Butterfly

Butterfly
@Deepdark
46 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Bir zamanlar Avrupa devletleri, istenilmeyen Yahudileri şehir gettolarına kapatmıştı. Bugün de egemen iktisadi sınıf, o e keyfi olmasa da aynı derecede şiddetli yöntemlerle, istenmeyen ama lüzumlu işçileri fevkalade bayağı, fevkalade büyük gettolara kapatıyor. Doğu Londra böyle bir gettodur; zenginlerin, güçlülerin ikamet etmediği, gezginlerin uğramadığı, iki milyon işçinin yığıldığı, ürediği ve öldüğü bir getto.
Sayfa 132 - İletişim
Zavallı Dan Cullen! Bilgi peşinde koşan Adsız sansız bir Jude, gündüzleri bedeniyle çalışıp gecenin geç saatlerinde kitap okuyan; bir hayali olan, amacı uğruna cesurca greve giden bir vatanperver, bir hürriyet âşığı, korkusuz bir savaşçı ve nihayetinde, yolunu kesen güçleri yenmeye cüssesi yetmeyen, yılgın, kötümser biri; son nefesini bir hastanenin fakirlere ayrılmış koğuşunda, ıstıraplar içinde veriyor- “ İrfan sahibi olabilecek ama olamamış kişinin durumu, bir teajedidir bence. “
Sayfa 104 - İletişim
Bu noktadan itibaren daha önceki eşi görülmemiş başarıya rağmen bozulmanın ve ardından aşamalı bir çöküşün ilk tohumları atılır. Demokritos’tan sonraki en iyi felsefede bile yanlış olan, evrenle karşılaştırıldığında insana yapılan yersiz vurgudur. Önce sofistlerle birlikte, taze bilgi edinme girişimi yerine nasıl bildiğimizi incelemeye yol açan kuşkuculuk gelir. Sonra, Sokrates’le birlikte etiğe vurgu; Platon’la birlikte saf düşüncenin kendi kendini yaratan dünyası lehine duyular dünyasının reddi; Aristotales’le birlikte bilimde temel kavram olarak amaca inanç ortaya çıkar. Platon’un ve Aristotales’in dehasına rağmen, düşüncelerinde sonsuz derecede zararlı oldukları kanıtlanan kötülükler vardır.
Sayfa 149 - ALFA FELSEFE
Demokritos -en azından benim düşünceme göre - daha sonraki bütün ilkçağ ve ortaçağ düşüncesini geçersiz kılan belli bir kusurdan muaf olan son Yunan Filozoftur. Buraya kadar ele aldığımız bütün filozoflar, ön yargısız bir şekilde dünyayı anlama çabasına giriştiler anlamanın olduğundan daha kolay olduğunu sandılar; ama bu iyimserlik olmasaydı, bir başlangıç yapma cesaretini bulamazlardı. Tutumları, yalnızca kendi çağlarının ön yargılarını cisimleştiremedikleri sürece, esastw sahiden bilimseldi, yalnızca bilimsel değildi; yaratıcıydı, zindeydi ve macera zevkiyle doluydu. Her şeyle - meteorlar ve tutulmalar, balıklar ve fırtınalar, din ve âhlak- ilgilendiler; nüfuz eden bir anlıkla çocukların canlılığını birleştirdiler.
Sayfa 149 - ALFA FELSEFE
Pythagorasla başlayan matematik ile teolojinin birleşimi Yunanistan’da, ortaçağda ve Kant’a kadarki modern zamanda din felsefesini karakterize etti. Pythagoras’tan önce Orpheosçuluk, gizemli Asya dinlerine benzerdi. Ama Platon’da, St. Augustinus’ta, Thomas Acquinas’ta, Decartes’ta, Spinoza’da ve Leibniz’de dinin ve akıl yürütmenin, ahlaki arzunun zamansız olana mantıksal hayranlıkla harmanlanması söz konusudur; bu harmanlanma Pythagoras’tan gelir ve Avrupanın akıl süzgecinden geçirilmiş teolojisini Asya’nın. daha dolambaçsız mistisizminden ayırt eder. Pythagoras’ın nerede yanıldığını açıkça söylemek ancak çok yakın zamanda olanaklı oldu. Düşünce alanında onun kadar etkili olmuş başka birini tanımıyorum. Bunu söylüyorum; çünkü Platonculuk olarak görünen şey çözümlendiğinde, özünde Pythagorasçılık olduğu görülür. Duyulara değil zihne açılan öncesiz-sonrasız bir dünya kavrayışı, ondan türemiştir. O olmasaydı Hristiyanlar İsa’yı Söz olarak düşünmezdi; o olmasaydı teologlar Tanrı’nın ve ölümsüzlüğün mantıksal kanıtlarını aramazdı, ama bütün bunlar onda henüz örtüktür. Nasıl alenileştiği, biz ilerledikçe ortaya çıkacak.
Sayfa 88 - ALFA FELSEFE