"Hakikat ne duyumsal olanda, ne algılanabilir olanda ne de bu ikisinin karışımında bulunabilir."
Bu sebeple, her daim şüpheciliğe devam etmek ve dogmatizmden sakınmak gerekir. Niçin dogmatizmden sakınmak gerekir? Çünkü Dogmatismus, yöntemlerinin doğruluğu konusunda katıdır ve bilginin mümkün olduğunu savunur. Haliyle değişime veya gelişime gerek görmez, yani tutucudur. Skeptik ise, bilginin mümkünlüğünden umudu kesmiş olmasına karşın, hakikatin peşinde koşmaktan kendini alamayan ve sürekli hakikati arayan biridir. Ne var ki, hakikat; hiçbir Ariadne ipinin yardım edemeyeceği bir labirenttir ve ölümlü zihinlere yasaktır, bu açıdan felsefe; nitimur in vetitum (yasak olan için çaba) olarak adlandırılabilir. Ayrıca bu çaba, hayata anlam katmanın en rasyonel yoludur çünkü Schopenhauer'in de dediği gibi; "Varoluşumuz çok dik bir tepeden aşağı koşan bir adama benziyor. Eğer durmaya çalışırsa şüphesiz düşecektir, çünkü buna kadir değildir. Onun ayakta kalabilmesi için her daim koşması gerekir."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Böylece din, kurumsallaşmış bir inanç sistemidir ve bu kurumsallaşmış inanç, çok uzun yıllar boyunca insanları bir arada tutmayı, onları bir kimlik altında toplamayı, onlara savaşa gidecek motivasyonu vermeyi ve insan öldürmek, köleleştirmek ya da ganimet toplamak gibi şeyleri sıradanlaştırmayı başarmıştır. Bu sebeple de insanlar uzun yıllar boyunca din adına savaşmış, din adına katliam yapmış ve çeşitli insanları -kutsal olduklarına inandıkladı için- tanrılaştırmışlardır. Çoğu zaman bir rahibin sözü, kralların sözünden bile daha kıymetli hale gelmiş ve kendini onlarca savaşa katılarak kanıtlamış olan krallar dahi, papazların elinden taç giymek zorunda kalmışlardır. Bu esnada dindarların bir kısmı, şiddet isteklerini dışarı vurabilmek için dinsizleri veya günahkârları ana hedef yapmışlardır; bu açıdan din, kötülüğü kanalize etmenin de bir yöntemidir.
Tanrı, vasfı gereği "her şeyi bilen" ise, bu durumda Tanrı'nın her şeyi bilen olmaması imkânsızdır. Yani Tanrı istese de istemese de her şeyi bilen olmak zorundadır. Zira aksi mümkün değildir. O halde Tanrı, tabiatı gereği kendini her şeyi bilen bir vaziyette bulmuş olmalıdır. Bu da Tanrı'nın her şeye hakim olduğu fikriyle çelişir.
Belki Dünya’da çoğu kişi sonuçlar yerine süreci vurgulardı ama hayatta kalmanın zorlu olduğu, ölümcül tehlikelerle dolu bu dünyada zafer genellikle hayatta kalmak, yenilgi ise ölüm ve her şeyi kaybetmek anlamına geliyordu.
Kazananlar her şeyi kazanır, kaybedenler ise her şeyi kaybederdi; hemen herkes bu düşünceyi onaylardı.
109. Bölüm: Ağaç Ev Likör solucanını saklıyor·Kitabı okuyor