Taziyeler devam ederken tanımadığımız bir öğretmen geldi, Fatiha okudu, taziye verdi. Gözlerinden yaşlar aktı. "Neden ağladınız?" diye sordum. Anlattıkları arada bulunan herkesi duygulandırdı. "Hacı Seyfullah amca ile benim bir hatıram var, onu anlatacağım. Ona ve size karşı mahcubum," dedi. "Ne oldu peki?" diye sordum bu sefer.
Anlattı.
"Ben Dadaşkent'te bir okulda öğretmenim. Buraya üç sene önce Zonguldak'tan taşındım. Pazar günüydü. Yardım alabileceğimiz herhangi bir kimse ya da hamal bulamadık. Fazla eşyamız da yoktu. Kamyon iç sokağa giremediği için sokağın başında eşyaları boşaltıp gitti. Eşim ve ben eşyaları eve taşımaya başladık. Kısa bir süre sonra birisinin patates çuvalını alıp gittiğini gördük. Hırsız zannettik ama adam sırtı dönük olarak bizim eve doğru gidiyordu. Kapıya varınca çuvalı yere koydu ve yüzünü döndü. Bir de ne görelim, sakallı, yaşlı bir adam. Onu bir hırsız gibi düşünmekten utandık biraz. Yanına gittim ve ' Amca sen ne yapıyorsun?' diye sordum. "Evladım hoş geldiniz. Yardıma ihtiyacınız olduğunu gördüm. Geldim ki size yardım edeyim ve beraber taşıyalım eşyayı,' dedi. Bir tuhaf olmuştu içim. Beklemediğimiz bir hareketti bu. Bize sonuna kadar yardım etti ve taşıdık eşyayı. Bundan sonra aynı mahallenin komşusu olacağımızı ve bir ihtiyaçları olursa elinden geleni yapacağını söyleyerek gitti"
"Eşim bana kızdı ve ' Hiç olmasa bir çay verseydik yaşlı adama!" dedi. Hem ev karmakarışıktı ve hem de aklıma gelmemişti. 'Ben onu bulurum inşallah,' dedim. Cuma günü namaz için camiye gittiğimde bir de ne göreyim! Bize yardım eden adam hutbe okumak için minbere çıktı. Şaşırıp kaldım. 'Meğer mahallenin imamıymış ya! Ne güzel,' dedim içimden. Namazdan sonra gidip elini öptüm ve helallik istedim. 'Hocam sen bizim mahallenin imamıymışsın meğer. Öyle çok mutlu