Qalib

ormanlarından birinin sınırında buldular. Yeşillik uzaktan davetkar duruyordu ve Dunk'ın aklına gölgeli vadiler ile çağıldayan dereler getirmişti. Ama ağaçların yanına geldiklerinde ormanın ince, zayıf ve kopuk dallı ağaçlardan oluştuğunu gördüler. Bazı büyük meşe ağaçları yaprak döküyordu ve çam ağaçlarının yarısı gövdelerindeki kurumuş dikenleri ile birlikte, Sör Bennis kadar kahverengi haldeydi. Beterin de beteri diye düşündü Dunk. Tek bir kıvılcım ile burası meşaleye döner.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kalesi'ne götür. Ben suya ne olmuş ona bakmaya gidiyorum." "Nehirler sürekli kuruyup durur," dedi Bennis. "Sadece gidip baka—" "Kaldırdığın taşın altına baktığın gibi mi? Gidip taşları kaldırmaya çalışma Gerzek, altından ne çıkacağını asla bilemezsin. Standfast Kalesi'nde gayet güzel ot minderlerimiz var. Her zamankinden fazla yumurtamız var ve yapacak bir işimiz de yok. Sör İşe Yaramaz'ı dinleyip eskiden ne kadar yüce olduğunu tartışıp dur. Sözüme kulak ver ve bu işin peşini bırak. Hepsi bu kadar."
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
uyuyorsun, biraz saygı göster." "Sen ona ikimizin toplamda duyacağı kadar saygı duyuyorsun zaten Dunk," dedi Bennis. "Onu istediğim şekilde çağırırım."
Sayfa 11·Kitabı okudu
Alıntı
yanında adamın dişleri bile kahverengiydi. Tabi dişlerinin ucunda kalan kırmızı ekşiotu lekelerini saymazsak. Bütün bu kahverengilik arasında göze çarpan farklılık, adamın küçük, şaşı, fesatlıkla parıl parıl parlayan soluk yeşili
Sayfa 10·Kitabı okudu
Alıntı
Kahverengi Kalkanlı Sör Bennis eski tahta köprünün üzerinde bekliyordu. "Geri döndünüz ha," diye seslendi. "Siz gideli o kadar zaman geçti ki, ihtiyarın verdiği gümüşü alıp kaçtınız diye düşündüm." Bennis tüylü katırının üzerinde oturuyordu ve ağzında da ağzının içini sanki kan kaplıymış gibi gösteren bir tomar ekşiotu2 vardı.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Alıntı