Yunus Nadi sözlerine şöyle devam etmişti, "İttihatçıların, memleketin kanını, canını, zenginliğini Alman emperyalizmine sattıkları bizim için elbette apaçık bir şeydi. Osmanlı devletinin o zamanki idarecileri, başta Sultan olmak üzere, Türkiye'yi, İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların ve Yunanlıların egemenliğine teslim ettiler. Çiçerin çok doğru söylüyor: Memleketin kurtuluşu bizim elimizdedir, bizzat kendi elimizde. O, emperyalizmle savaşmak için Türkiye ile Rusya'nın güçlerini birleştirmelerini teklif etti. Sovyet hükümetinin Türk halkına seslenişi, bizi çok duygulandırdı ve canlandırdı. Buna karşılık da bizim gericileri kudurttu. Biz, Türk Milli Kurtuluş Savaşı idarecilerinin, Sovyet Rusya ile, Bolşeviklerle dostluk ilişkileri kurması gerektiğini anladık."