Butterfly

Butterfly
@Deepdark
46 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Demokritos -en azından benim düşünceme göre - daha sonraki bütün ilkçağ ve ortaçağ düşüncesini geçersiz kılan belli bir kusurdan muaf olan son Yunan Filozoftur. Buraya kadar ele aldığımız bütün filozoflar, ön yargısız bir şekilde dünyayı anlama çabasına giriştiler anlamanın olduğundan daha kolay olduğunu sandılar; ama bu iyimserlik olmasaydı, bir başlangıç yapma cesaretini bulamazlardı. Tutumları, yalnızca kendi çağlarının ön yargılarını cisimleştiremedikleri sürece, esastw sahiden bilimseldi, yalnızca bilimsel değildi; yaratıcıydı, zindeydi ve macera zevkiyle doluydu. Her şeyle - meteorlar ve tutulmalar, balıklar ve fırtınalar, din ve âhlak- ilgilendiler; nüfuz eden bir anlıkla çocukların canlılığını birleştirdiler.
Sayfa 149 - ALFA FELSEFE
Reklam
Pythagorasla başlayan matematik ile teolojinin birleşimi Yunanistan’da, ortaçağda ve Kant’a kadarki modern zamanda din felsefesini karakterize etti. Pythagoras’tan önce Orpheosçuluk, gizemli Asya dinlerine benzerdi. Ama Platon’da, St. Augustinus’ta, Thomas Acquinas’ta, Decartes’ta, Spinoza’da ve Leibniz’de dinin ve akıl yürütmenin, ahlaki arzunun zamansız olana mantıksal hayranlıkla harmanlanması söz konusudur; bu harmanlanma Pythagoras’tan gelir ve Avrupanın akıl süzgecinden geçirilmiş teolojisini Asya’nın. daha dolambaçsız mistisizminden ayırt eder. Pythagoras’ın nerede yanıldığını açıkça söylemek ancak çok yakın zamanda olanaklı oldu. Düşünce alanında onun kadar etkili olmuş başka birini tanımıyorum. Bunu söylüyorum; çünkü Platonculuk olarak görünen şey çözümlendiğinde, özünde Pythagorasçılık olduğu görülür. Duyulara değil zihne açılan öncesiz-sonrasız bir dünya kavrayışı, ondan türemiştir. O olmasaydı Hristiyanlar İsa’yı Söz olarak düşünmezdi; o olmasaydı teologlar Tanrı’nın ve ölümsüzlüğün mantıksal kanıtlarını aramazdı, ama bütün bunlar onda henüz örtüktür. Nasıl alenileştiği, biz ilerledikçe ortaya çıkacak.
Sayfa 88 - ALFA FELSEFE
Bana göre matematik, duyuüstü anlaşılır bir dünyaya inancın yanı sıra, öncesiz-sonrasız ve tam hakikâte inancın da baş kaynağıdır. Geometri tam daireleri ele alır; duyulur hiçbir nesne tam olarak daire değildir; pergelimizi ne kadar dikkatli kullanırsak kullanalım, bazı kusurlar ve düzensizlikler olacaktır. Bu da her muhakemenin duyulur nesnelere karşıt olarak ideale uygun olduğu görüşünü ima eder; daha ileri gidip, düşüncenin duyudan daha soylu ve düşünce nesnelerinin duyu-algı nesnelerinden daha gerçek olduğunu savunmak doğaldır. Zamanın öncesizlik-sonrasızlıkla ilişkisiyle ilgili mistik öğretiler de soyut matematikten güç aldı; çünkü matematiksel nesneler, örneğin sayılar, gerçekseler, öncesiz- sonrasızdırlar ve zamana bağlı değildir. Bu tür öncesiz- sonrasız nesneler, Tanrı’nın düşünceleri olarak tasavvur edilelebilir. Platon’un Tanrı’yı bir geometrici kabul eden öğretisi ve Sir James Jeans’ın Tanrıyı aritmetiğe düşkün gören inancı buradan kaynaklanır. Pythagoras’tan ve özellikle Platon’dan itibaren, vahiy dinine karşıt olarak rasyonalist dine, tamamen matematik ve matematiksel yöntem egemen olmuştur.
Sayfa 87 - ALFA FELSEFE