“Karnın acıktığında er-Rezzak olan Allah’ın rızık verici olmasından önce aklına “keşke param olsaydı karnımı doyururdum.” diye geliyorsa,
Hastalandığına es Şâfi olan Allah’ın şifa vermesinden önce aklına “keşke param olsaydı o zaman şifa bulmama yardım ederdi.” diye geliyorsa,
Korktuğunda el Hâfız olan Allah’ın korunmasına sığınmaktan önce aklına “keşke param olsaydı beni koruyacak adamlar tutardım.” diye geliyorsa,
Toplumda itibarsız görüldüğünde el-Muizz olan Allah’ın şereflendirmesinden önce aklına “keşke param olsaydı insanlar bana saygı duyardı.” diye geliyorsa,
Bir nimete kavuşup sevindiğinde el-Mün’im olan Allah’ın sana nimet verişinden önce aklına “iyi ki param var, bu sayede istediğimi alabildim.” diye geliyorsa…
O zaman sen Allah’a değil paraya tevekkül ediyorsun demektir. Para sadece sebeptir. Sebebin yaratıcısı ise Allah’tır.”
“Makam ve mevki, mümin açısından kendi şahsî arzu ve ihtiraslarını gerçekleştirmek için değil, İslam’ın değer ve hükümlerine hizmet etmek içindir. Ama eğer kişi makam-mevki için dinin hükümlerini bir kenara bırakıyor, kırmızı çizgileri çiğnemeye başlıyorsa o zaman biz makam ve mevkinin esiri olmuşuz demektir.”
“Mal-mülk, bu dünyada bizim istifade etmemiz, temel hizmetlerimizi karşılamamız için bize hizmetçi kılınmıştır. Eğer insan mal ve mülkü araç olmaktan çıkarıp amaç hâline getirirse, onunla sevinir onunla üzülürse, onun yüzünden dost olup onun yüzünden düşman olursa, sabah ilk kalktığında aklına o gelip, akşam yatarken aklından onu geçirirse, o zaman malın mâliki değil de mal olun mâliki olmuş olur.”