Burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır.
Burjuvazi, iktidara geldiği her yerde bütün feodal, ataerkil, kırsal cennet fantezilerine hitap eden ilişkileri kırıp geçirdi. İnsanları doğal amirlerine bağlayan envai çeşit feodal
bağları acımaksızın koparttı, insanla insan arasında çıplak
çıkardan, duygusuz “peşin ödemeden” gayrı bir bağ da bırakmadı geriye. Dindarâne cezbeyi, şövalyece tutkuyu, darkafalı orta sınıf hüznünü, bencil hesapçılığın buz gibi soğuk suyunda boğuverdi. Kişisel onuru değişim değerine çevirerek feshetti, kâğıda geçerek kazanıma dönüşmüş sayısız özgürlüğün yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü geçirdi. Sözün kısası, dinsel ve politik illüzyonlarla perdelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, doğrudan, kuru sömürüyü koydu.
Burjuvazi şimdiye kadar sofuca bir mahcubiyetle bakılan
ve saygıdeğer faaliyetlerin tümünü görünüşlerindeki kutsiyetinden soyundurmuştur. Hekimi, hukukçuyu, rahibi, şairi, bilimadamını kendi ücretli işçilerine dönüştürmüştür.
Burjuvazi aile ilişkilerinin içli ve hisli peçesini indirmiş,
safi para ilişkisine geri götürmüştür bu ilişkileri.