Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
İngiliz ve Fransız emperyalistleri, yeni Türkiye ile Sovyet Rusya arasında doğrudan bir bağlantıyı önlemek için Kırım ile Güney Kafkasya'yı ellerinde bulundurmaya büyük önem veriyorlardı. Kırım'da General Vrangel, Güney Kafkasya'da Gürcü Menşevikleri, Ermeni Taşnakları, Azerbaycan Müsavatçıları bu amaca hizmet ediyorlardı. Yunanlıların Trakya'yı, Edirne'yi, İtilaf Devletlerinin İstanbul'u işgal etmeleri de Sovyet Rusya'nın Türkiye ile bağlantı yollarını kapamaktaydı.
Sayfa 13
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kayzer Almanyası Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'yi askeri uydusu haline getirdiyse, savaştan sonra, Mondros Mütarekesi ve Sevr antlaşması sonucunda İtilaf Devletleri de Türkiye'yi parçalamaya, politik ve ekonomik bakımdan büyük emperyalist devletlerin tam anlamıyla egemenliği altına girmeye mahkûm etmişlerdi. Padişah hükümetinin ihanetine; Türkiye'nin birçok bölgesinin Fransızlar, İtalyanlar, İngilizler ve Yunanlılar tarafından işgal edilmesine; Padişah taraftarlarının birçok bölgede körükledikleri gerici isyanlara rağmen, dört yıllık bir savaşın bitkin bir hale getirdiği Türk halkı, özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak için istilacılara ve kendisini ezen yerli derebeylerine karşı başkaldırdı. Türk feodalleri, halkı aldatmak ve genç Türkiye'nin birliğini bozmak için, Mustafa Kemal Paşa'nın deyimiyle şeytanca tertiplere başvurmuşlardır. Yine bunlar, Batılı emperyalistlerin isteğine boyun eğerek, Türkiye ile Sovyet Rusya arasında dostça ilişkilerin kurulmasına da engel olmuşlardır.
Sayfa 11
Yunus Nadi sözlerine şöyle devam etmişti, "İttihatçıların, memleketin kanını, canını, zenginliğini Alman emperyalizmine sattıkları bizim için elbette apaçık bir şeydi. Osmanlı devletinin o zamanki idarecileri, başta Sultan olmak üzere, Türkiye'yi, İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların ve Yunanlıların egemenliğine teslim ettiler. Çiçerin çok doğru söylüyor: Memleketin kurtuluşu bizim elimizdedir, bizzat kendi elimizde. O, emperyalizmle savaşmak için Türkiye ile Rusya'nın güçlerini birleştirmelerini teklif etti. Sovyet hükümetinin Türk halkına seslenişi, bizi çok duygulandırdı ve canlandırdı. Buna karşılık da bizim gericileri kudurttu. Biz, Türk Milli Kurtuluş Savaşı idarecilerinin, Sovyet Rusya ile, Bolşeviklerle dostluk ilişkileri kurması gerektiğini anladık."
Sayfa 10
1920 yılının sonlarına doğru, Lenin'in genç Türkiye'ye yaptığı olağandışı yardım olayı vardır. Bu olayı Çiçerin'in sözlerinden naklediyorum. Üç Türk savaş gemisi Sultan'ın hükümetine katılmak istemediklerinden Sinop'ta İngilizler tarafından yakalanmış ve silahsızlandırılmışlardı. Gemilerin, başta subayları olduğu halde, yürekleri yurt sevgisiyle dolu 150 kişilik mürettebatı, İngilizlerin elinden kaçmayı başarmışlardı. Kemal Paşa, yardım etmesi için Sovyet hükümetine başvuruyor... Lenin, Karadeniz'deki Kızıl Donanma ile hemen temasa geçerek her ne türlü olursa olsun gemilere barınak sağlanmasını, iaşesinin verilmesini ve silahlandırılarak Mustafa Kemal Paşa'nın meşru yeni Türk hükümetine teslim edilmesini Çiçerin'e emrediyor.
Sayfa 8
Doğruluk her zaman saygı uyandırır.
Çiçerin, son söz olarak, "Sovyet diplomatı, onuruna çok değer vermek, arkasında her zaman büyük işçi-köylü devletinin bulunduğunu hissetmek, bununla birlikte kibirli olmamak, doğru olmak zorundadır. Sovyet diplomatı, çeşitli çetrefil durumlarda serbest ve kendinden emin durmalı, rakiplerinin hile ve usullerini elden geldiğince iyi bilmelidir. Her şeyden önce gerçeği ele geçirmeye çalışınız. Şu ya da bu siyasal sorun ortaya konurken her zaman net olunuz. Size sorulan bir soruya kendiniz cevap vermekte güçlük çekerseniz, daha sonra cevap vereceğinizi veya hükümetinizden soracağınızı söyleyerek onu erteleyiniz. Ya da düpedüz, bu konuyu bilmediğinizi söyleyiniz. Doğruluk her zaman saygı uyandırır" dedi.
Sayfa 5