bir şeydi. Emerken bile güçlük çekerdi. Yine de. Tanrılar çocuğun babasına elli beş sene verdiler. İnsan tanrıların o babanın evladına üç günden daha fazla bir süre verebileceklerini düşünür." "Evet düşünebilir." Dunk tanrılar hakkında çok az şey bilirdi. Bazen kiliseye gidip Savaşçı'nın kendisine güç bahşetmesi için dua ederdi ancak bunlar dışında Yediler ile pek işi olmazdı. "Sör Arlan'ın ölmüş olmasına üzüldüm," dedi, " ve sizin Sör Eustace'in hizmetine girmenize ise daha çok üzüldüm. Bütün yaşlılar aynı değildir Sör Duncan. Pennytree'deki evinize gitseydiniz daha iyi ederdiniz." "Kılıcım üzerine yemin ettiğim
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
davranmaya bu kadar zorlamışken, gelip sizinle dalga geçmemeliydim. Ancak o kadar kızarmıştınız ki... Bu kadar boy attığınız köyünüzde size hiç sataşan bir kız olmadı mı?" "Köyüm Kral'ın Şehri'ndeydi." Kenar Mahalleden bahsetmek istemiyordu. "Orada kızlar vardı elbette ancak..." Bu tür sataşmalar Kenar Mahalle'de bazen bir parmağın kesilmesi ile sonuçlanırdı. "Sanırım size sataşmaktan korkuyorlardı," dedi Leydi Rohanne örgüsünü okşayarak. "Uzun boyunuzdan korkmuş olmalarına şüphe yok. Lütfen Leydi Helicent hakkında kötü düşünmeyin. Sevgili kardeşim kendi halinde saf birisidir ancak içinde kötülük yoktur. Rahibeleri olmadan elbiselerini giyemez bile." "Onun yapmadığını biliyorum. Hata benimdi." "Çok kibarsınız ancak yalan söylüyorsunuz. Sör Lucas'ın işi olduğunu biliyorum. O zalimce bir espri anlayışına sahiptir ve bunun üstüne bir de siz Sör Lucas'ı kızdırdınız hem de onu görür görmez." "Kızdırdım mı?" dedi Dunk aklı karışmış bir şekilde. "Ona hiç kötü davranmadım." Leydi Rohanne gülümsedi ve gülümsemeyi gören Dunk kendini keşke daha çirkin olsaydı diye dilerken buldu. "Onunla yan yana iken gördüm sizi. Ondan bir karış kadar daha uzunsunuz. Ve Sör Lucas'ın tepeden bakamadığı biriyle tanışmayalı epey bir zaman geçmişti. Kaç yaşındasınız sör?" "Nereyse yirmi yaşındayım, eğer sizi de memnun eder ise." Dunk henüz on dokuz veya on sekiz yaşında olsa da yirmi demesini seviyordu. Nasıl olsa kimse yaşı konusunda tam emin değildi. Herkes gibi elbette bir annesi ve babası vardı ancak Dunk onları hiç tanımamıştı. Hatta isimlerini bile bilmiyordu. Ve Kenar Mahalle'deki hiç kimse doğduğu andan itibaren onunla ilgilenmemişti. "Göründüğünüz kadar kuvvetli misiniz?" "Ne kadar kuvvetli görünüyorum leydim?" "Ah, en azından Sör Lucas'ı rahatsız edecek kadar. Her ne kadar onu ben seçmesem
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı
"Koca bir göbeğe sahip olmak için boş bir boğaz lazım değil mi?" dedi rahip Sefton yüzsüzce. "Aksi halde daha zayıf bir hale gelirsin." "Kızıl Dul sen misin?" dedi Egg hayretler içinde. "Boyun neredeyse benim kadar!" "Bundan altı ay kadar önce başka bir çocuk da aynı yorumda bulunmuştu. Ben de onu ayaklarından astırdım ki boyu daha çabuk uzasın." Leydi Rohanne, onları yüksekten gören yerine geçip, saç örgüsünü sol omzunun üzerinden göğsüne çekti. Örgüsü o kadar uzundu ki ucu, adeta uyuklayan bir kedi yavrusu gibi kucağında sarmal hale geliyordu. "Sör Duncan, siz avluda kendinizi iyi niyetli
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
gibi onun da denediği ilk on elbise, içinde bulunduğu ruh haline yakışmamış olacak. Biraz daha şarap ister miydiniz?" Soruya cevap bile beklemeden rahip iki bardağı da ağzına kadar doldurdu. "Leydi Webber sandığım diğer leydi," dedi Dunk konuyu değiştirme niyeti ile, "o da sizin kızınız mı?" "Hepimiz Yedilerin çocuklarıyız sör, ama bu bir kenara bırakırsak, hayır. Leydi Helicent, baharda vefat eden Sör Rolland Uffering'in yani Leydi Rohanne'in dördüncü kocasının kız kardeşiydi. Benim ağabeyim Leydi Rohanne'in üçüncü kocası Sör Simon Staunton'dı ki kendisi talihsiz bir şekilde boğazına kaçan tavuk kemiği yüzünden boğularak öldü. Donukhendek hayaletler ile doludur, denir hep. Bir koca ölür ancak onun akrabaları leydinin şarabını ve yemeklerini yemek için kalede kalır. Tıpkı ipekler ve kadifeler ile sarmalanmış pembe tombul çekirgelerin istilası gibi." Ağzını sildi. "Ve şimdi yeniden evlenmek zorunda. Hem de kısa süre içinde." "Zorunda mı?" dedi Dunk.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı