Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Mustafa Kemal Paşa bir gün bana, Curzon'un Musul petrolleriyle kişisel ilgisi olduğunu söylemişti. Curzon Musul'daki 'Turkish Oil' şirketinin ortaklarındanmış. Sultan Abdülhamid bir zamanlar Musul petrollerinin sahibiymiş. Abdülhamid'in varisleri kendi haklarını Amerikalılara devretmişler. ABD 'Standard Oil'in çıkarlarını savunuyormuş. Amerikan temsilcisi Chaild, Musul'un 'açık kapıları' olması gerektiğini söylemiş. Mustafa Kemal, ''Musul İngilizler için, Kürdistan'a en yakın bir bölge olarak çok önemlidir,'' dedi. ''İngilizler Musul'u, tamamen anlaşılır amaçlar için ellerinde bulundurmak isterler. Çünkü Musul, Sovyet Rusya'ya, İran'a en yakın bir yol, Türkiye'ye baskı yapmak için en uygun bir bölgedir.'' İsmet Paşa Musul'u geri alamadı. Bu konuda Türkiye yenilgiye uğradı.
Sayfa 180
Reklam
Lozan Konferansı'nın toplanması, genç Türkiye'nin İtilaf Devletlerine karşı kazandığı parlak zaferin bir sonucuydu ve bütün halk bu konferansın akıbetiyle ilgileniyordu. Uzun bir süre Mustafa Kemal Paşa'nın hükümetini tanımayan İtilaf Devletleri yöneticileri, Sultan'ın feodal hükümetine ve halkın dinsel geleneklerine bel bağlamışlardı.
Sayfa 177
İtilaf Devletleri çevreleriyle ilişkisi olan gerici grubu, Rauf Bey, Kara Vasıf Bey, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa'nın idare ettiğini zikretmiştim. Bunlar gizli liderlerdi. Parlamentodaki 'ikinci grup'un açık liderleri ise, Hüseyin Avni Bey ile Hüseyin Selâhaddin Bey idi. Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey de bazen onların etkisinde kalırdı. Ama onun dış politika çizgisini daima Atatürk düzetirdi.
Sayfa 176
Yeni Türk düzenini yok etmek isteyen dış düşmanlarımıza yardım amacıyla kurulmuştu. Terakkiperver Parti yıkıcı çalışmalarında dini sloganlardan yararlanıyor, bu sloganlarla özellikle doğuda ayaklanmalar düzenliyordu. Bu gerici parti, kendi ajanlarını Anadolu'nun dört bir yanına gönderiyordu. Mustafa Kemal, partinin düşmanca niyetlerini biliyordu. Mustafa Kemal notlarında, asilerin vali olarak tanıdıkları asılmış Kadri'nin, Şeyh Said'e şunları yazdığını belirtmektedir: "Millet Meclisi'nde, Kâzım Karabekir Paşa'nın fırkası, ahkâmı şeriyeye riayetkâr ve dindardır. Bize müzaheret edeceklerine şüphe etmem..."
Sayfa 163
Yine Konya'da Türk Ocağı'nın Mustafa Kemal'in onuruna verdiği ziyafette, paşaya şöyle bir soru sorulmuştu: "Bizde halk devrimine karşı olan bir sınıf var. Bu sınıf, insanları hakiki din yoluna sokmak istemektedir... Bu sınıfa karşı ne gibi önlemler alınıyor?" Mustafa Kemal bu soruya şu karşılığı verdi: "Bu soru açık değil. Bizde dini vaaz eden özel bir sınıfın bulunduğunu, geri kalanların da bu haktan yoksun olduğunu söyleyemeyiz. Hoca olmak için mutlaka dini bir kılığa bürünmek şart değildir. Din adamlarımız arasında halkın göğsünü kabartacak kişiler vardır. Ama dini kılık taşıyan kara cahiller de vardır. Bu iki kategoriyi birbirine karıştırmamak gerekir. Din maskesi altında halkı aldatanların davranışlarıyla dört halifeden sonra dinimiz politikanın, kişisel entrikaların ve zulmün aleti olmuştur. Abbasiler devrinde, Emeviler devrinde, Osmanlılar zamanında böyle olmuştur. Ama bu çeşit namussuz insanlar, tarihte daima cezalarını görmüşlerdir. Ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim düşüncelerime değil, yalnız benim ülküme değil, o adım benim milletimin hayatıyla ilgili, o adım milletimin hayatına karşı bir kasıt, o adım milletimin kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir olanların yapacağı şey, mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Ben daha ileri giderek diyeceğim ki: Bunu sağlayacak yasalar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, bu çeşit olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam, yine de mücadele edeceğim."
Sayfa 160