Yine Konya'da Türk Ocağı'nın Mustafa Kemal'in onuruna verdiği ziyafette, paşaya şöyle bir soru sorulmuştu: "Bizde halk devrimine karşı olan bir sınıf var. Bu sınıf, insanları hakiki din yoluna sokmak istemektedir... Bu sınıfa karşı ne gibi önlemler alınıyor?"
Mustafa Kemal bu soruya şu karşılığı verdi:
"Bu soru açık değil. Bizde dini vaaz eden özel bir sınıfın bulunduğunu, geri kalanların da bu haktan yoksun olduğunu söyleyemeyiz. Hoca olmak için mutlaka dini bir kılığa bürünmek şart değildir. Din adamlarımız arasında halkın göğsünü kabartacak kişiler vardır. Ama dini kılık taşıyan kara cahiller de vardır. Bu iki kategoriyi birbirine karıştırmamak gerekir. Din maskesi altında halkı aldatanların davranışlarıyla dört halifeden sonra dinimiz politikanın, kişisel entrikaların ve zulmün aleti olmuştur. Abbasiler devrinde, Emeviler devrinde, Osmanlılar zamanında böyle olmuştur. Ama bu çeşit namussuz insanlar, tarihte daima cezalarını görmüşlerdir. Ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim düşüncelerime değil, yalnız benim ülküme değil, o adım benim milletimin hayatıyla ilgili, o adım milletimin hayatına karşı bir kasıt, o adım milletimin kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir olanların yapacağı şey, mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Ben daha ileri giderek diyeceğim ki: Bunu sağlayacak yasalar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, bu çeşit olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam, yine de mücadele edeceğim."