İnsanın kabul ettiği bir hatasını açıkça söyleyerek yıllar sonra bile olsa bu hatanın onu yıkma gücünü elinden alması daha mı doğruydu? Böyle bir hatanın saldırıya geçtiği güç, kişinin bu hatayı işlerken sahip olduğu inanca eşdeğer değil miydi? O halde kişi, onu çöküşe götüren olguyu
zamanım ve nedeni bilmeden kendi mi yaratıyordu?
Demek ki dışarının çok
uzaklarından içerinin en derinlerine doğru sürekli bir geçiş söz konusu, tabii bu esnada bir de her insanın kendine
özgü sözvarlığı mevcut, işte bu nedenle meselenin bütün dünyada ve tüm zamanlarda geçerli tek dil olduğunu muhtemelen kimse fark etmedi