Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Halide Edip, Birleşik Amerika'nın, hiçbir art düşünce beslemeden, herhangi bir politik ve ekonomik baskıya başvurmadan Türkiye'ye yardım edebileceğini, bunun için de, Türkiye'nin Amerikan mandasını sağlamaya çalışması gerektiğini ileri sürdü. Halide Edip, Birleşik Amerika mandası sağlandığı takdirde, ABD'nin Türkiye'yi İngiliz baskısına karşı savunacağını da söyledi. Ben, Amerikan emperyalistlerinin Türkiye'yi, en aşağı Avrupa emperyalistleri kadar esaret altına almaya yetenekli olduklarını söyleyerek onunla tartıştım. Bunun üzerine Halide Edip, Birleşik Amerika'nın Filipinler'e yardımını örnek olarak ileri sürdü. Ben de kendisine tarihin bu yardımın bedelini gösterdiğini ve Filipinler'in tamamıyla Amerika'nın boyunduruğu altına girdiğini söyledim.
Sayfa 69
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Köylülerin birçoğu, padişah yardakçılarının çevirdiği dolaplardan söz ediyordu: "Buralarda çeşitli insanlar dolaşıyor. Bizi Mustafa Kemal Paşa'ya karşı ayaklandırmak istiyorlar... Diyorlar ki; Halifeyi, ehl-i müslimi savunmak gerekiyormuş... Meclis'e daha çok zenginleri seçiyorlar... Bizim köylülerden kimsecikler orada görülmüyor."
Sayfa 42
Feodal gelenekler, özellikle dinsel gelenekler hâlâ güçlü. Emperyalist devletlerin ajanları, padişahın yardakçıları dinsel fanatizmi körükleyip duruyorlar... Düzenli bir ordu henüz tamamıyla kurulmamış, ilk zamanlar bizde olduğu gibi, birbirinden ayrı birtakım çeteler faaliyet göstermekteler. Sık sık başkaldırmalar, ayaklanmalar oluyor. Mustafa Kemal güç bir durumda... Çevresinde henüz pek çok hoşnutsuzlar, düşmanlar var. Birleşik, kaynaşmış bir parti yok. Baş olmak isteyen birçok paşalar var. Kemal Paşa, millete dayandığını söylüyor, ama bu millet bir bütün değil ki... İçinde köylüsü, işçisi, burjuvası var. Üstelik burjuvazinin çıkarları da başka başkadır. Bir komprador burjuvazi var ki, tümüyle emperyalistlerden yana. Aydınların çoğu Mustafa Kemal'den yana. Ama işin esası apaçıktır; halk, emperyalist boyunduruğundan ve soygunundan kurtulmak, başındaki Sultan'ı, halifeyi ve iliklerine kadar çürümüş olan feodal beyleri atmak için savaşıyor. Halk başarıya ulaşacaktır.
Sayfa 37
Mihail Vasilyeviç Frunze - Ukrayna Kızıl Ordusu Başkomutanı
"Öldürülmüş 54 çocuk saydım" dedi heyecanla. "Rumları ayaklanma ve savaş yerlerinden kovuyorlar, yolda öldürüyorlar. Zaten onlar da yorgunluktan, açlıktan yere düşüyorlar ve onları terk ediyorlar. Korkunç bir manzara! At üstünde gitmenizi öneririm, giderken arada bir mutlaka sağınıza solunuza bakın, bu korkunç rezaleti göreceksiniz. Benim büyük üzüntümü Mustafa Kemal Paşa'dan saklamayınız. Mustafa Kemal'in bu işle bir ilgisi yok. Tam tersine onun, tehcir edilenlere ve esirlere insanca davranılması için kesin emirler verdiğini biliyorum. Bu cinayetler, bu zorbalıklar, suçsuz insanlara karşı yapılan işkencelere karşı gösterilen bu ilgisizlik, emperyalist zulmünden kurtulmakta olan bir ülke için hoş görülemez. Kamuoyu bunu mahkûm edecektir. Hiç şüphe yok ki bunun başlıca sorumluları İngiltere ve Fransız emperyalistleriyle padişah hükümetidir. Bu karışıklığı burada onlar yarattı. 'Pontus Devleti' kurmak gibi budalaca bir düşünceyi onlar ileri sürdüler ve Rum halkını bu isyana kışkırttılar.
Sayfa 35
Yine o sıralarda, İttihatçıların ünlü lideri Enver Paşa da Tiflis'teydi. Yaveri büyük bir ısrarla davet ettiği halde onunla karşılaşmayı reddetmek zorunda kaldım. Reddedişim tamamıyla bilinen bir sebepten ileri geliyordu. Enver Paşa, eski Osmanlı İmparatorluğu'nda büyük bir rol oynamıştı. Aynı zamanda Anadolu'daki milli hareketin ve şahsen Mustafa Kemal Paşa'nın amansız düşmanıydı. Şayet onunla görüşseydim, Rusya SFSC hükümetine ve şahsen bana karşı bir güvensizlik uyanmasına sebep olabilirdi. Görünüşe göre, Enver Paşa da bunu istiyordu.
Sayfa 32