"Cennetin nasıl olduğunu tam olarak bilemeyiz ama ben burada kendi cennetimde gibi hissettim."
"Ben de kendi cennetimdeyim," dedi beni işaret ederek. "Ve tam şu an zamanın durması gerekiyor."
"Demek ki tam tanıyamamışsın," dedi Marco devam etmesine izin vermeyerek."Çünkü ben", yüzünde gülümseme oluştu, "kardeşimi yarı yolda bırakıcak bir adam değilim,hiç de olmadım."
Duraksadı ve sonrasında teslim oluyormuş gibi gülümsedi."Ve sen.En başından beri her şeyinlr sen,bana daima boyun eğdiren o kişisin.Söylesene,nasıl baş edeceğim ben seninle? Ya da baş etmek isteyecek miyim,bilmiyorum çünkü senin karşında boynumun kıldan bile ince olmasını da seviyorum."
"Gülümse, Sevgili Avukat," dedi tutkuyla. "Çünkü bir peçeteden çiçeği bile saklayabilecek kadınla beraberim,bunun bir hayal olmadığını kendime hatırlatmak için fotoğrafını çekmem gerekiyor".
"Anlıyorum",dedim sadece."Fakat sen de beni anla,seninle tanışmak,seninle yürümek,seninle birlikte savaşmak ve seni sevmek," başımı aşağı yukarı salladım,"benim kaderimdi.Eğer öleceksek bu da benim kaderjm.Senin için ölebilirim,seninle ölebilirim,hiçbir korkum yok bunlardan."