Deniz Ulaş Polat

Burjuvazi, yani sermaye geliştikçe, ancak iş buldukları sürece yaşayabilen ve ancak emekleri sermayeyi artırdığı sürece iş bulabilen modern emekçiler sınıfı olan proletarya da gelişir. Kendilerini parça parça satmak zorunda olan bu işçiler bütün öteki ticari mallar gibi bir metadırlar ve bu yüzden de rekabetin yol açtığı bütün karışıklıkların, piyasada meydana gelen bütün dalgalanmaların etkisine açıktırlar
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Peki, burjuvazi bunalımların nasıl üstesinden gelir? Bir yandan yığınla üretici gücü zorla yok ederek; öte yandan da yeni pazarlar ele geçirerek ve eski pazarları daha da fazla sömürerek. Yani daha yaygın ve daha şiddetli bunalımların yolunu açarak ve bu bunalımları önleyebilecek araçları gittikçe azaltarak. Burjuvazinin feodalizmi yere çalarken kullandığı silahlar şimdi burjuvazinin kendisine çevrilmiştir. Ama burjuvazi kendisine ölüm getiren silahları geliştirmekle kalmamış, aynı zamanda bu silahları kullanacak insanları, modern işçileri, proleterleri yaratmıştır.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Burjuvazi bütün üretim araçlarını sür’atle iyileştirerek, iletişimi müthiş kolaylaştırarak, herkesi, en barbar ulusları bile medeniyetin içine çeker. Mallarının fiyatlarının ucuzluğu, bütün Çin setlerini yerle bir eden, barbarlar arasındaki en dikkafalı yabancı düşmanlığını bile teslimiyete zorlayan ağır topçusudur onun. Bütün ulusları, şayet yok olmak istemiyorlarsa, burjuvazinin üretim tarzını benimsemeye mecbur bırakır; bu sözde medeniyeti ithal etmeye, yani burjuva olmaya mecbur bırakır. Sözün kısası, kendi suretinde bir dünya yaratır kendine. Burjuvazi kırı şehrin egemenliğine tâbi kılmıştır. Muazzam şehirler meydana getirmiş, kırsal nüfusa oranla şehirli nüfusu büyük miktarda artırmış, böylece nüfusun önemli bir bölümünü kırsal hayatın budalalığından sıyırıp çıkarmıştır. Kırı şehre bağımlı kıldığı gibi, barbar ve yarı barbar ülkeleri medenileşmiş ülkelere, köylü halkları burjuva halklara, Şark’ı Garp’a bağımlı kılmıştır.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır. Burjuvazi, iktidara geldiği her yerde bütün feodal, ataerkil, kırsal cennet fantezilerine hitap eden ilişkileri kırıp geçirdi. İnsanları doğal amirlerine bağlayan envai çeşit feodal bağları acımaksızın koparttı, insanla insan arasında çıplak çıkardan, duygusuz “peşin ödemeden” gayrı bir bağ da bırakmadı geriye. Dindarâne cezbeyi, şövalyece tutkuyu, darkafalı orta sınıf hüznünü, bencil hesapçılığın buz gibi soğuk suyunda boğuverdi. Kişisel onuru değişim değerine çevirerek feshetti, kâğıda geçerek kazanıma dönüşmüş sayısız özgürlüğün yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü geçirdi. Sözün kısası, dinsel ve politik illüzyonlarla perdelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, doğrudan, kuru sömürüyü koydu. Burjuvazi şimdiye kadar sofuca bir mahcubiyetle bakılan ve saygıdeğer faaliyetlerin tümünü görünüşlerindeki kutsiyetinden soyundurmuştur. Hekimi, hukukçuyu, rahibi, şairi, bilimadamını kendi ücretli işçilerine dönüştürmüştür. Burjuvazi aile ilişkilerinin içli ve hisli peçesini indirmiş, safi para ilişkisine geri götürmüştür bu ilişkileri.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
Feodal toplumun çöküşünden doğan modern burjuva toplumu sınıf çelişkilerini ortadan kaldırmış değildir. Yalnızca yeni sınıflar, yeni baskı koşulları, yeni mücadele biçimleri koymuştur eskilerinin yerine. Ancak bizim çağımız, burjuva çağı, sınıf çelişkilerini basitleştirmesiyle temayüz eder. Tüm toplum gitgide iki büyük düşman kampa, birbirinin tam karşısına dikilen iki büyük sınıfa ayrılmaktadır: burjuvazi ve proletarya.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam