Çerçeve içine almak insanı ne müthiş! İnsanı insanda aramak ne derin yolculuk! Duraklar fışkırıyordu yerden, "vardım!" dedikçe. Yollar dev kağıt ruloları. Ve ne tuhaf; boyadıkça değil kazıdıkça derinleşiyordu tablo! Her tablonun altından yeni bir tablo çıkıyordu. Ressam paletini bumerang gibi fırlatıyordu semaya; yıldızlar taşısın. Arkeolog itinayla vuruyordu kazmayı toprağa; insan parçalarına ulaşsın. Kadim freskler gibi üzerinize yürüyordu kökler. Yaşlı bebeklerdi emen hayatın özsuyunu. Kimi zaman gök kubbeniz oluyordu, kimi zaman duvarlarınız. Bir renk tufanıydı bu! Ana renkler ıstırap. Yarı açık bir cezaevi; avlusuna dört renkten dört bin renk yağan!